"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şahsîyet ve enanîyet

Mikail YAPRAK
05 Ekim 2023, Perşembe
Ne bahtiyardır onlar ki, attıkları her adımı rastgele atmazlar, rastgele söz sarfetmezler, biribirlerini gıybet edip çekiştirmezler.

O bahtiyar zümre, Allah’ın (cc) emirlerini, Resûlullah’ın (asm) sünnetini, lisan-ı halleriyle ilân etmek azmini taşırlar. Yazıya ve söze münhasır bırakmazlar. Benlikten ve enaniyetten sakınır ve sakındırırlar.

“Çünkü bu zamanda enaniyet çok ileri gitmiş. Herkes, kameti miktarında bir buz parçası olan enaniyetini eritmeyip bozmuyor, kendini mazur biliyor; ondan nizâ çıkıyor. Ehl-i hak zarar eder; ehl-i dalâlet istifade ediyor.”1

“Ey kardeşlerim! Dikkat ediniz, sizi enâniyette vurmasınlar, onunla sizi avlamasınlar. Hem biliniz ki, şu asırda ehl-i dalâlet ene’ye binmiş, dalâlet vadilerinde koşuyor. Ehl-i hak, bilmecburiye eneyi terk etmekle hakka hizmet edebilir. Enenin istimalinde haklı dahi olsa, madem ki ötekilere benzer ve onlar da onları kendileri gibi nefisperest zannederler, hakkın hizmetine karşı bir haksızlıktır. Bununla beraber, etrafına toplandığımız hizmet-i Kur’âniye ene’yi kabul etmiyor, nahnü istiyor. ‘Ben demeyiniz, biz deyiniz’ diyor.”2

Ancak “şahsiyet” ile “benlik” farklı şeylerdir. Şahsiyet; Allah tarafından verilmiş olan kabiliyetin ve maharetin şahıstaki tezahürüdür. 

Herkes sahip olduğu maharet ve kabiliyeti, Allah’ın ihsanı bilerek, O’nun rızası dairesinde ve O’nun yolunda kendine mâl etmeden istimal ve izhar edebilir. 

Bu yönden her insan diğer insandan ayrı ve mümtazdır. Cemaatleşmenin mânası da bu farklı ve mümtaz kabiliyetleri bir araya getirip birbirinden istifade ettirmesidir. 

Bu cihetle cemaat şahsiyetleri silikleştirmez, aksine onlardan istifade eder.  

Şahsın; kendini üstün ve değerli, başkalarını hakir görüp aşağılaması “benlik”tir, “enaniyet”tir. Bu menfi duygu ve bakış açısı ile cemaat olmak mümkün değildir. Bu yüzden cemaate giren birisinin bu gibi menfi duygu ve hallerden sıyrılması gerekir.

“Onlar, Rablerinin dâvetini kabul ederler ve namazı dosdoğru kılarlar. Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir.”3 

Bu âyet-i kerimeye kulak verince bilhassa bir noktaya nazar, hatta “hasr-ı nazar” lâzımdır. O nokta şudur: Rabbimizin dâvetini kabul etmek, namazı dosdoğru kılmak ve işleri istişare ile yapmak; âyet-i kerimede peş peşe ve birbirine bağlı olarak beyan ediliyor. 

Böylece istişarenin Rabbimiz katında ne kadar ehemmiyetli olduğu zahir ve aşikâr oluyor. 

Öyleyse Rabbanî dâveti kabul edip namazını dosdoğru kılan bir mü’min; namazda iken nasıl Rabb-ül Âlemin’e müteveccih olup, başka fani teveccühleri nazara almıyorsa, istişarelerde de sadece Allah’ın rızasını gözetir.

Ne kendinin, ne de başkalarının nefis ve hissiyatlarının hatırlarını değil, Hakk’ın hatırını esas alır.

“Nefsim ve hissim, nefisler ve hisler incinirse incinsin, ama Hakk’ın hatırı incinmesin, şahs-ı manevînin ruhu muzdarip olmasın” der, meşveret sonucuna razı olur ve meşveretler zeminlerinde haklı ve doğru bulduğu söylem ve çalışmalarına devam eder.

Dipnotlar:

1-Kastamonu Lâhikası, 120. Mektup

2-Mektubat/Yirmidokuzuncu Mektup, s.416

3-Şûrâ, 38.

Okunma Sayısı: 2135
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    5.10.2023 22:16:32

    Salih bey,hadiste tezat yoktur.Varmış gibi yazmış sınız.Yorumunuz kafaları karıştırıyor.Ümmet kavra mı özü itibarıyla nedir? Mevcüt insanlar ne dere ce ümmet vasfına sahip tir.Meselâ İbrahim(A.S) tek başına bir ümmettir deniliyor.Demekki dini doğru anlayan ve bütün gereklerini yerine getiren ümmet oluyor. Bu ister bir kişi olsun, isterse bir top luluk olsun fark etmek. Önemli olan istikamet üze re olmaktır.Rıza-i İlahiyeye göre yaşamaktır.Bugünkü çoğunluğu böyle değerlen dirmek lazımdır.Yoksa ha dis hakkında şüpheye dü çülür.Bu da çok tehlikeli dir.Aman dikkat!!!..

  • Ömer

    5.10.2023 13:01:37

    Nefsim ve hissim, nefisler ve hisler incinirse incinsin, ama Hakk’ın hatırı incinmesin, şahs-ı manevînin ruhu muzdarip olmasın” der, meşveret sonucuna razı olur ve meşveretler zeminlerinde haklı ve doğru bulduğu söylem ve çalışmalarına devam eder. Çok şükür meşveret var.

  • Salih baş

    5.10.2023 10:45:58

    Hadis te ümmetim kötülük te birleşmez diyor şimdi ise çoğunluk ya direk yada kalben taraftar veya susan dilsiz 😈 şeytan gibi kötülükte birleşiyor bunu nereye koyacağız

  • Ömer Faruk Özaydın

    5.10.2023 06:59:26

    Binler tebrikler. Hak ve hakikati bir defa daha nazarlara sunuşunuzdan dolayı..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı