"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Uşak Okuma Programı

Muzaffer KARAHİSAR
29 Ekim 2019, Salı 00:31
Ömür dakikalarımız, sonbahar yaprakları gibi uçup gidiyor.

Her geçen zaman, yaşadığımız hayat, attığımız adım, tükettiğimiz nefes bizi ahirette hesap vermeye götürüyor. Her an hayatımızı Rabbimizin razı olacağı amellerle, hoşuna gideceği hizmetlere süslemeliyiz. Hayırla meşgul olup şerlerden, kötülüklerden uzak durmalıyız. 

En son Ağustos 2019’da yaptığımız Risale-i Nur Okuma programı, 25 Ekim 2019’da kaldığı yerden devam etmek üzere Uşak’ta toplandık. Aynı gün akşam yazarlarımızdan Süleyman Kösmene’nin “Nur Hizmetinde şevk ve gayretin önemi” konulu sohbetini dinledik. İman; Kur’ân hizmetinde başarılı olmanın sırlarını anlamak için Üstadımızın hayatını örnek almak hususlarını Tarihçe-i Hayat isimli eserinden örnekler vererek anlattı. 

Ulvi İslam davasına hizmette istikrarın, sadakatin, cesaretin ve fedakârlığın öneminin yanında ihlasla ve samimiyetle hayatımızın her safhasında dinimizin emir ve yasaklarına hassasiyetle uymamız, davranışlarımıza yansıtmamızın önemini, Üstadın: “Aziz Kardeşlerim, sizler kat’i biliniz ki, Risale-i Nur ve şakirtlerinin meşgul oldukları vazife, rûy-i zemindeki bütün muazzam mesailden daha büyüktür.” sözü ile nazara verdi.

Kösmene’nin sohbeti okuma programına gelen katılımcıların hevesini, hissiyatını, şevk ve gayretini bir kat daha arttırdı. Üç gün boyunca Kur’ân’ın manevi bir tefsiri olan Risale-i Nur’un hakikatlerini okuyup mütalaa ettik. Kendi âlemimizde rabbimizin ihsan ettiği nimetleri, lütufları, güzellikleri tefekkür etme fırsatımız oldu. Rabbimize: “Vücudumun zerrelerinin, kâinat zerreleriyle çarpımından çıkan toplam kadar O’na hamd ve şükürler olsun.” dersini aldık. 

Kâinatta Cenab-ı Hakkın isimlerinin mahlukat ve mevcudat üzerinde tecellilerini, her şeyde görünen tevhid delillerini, hikmet, rahmet eserlerini ve güzelliklerini Üstadın rahle-i tedrisinde anlamaya çalıştık… O’nun tarif edicilerinden, eserlerindeki işaretlerden, sınırsız rahmet hazinelerindeki bolluktan, bereketten Rabbimizin marifet sırlarını idrak edebilmek için zihnimizi ve kalbimizi marifetine çevirdik. Vedud isminin mahlukat ve mevcudat üzerinde tecelli eden şefkat, merhametini tefekkür ederek muhabbetullah basamaklarının eşiğinde duayla, niyazla, hulus-ü kalble, iştiyakla ve umutla bekledik... 

Üç gün boyunca ahirzamanın manevi fırtınalarına ve tahribatlarına karşı imanımızı muhafaza etmek için Nur hakikatleriyle bataryalarımızı doldurmaya çalıştık. Mübarekler heyeti ile Kur’ân tilaveti, cevşen okuma, cemaatle namaz, tesbihat, ibadet ve dualarla zamanımızı değerlendirdik. Münazarat’tan herkese açık mütalaa ile dersler, sohbetler yaptık. Kur’ân ilmini beraber tahsil ettiğimiz kardeşlerin iman hizmetlerindeki gayretleri ve İslam’ı yaşamaktaki hassasiyetleri, adalet-i mahzadaki titizlikleri bizlere şevk ve heyecan verdi. Geceyi ihya edenlere imrendik. Çok dersler, ibretler aldığımız hususiyetler oldu.

26 Ekim Cumartesi akşamı Uşak merkez Kaşbelen Köyüne (Mende) derse gittik. Kaşbelen her akşam Risale-i Nur dersi yapılan bir köy. Ekmeği, haşhaşlı peksimeti ve katmeri meşhur. Ders salonu oldukça dolu, diz dize oturarak sığdık. Köyden çiftçiler, esnaflar, işçiler, memurlar derse katılıyorlar. Daha çok gençler nazara çarpıyor. Aynı gün o köyden İsmail Cin’in düğünü olduğunu öğrendik. Derste o da vardı, tebrik ettik.

Her programda renkli ve ilginç bir sima ile tanışmamız olur. Uşak-Karahallı, Alfatlar Köyünden Duran Güler, dünyada kiracı gibi duran adam. Kahvaltıda tanıştık. Hoş sohbet, muhabbet dolu bir insan. Beyaz saçlarını, beyaz sakalı tamamlıyor. Mavi gözleriyle bakışlarında yılların izi var. Yokluk, kıtlık, el işinde amelelik ve çektiği çileler onu yıldırmamış olgunlaştırmış. Yunus Emre’nin: “Hamdım, piştim, yandım.” sözü onun hayatında okunuyor. 

Rahmetli hanımının dokuz tane hastalığıyla uzun süre uğraşmış, ilgilenmiş. Defalarca İzmir’e tedaviye götürmüş. Onun felsefesinde usanmak, yorulmak, yılmak, bıkmak, şikâyet yok. Tevekkül ve teslimiyeti olan imanlı, ihlaslı mübarek bir insan. Kasap olarak yedi defa hacca gitmek nasip olmuş. Dünya ile ev sahibi olursan gitmesi zor olur, diyor. Yeni müşerref olduğu nurları, gayretle okumaya çalışıyor.

Program boyunca neşe ve şevk içinde günlerimiz geçti. İlim sofralarında manevi iklimlerin hazzını ve lezzetlerini tattı kalbimiz. Yeni ümit ve şevk ufuklarının pencereleri açıldı, nurlar saçıldı gönlümüze. Nurun sönmeyen hakikatleri, satır satır mekik gibi ruhumuza dokundu. Sahavet sahibi Uşaklı kardeşlerin kusursuz hizmetleri, bol ikramları gayet güzeldi… Allah razı olsun.

Programın sonuna doğru sesi güzel kardeşimiz Mesut Karabacak’ın okuduğu, Üstad Hazretlerinin vefatını duyan Balkanlarda yaşamış “Üsküp diyarının Alim Nur Talebelerinden” Vâmık Azrâlı’nın teessür dolu mersiyesi hepimizi hüzünlendirdi:

“Fecir vakti damımda çırpınan güvercinler,

Bugün kulağınıza bir şey mi söylediler.

Neden boğazınızda bir bilinmez hıçkırık,

Neden bugün kolunuz kanatlarınız kırık.

 Sizde mi Ona yanıp sizde mi Ona ağladınız,

Siz de mi ırmaklarla beraber çağladınız.

Dünya denen gurbetin ulvi bir sabahında,

Gitti bunca âlemi bırakarak ardında…”

Okunma Sayısı: 921
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Keziban Ayaz

    29.10.2019 02:02:09

    Bu yazınız da diğer yazılarınız gibi harika, su gibi akıp gidiyor, şevk veriyor vs. " Hamdım, piştim, yandım." Sözü Yunus Emre'nin değil de sanki Mevlana hazretlerinin sözü değil mi? Allah'a emanet olun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı