"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sevgi küllenmesi

Mikail YAPRAK
16 Mayıs 2024, Perşembe
Daha düne kadar; senelik ömrümüzün büyük bir kısmını, sıladaki sevdiklerimizin özlemiyle geçirdiğimiz garbî bir coğrafyadan vatana avdetimizin “hayali cihan değer”di..

Hasretini çektiğimiz mekânda hasretimizi çekenler çoktu. Onların hasreti o kadar halis ve riyasızdı ki, yılda bir defa yerine üç defa, hatta bazen dört defa bizi yanlarına celbederlerdi. Oralar bizim için baba ocağıydı, ana kucağıydı.

Avrupa ortamında safiyetleri bozulmasın diye, anayurdumuzun maarifine havale ettiğimiz mâsum yavrularımın başında anneleri; onların başında da büyüklerimiz vardı.

Evlerimiz dershane; dershanelerimiz evimiz gibiydi. Büyük bir ailenin azaları gibi olmak ne güzeldi.

Vuslat coşkusuyla koşarak ve uçarak geldiğimiz yerden, geri dönüşümüz bir hayli zor ve hüzünlü olurdu.

Daha düne kadar; izin dönemine girerken, sevinçli, heyecanlı ve telâşeli halimize bakarak, yolculuğumuzun nereye olduğunu soranlara, “tâ Van’a kadar” derdik.

Sonra gördük ki, abartılı bir uzaklığı çağrıştıran “tâa” ifadesi; “vatan” kelimesinin içindeymiş. Böylece biz de hüzün verici “ta Van” halet-i ruhîyesinden sıyrılıp, kestirmeden “vatan” diyebilmeyi yeğledik.

Vatanî duyguları duyabilmek, sılayı soluklayabilmek için tâa Van’a gitmek zaruretinden azade kalıp, tavattun ettiğimiz her tarafa, her mekâna munis nazarlarla bakabildik.

Kendimizi “dâüssıla” derdinden bir türlü âzade kılamayınca, herkes gibi biz de doğup büyüdüğümüz yerleri unutamayınca; o zaman munis ve halis Van atmosferini, Erek esintisini, Zernabat ferahlığını, göl serinliğini ve Horhor heybetini bulunduğumuz coğrafyaya taşıyabilmenin gayreti içine girdik.

Ve meseleye, Üstâd’ın penceresinden bakmaya çalıştık.

“Madem her yer misafirhanedir; eğer misafirhane sahibinin rahmeti yar ise, herkes yardır, her yer yarar. Eğer yar değilse, her yer kalbe bardır ve herkes düşmandır.” diyebildik.

**

İnsanlar, bulundukları beldeden uzun süreliğine ayrılırken, helâlleşirler. Ve ilâve ederler: “Gidip de dönmemek, dönüp de görmemek var!” Yaşlandıkça, yaşadığımız bir gerçektir bu! Bir de, “ağzından yel alsın” derler, ama o yel o gerçeği alamaz da, bir yel gibi ağızdan çıkan o temenniyi alıp götürür; bazen ne giden döner, ne de dönen görür!

Geçen zaman zarfında, büyüklerimizin çoğu dünyasını değiştirirken küçüklerimiz büyüyüp çoluk çocuğa karışırlar, bir kısmı da başka diyarlara göç ederler.

**

Ömür takviminde yıllar yılları kovalarken, rutin ve sıcak seyahatlarımızın insafına kalan “vatan hasretimiz” de “güllenme” ile “küllenme” arasındaki gizli bir handikapın pençesine yakalanır. Artık bu girdabın pençesinden kurtulup, küllenmiş güllerle avunmaya çalışmak bile, ayrı bir teşebbüsü ve özel bir gayreti gerektirir hale gelir.

Bazı gerçekler gün geçtikçe daha bir sırıtıyor, acımasız yüzünü daha bir gösteriyor! Bunlardan biri de, sevgi küllenmesidir! Bunun da en baş sebebi “Gözden ırak olanın, gönülden ırak olması” gerçeğidir!.

Bu “sevgi küllenmesi” öyle bir şey ki, farkına varmak da, kabullenmek de zor! Yavaş yavaş, sinsice ve gizlice külleniverir sevgiler. Saçların dökülmesi gibi, belin bükülmesi gibi, cildin kırışması gibi. Çaktırmadan ve gözünün yaşına da bakmadan! Aklaşan ve kırlaşan saçlar gibi, külleniverir sevgiler!..

Okunma Sayısı: 1318
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı