"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gelip geçen mevsimler

Muzaffer KARAHİSAR
07 Eylül 2021, Salı
Kâinat içinde cereyan eden zaman, insan ve varlıkların yaratılışından günümüze kadar nizam intizam içinde devam eden faaliyetlerine mevsimler penceresinden görmeye, anlamaya çalıştık.

Gelip geçen mevsimlere gaflet, ülfet ve cehalet perdelerini yırtarak; Kur’ân hakikatleri ufkundan tefekkürle “Hiçbir cihetle serseri tesadüfe ve kör kuvvete ve şuursuz tabiata havalesi mümkün olmayan…” vaziyetlerini, güzelliklerini, manzaralarını hayalen idrak ettik.

Kış mevsimi

Kış mevsimi, fırtınaların yağmur serpiştirmesiyle soğuk yüzünü göstermişti. Sert rüzgârların hırçın uğultusu çetin kış günlerinde canlıları tedirgin ediyordu. Sonra gökyüzünün mavi derinliklerinden dökülen beyaz kar taneleri tatlı bir sükûneti haber verdi. Savrularak aheste ve yumuşak dokunuşlarla inen beyazlıklar, tülbent gibi arzın yüzünü örterek kış uykusuna dâvet ediyordu.

Bütün canlılar, bir emre ve iradeye teslimiyetle, âcizliğin idrakiyle sessizce, beyaz örtü altında derin uykuya dalmışlar, ölümün farklı bir rengini hissediyorlardı. Bütün kâinat sessizliğin sesiyle hafî zikre dalmış, huzur ve huşû bulmuşlardı. 

Yeryüzü bir uçtan bir uca kadar seslerden, gürültülerden kurtulmuş, sükûneti tercih etmişti. Arz beyaz, nezih, nurlu, huzurlu, hikmetli örtüsüyle uyuyan çocuk gibi masum, nezih, saf ve zarif görünüyordu. 

Şairin: “Kanatlandı semaya sessizliğin kuşları/ Anladım; sessizliğe ben de gömüleceğim.” dediği gibi bütün kâinat ve mevcudat ölüm sessizliğine bürünmüş, zamanın akışını, İsrafil’in Sûr’u misal senevî haşrin sesini dinliyordu.  

Kâinatın sessiz çığlıkları binlerce hikmet, kemal ve rahmetle yaratılış sırlarını, manalarını, delillerini, bürhanlarını, hakikatlerini anlatıyordu. Mahlûkatı kuşatan ve tecelli eden renkler, sanatlar, güzellikler beyaz perdelerin altında tatlı bir rüyadan uyanır gibi bahar müjdelerini işittiler! 

Baharın ihtişamlı gelişi

Baharın gelişi her tarafta coşkulu, ihtişamlı bayram sevinciyle, mutlulukla karşılandı. Arz ve sema ortasında yağmur yüklü bulutlar, şimşekler ve gök gürültüsüyle inen rahmet taneciklerini rüzgârlar toprağın yüzüne serpiştirmeye başladı. Yeryüzünde her şey derin bir uykudan uyanıyordu! Bütün canlılar tohumlardan, çekirdeklerden, yumurtalardan, nutfe katrelerinden sayısız canlılar hayata adım attılar. Her birinin rengi, şekli, siması, vücudu, duyguları, cihazları, azaları, aletleri, ihtiyaçları, rızıkları, misli misline en güzel biçimde, ölçülü, nizamlı, intizamlı bir şekilde yeniden hayata adım atıyorlardı.

Dağların zümrüt yamaçları, ovaları yeşillikleri, bitkilerin ağaçların çiçekleriyle süslenen tabiat, mahlûkatın haşrin numunesi olan yeniden dirilişiyle canlanıp şenlendi. Her şey, kendilerine mahsus lisanla diriliş mu’cizesini, şuur, basiret, ilim, irade, kemal ve kudretle yaratıldıklarını ilânla şükürler ediyorlardı.

Çimenlerden, çiçeklerden, arılara, kuşlara, karıncalara, kelebeklere kadar her şey ve her yer renkli kıyafetleriyle, süslü formalarıyla, güzel, tatlı, kokulu, sanatlı şekilleri ve sevinçli simalarıyla Nevruz-u Sultanîde üzerlerinde tecelli eden kudret mu’cizelerini, Rabbimin hikmet ve kudretini gösteriyorlardı. Sonsuz rahmetin, var olmanın şerefini, sevincini ve tezahür eden nimetlerin şükrünü kendilerine has dillerle ifade ederek tazim, tesbih, tekbirler, teşekkürlerle kutladılar…

Bolluk, bereketle açılan yaz sofrası

Hislere, duygulara hitap eden çiçek mevsimi bahardan sonra yaz mevsimini muhteşem güzelliğiyle, bolluk ve bereketli arz sofrasında nimetleriyle kendini gösterdi. Yavrular büyüdü, olgunlaştı. Meyveler dallardan sarktı. Tahıllar ambarları doldurdu. Rızık kazanında erzakı pişiren güneşin sıcaklığı koyu gölgeleri, serin suları aratır olmuştu. Her şey nizam intizam içinde bu minval üzerinde bolluk, bereketle devam edip gidiyordu…

Pür şer beşer, mahlûkatın rağmına yaz gafleti, bolluğun, zenginliğin, israfın, günahların azgınlığıyla istikameti şaşırdı. Günahların, kusurların, hataların ötesine geçenler isyana, inkâra, tuğyana, zulme ve haksızlıkları irtikâp etmeye başladılar. Ahirzaman dehşeti sadmeleri kalpleri yaraladı, akılları sarstı, surları zedeledi. Dehşetli, cazip, dessas Deccal fitneleriyle yeryüzü çalkalandı. Nimetlerin sahibi Rabbimize olan zikir, fikir, şükür, azalmış, hatta unutulmuştu.

Yeryüzü peş peşe gelen musîbetlerle, hastalıklarla, felâketler, yangınlarla sarsılmaya başladı. Mülkün Sahibine yönelmek, medet istemek, isyandan, inkârdan nedamet ve tövbeler yerine sebeplere sarıldık, eşya, aşı, malzeme, aletlere yöneldik. Hatalarımızı, kusurlarımızı telâfi etmedik, tahribatlarını tamir etmedik…

Hüzünlü güz mevsimi

Mevsimlerden yüzümüzü sonbahara çevirdik. Güz mevsiminin ikindi vaktinden günbatımına benzeyen güzelliğini aradı gözlerimiz. Yapraklardaki renk senfonisini temaşa etmek, kuşları seyretmek için dağlara, derelere, ormanlara koşarak çam havasını koklayacaktık. Yaylaların serin sularıyla ferahlayacaktık. Mümkün olmadı. Tatlı, platonik duygularımıza hitap eden güz mevsiminin hasret kokan hazanı, hüsran ve hicran oldu! Ormanların muhteşem güzelliğinin üstüne Cehennemin gölgesi düşmüştü, külleri savruldu. Ağaçlar ve canlılar hıçkırıklarla yandılar.  

Şimdi hangi yüzle ormanların yaralı kalbine ayak basabileceğiz? Ölen böcekleri, masum canlıları düşünmeden harabezarda nasıl dolaşırız? Vicdanımızda kusurlarımızı hapsederek o viranelerde duygusuzca neşelenecek miyiz?.. 

Bütün felâketlerden, musîbetlerden, hastalıklardan kaynaklanan sıkıntılardan Kur’ân’ın insanlığa bahşettiği ulvî hakikatlerin Cennetasa baharında, meyvedar ağaçların: 

“Bize de dikkat et, yalnız harabezara bakıp durma” ihya, ikaz ve iltifatlarıyla sürur bulabiliriz. 

Okunma Sayısı: 1214
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı