"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kardeşlik hukuku

Muhammed Yusuf Akbaş
04 Ocak 2020, Cumartesi
Nesep kardeşliği, aynı ana ve babadan olmak demektir.

Yani kan bağı ile yakınlık anlamına geliyor ki bu insanın elinde ve iradesinde olan bir şey değildir. Kimse kiminle nesep kardeşi olacağını kendi tercih edemiyor, bunun takdiri Allah’a aittir.

İman kardeşliği ve yakınlığı, bütün kardeşlik ve yakınlıkların üstündedir. Nesep kardeşliği elbette çok önemlidir; lâkin iman ve İslâm kardeşliği ile çeliştiği ve çatıştığı takdirde, öncelik iman ve İslâm kardeşliğinindir. Bir Müslüman için önce inanç kardeşliği gelir. 

Bediüzzaman Said Nursî’nin eserleri arasında “Uhuvvet Risalesi” ayrı bir öneme sahiptir. Kardeşliğe vurgu yapan bu eser, özellikle de iman kardeşliğini ele almaktadır. Böyle bir eserin Kur’ân ve hadisleri bu asırdaki tefsir ve izahları olduğunu söyleyebiliriz. Ancak onun bazı Kur’ân âyetlerine dayanarak yaptığı yorumlara göre, bir mü’minin bir Hıristiyan veya Yahudi ile sanat ve sıfat dostluğu yapmasında bir sakınca yoktur ve Kur’ân böyle bir dostluğu yasaklamamıştır. Bir başka ifadeyle Uhuvvet Risalesi, Müslümanlar için bir yol haritası niteliğindedir.

Bediüzzaman Said Nursî’ye göre kardeşliği sağlayacak en önemli hususlardan birisi de, “Allah için sevme prensibidir.” Bu ilke, insanlara ya da gruplara gerçek kardeşlik iklimini yaşatacak olan önemli bir esastır. Çünkü sevdiğini Allah için seven bir insan, nefret ettiğinden de Allah için nefret edecektir. Bu ölçü sayesinde Allah’ın dinine hizmet edenler insanlardan ve gruplardan Allah için nefret etmek imkânsızdır. Ancak bu prensip sayesinde Allah için sevilirler. Bu ölçüye sahip olan bir insan, mü’minleri iman kardeşi olarak telâkki eder.

‘Uhuvvet Risalesi’ni yazarak mü’min kardeşine düşmanlık edeceğine içindeki düşmanlık duygusuna düşmanlık et, demiş; ihlâs ve samimiyeti hedef göstererek İhlâs Risalesi’ni yazmıştır.

Müsbet hareketi (olumlu, ılımlı, sabırlı davranmayı) vazgeçilmez prensip olarak sunmuş, öğrencilerini hiddetten, şiddetten uzak tutmuştur. Acz, fakr, şefkat, tefekkür, ikna, irşat, kavl-i leyyin (yumuşak söz) onun usûlünün ve üslûbunun esasları olmuştur.

İlimle mücadelenin cehalet, zaruret ve ihtilâfı ortadan kaldıracağına inanmaktadır. Anarşiliği küfr-ü mutlakın altı, istibdad-ı mutlakı da üstü olarak görmekte Risale-i Nur düsturlarının bu tehlikelere karşı kullanılmasının önemini dile getirmektedir.

Said Nursî, “Bizim vazifemiz müsbet harekettir” diyor ve herkesin bu prensibe bağlı kalmasını istiyordu.

Bu zamanda Müslümanın siyasî anlayışı bu olmalıdır: Önce barış ortamını sağlamak, sonra da orada hizmet etmek. Diğer bir ifade ile önce Hudeybiye Anlaşması ile gönüllerin fethi; sonra Mekke’nin fethi.

Bediüzzaman Hazretleri, ağzından hayatı boyunca imandan, marifetten, muhabbetten, kardeşlikten başka bir şey çıkmamıştır. Dinde her türlü zorlamayı da reddederek sevgi ve ikna yolunu öğütleyerek Müslümanların birleşmesinde en sağlam zemini göstermiş olmaktadır. Bu zemin ise hürriyet ve demokrasinin vücut bulduğu alandır.

Okunma Sayısı: 1264
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı