"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Neden korkalım ki...

Mikail YAPRAK
18 Kasım 2021, Perşembe
Bu dünyada hepimiz şu veya bu şekilde korkulu anlar yaşamış, sevimsiz tehlikeler atlatmışızdır.

Atlattıktan sonra da Allah’a şükrederek, tekrarından O’na sığınmışızdır. Araba kazaları, depremler, yangınlar, ağır hastalıklar ve bunun gibi daha bir yığın istemediğimiz halde bize isabet eden hadiseler...

“Korkunun ecele faydası yok” ifadesi, çok bilinen ve çok söylenen bir deyimdir. 

Bu deyimle, kestirmeden ve ustaca anlatılmak istenen şu olsa gerektir: 

Gelmekte olan veya gelmesi ve olması muhakkak gibi görünen üzücü şeyler, korkuya kapılmakla önlenemez. Korku bilâkis tehlikeyi arttırır ve hatta vukuunu çabuklaştırır. 

Hani bazen bir uçağın havada arızalanıp düşme tehlikesi geçirmesi anında, korkuya kapılmayan ve telâş göstermeyen pilotun soğukkanlı ve ustaca manevralarıyla, tehlikenin zararsız veya az zararla atlatılması, yaşanan olaylar kabilindendir.

Bu pandemi döneminde de dikkat ve tedbire riayetle beraber Rahman ve Rahim olan Rabbimize sığınmaktır bize yakışan. 

Risale-i Nur’dan şu hakikatı da her daim hatırda tutalım: 

“Hem sana düşmanlık vaziyetini alan mikroptan tâ taun ve tufan ve kaht ve zelzeleye kadar bütün eşyanın dizginleri, o Rahîm-i Hakîm’in elindedirler. O Hakîm’dir, abes iş yapmaz. Rahîm’dir, rahîmiyeti çoktur. Yaptığı her işinde bir nevi lütuf var.” 1

Toplum hayatımızda gelişen hadiseler karşısında doğru tavır sergileyebilme noktasında da insandaki korku hissi her zaman her kademede kendini hissettirmiştir. Önceki gün gazetemizde manşetten verilen, “Biz niye korkalım ki, zulmedenler korksunlar” ifadesi, aslında korku hissine ayar verme vasfını taşıyordu..

İnsana emaneten verilen her özellik gibi, korku hissi de ancak yerinde, zamanında ve fıtrata uygun devreye girerse bir mâna ifade eder. Tarih boyunca cesaret timsali nice korkusuz kahramanlarımız, bunun en güzel örneklerini yaşayarak, kendilerinden sonraki nesillere miras bırakmışlardır. En büyük makamlarda bulunmalarına rağmen; halife, sultan ve padişah olmalarına rağmen en ön saflarda cepheye koşmuşlardır. Allah için, din ve vatan için, milletin birliği ve selâmeti için göğüslerini düşmana karşı siper ederken zerre kadar korkuya kapılmamışlardır. Onların tek korkusu, Allah’a hesap verememek olmuştur. 

İşte, adaleti ve hakperestliği dillere destan olan Hz. Ömer! Düşmanlarının yüreğine korku salan Hz. Ömer! Lânetli Şeytan’ın bile kendisinden korkup yoluna çıkamadığı Hz. Ömer! Bununla beraber karıncaya ayak basmaktan sakınan ve “Dicle kenarında bir kurt, bir koyunu kapsa, korkarım ki Allah bunu Ömer’den sorar” diyen Hz. Ömer!

Ve Nebevî irşadın ışığında aynı istikamette Allah yolunda korkusuzca bugüne kadar iz sürenler. Sıradağlar gibi maniaları aşarak gelenler..

Ve gele gele bir Bediüzzaman meydana çıkmış ki, sıradağlar gibi muhkem olan imanıyla kâinata meydan okumuştur!

Kur’ân’dan ilhamen yazdıklarında “korku” hissi de lâyık olduğu mâna ve mahiyete kavuşmuştur. 

İşte bir tek şu ifade bile korkuyu anlamamıza yetiyor: “Cenâb-ı Hak havf (korku) damarını hıfz-ı hayat için vermiş, hayatı tahrip için değil. Ve hayatı ağır ve müşkül ve elîm ve azap yapmak için vermemiştir.” 2

Unutmayalım. Aslında korkak olan zalimler, sadece korkakları korkutur. Korkaklar da zalimleri büyütür!

Habil ile Kabil’den bu yana böyle devam edegelmiştir.

Habil, Kabil’e şöyle der: “Beni öldürmek üzere elini bana uzatırsan, ben, seni öldürmek için sana elimi uzatmam; çünkü ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” 3

Şu îmana bakınız. Kendisini öldürmeğe kararlı gördüğü Kabil’den asla korkmuyor. Sadece Âlemlerin Rabbinden korkuyor. Asıl ömrünün sonuna kadar korku ve endişe içinde yaşayan ise Kabil oluyor.

Geliniz asıl bu emir karşısında hakikaten korkalım, titreyelim: “Ey iman edenler, Allah’tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah’tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” 4

Dipnotlar:

1- Sözler, s. 636.

2- Mektubat, s. 490.

3- Maide Sûresi, 5/28.

4- Haşr Sûresi, 18.

Okunma Sayısı: 2802
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mikail Yaprak

    18.11.2021 14:57:07

    Yorumları okudum, "deyim" yerine "atasözü" dikkate alınacaktır. Sağolun varolun..

  • Neslinur

    18.11.2021 11:11:24

    Allah razı olsun Mikail ağabey. Emeğinize sağlık. Nacizane düzeltmek gerekirse, " korkunun ecele faydası yok" deyim değil, atasözüdür. Bknz tdk.

  • Ali R. Yardimoglu

    18.11.2021 10:31:11

    Ne yazık, şimdi ise, anlamsız, Kim Jung Un' vari, 1 "Сталин" taklidcisinden, ve cazgırlarından, o gitse yerini dolduracak tagutlardan korkan, mahbus kadın çoluk çocuk garibleri unutan, bedbaht "güya hürler"........

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı