"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Millî Eğitim’in eğitim anlayışı

Naci TEPİR
15 Eylül 2019, Pazar
TEK PARTİ DÖNEMİNDE;

Dinden, ahlâktan ve mâneviyattan tamamen tecrit edilmiş bir tedrisat (eğitim ve öğretim) sistemi. Bunun için de toplumun temel dinamik yapısına sırt çevrilmiştir. Hattâ bu değerlere düşman olan karakterler yetiştirilmeye çalışılmıştır. Öyle ki, okulda dinden, Allah’tan (cc) bahsetmeyi yasaklamaktan başka, ayıplanan bir psikolojik hava oluşturulmuştur.

Ayrıca, toplumun temel değerlerine ters düşen, millî bünyemize uymayan, kız ve erkeklerin aynı sınıflarda, hattâ aynı sıralarda oturduğu “Karma Eğitim Sistemi getirilmiştir! Halbuki daha önce erkek ve kız okulları tamamen ayrı idi. Zamanla kız ve erkek öğrenciler aynı binada, fakat ayrı ayrı sınıflarda ders görmeye başladılar. Derken sınıflar da birleştirildi, fakat, umumiyetle az sayıda olan kız talebeler bir tarafta, bir arada oturuyordu. Zamanla kız talebelerin sayısı artınca, erkek öğrencilerle yan yana oturmaya teşvik edilmiştir. Oturmak istemeyenler ayıplanarak töhmet altında bırakılmışlardır. Böylece yetişen nesil kasıtlı olarak ahlâksızlaşmaya yönlendirilmiştir. Bu dönemde açılan Köy Enstitüleri bu hususta öncülük yapmaktaydı.

Bu iğrenç ve korkunç gelişmelerden kendini kurtaranlar, ancak aileden ve çevreden kuvvetli olarak din ve ahlâk telkinâtı alanlar oldu.

Tek Parti Dönemi’nin bir karakteristik hususiyeti de, -başka ve bilhassa ilerlemiş ülkelerin hiçbirisinde görülmemiş- eğitim anlayışının militarist bir yapıya büründürülmesidir. Öyle ki, okulların her tarafı heykel, resim ve büstlerle kaplanarak militarist bir manzaraya büründürülmüştür. Bütün kültür ders kitaplarından, Kur’ân, Tefsir ve Hadis kitâplarına varıncaya kadar, hepsinin başında Atatürk resmi, Gençliğe Hitabe v.s.’nin bulunması gibi. 

Yine her sabah -kısa bir zaman önce kaldırılmış olan- ‘Andımız’ isimli o hoyrat ve gülünç parçanın okutulmasının inatla sürdürülmesi.

Bütün bu gelişmelere paralel olarak ahlâk ve mâneviyatta hızlı bir şekilde çöküş görüldü. Okullarda şiddet hadiseleri, cinayetler, zararlı alışkanlıklar, çeşitli bunalımlar ve çocuk düşürme hadiselerinde gittikçe artışlar yaşanmakta.

Bu sistem toplum tarafından asla tasvip edilmiş değildir. Bunun içindir ki birçok vatandaşımız haklı olarak kızlarını okula göndermemiştir. Maalesef bu hassasiyet giderek zayıflamaktadır. Bu ortama sürükleyen despot zihniyet, kendi düşüncesine uymayan halkı hep potansiyel suçlu görmüş, vatandaşıyla kavgalı bir devlet düzeni sergilemiştir.

ÇOK PARTİLİ (DEMOKRASİ) DÖNEMDE

Bu dönemde insan hak ve hürriyetlerine sahip çıkılarak, halkın özlediği hürriyetler, bilhassa susadığı din ve vicdan hürriyeti esas alınmıştır. Devlet idaresine hâkim siyaset bu yöne çevrilmiştir. Esasen laiklik mefhumu da bu değil midir?

İlk önce 1932’de Türkçe’ye çevrilen Ezân-ı Muhammedi’yi (asm), aslına döndürmekle işe girişilmiştir. Arkasından kapatılan, ahıra çevrilen camiler açılmış ve onarılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm ve Kur’ânı öğretenler hakkındaki yasak ve cezalar kaldırılmıştır.

Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi, ülkede büyük bir bayram havası estirmiştir. Çünkü, CHP iktidarının o zamana kadar halkımıza reva gördüğü baskıcı zihniyetinden, esir muamelesinden, dayanılmaz işkencelerinden ve dinî inancına varana kadar türlü yasaklarından, ülke kurtulmuştu! Onun içindir ki CHP, bir daha halkın hür iradesiyle iktidar yüzü görmedi! Fakat ne yazık ki, Tek Parti döneminin karma eğitim, militarist metotları, dine mesafeli davranma vs. gibi menfi kalıntıları bir ölçüde hâlâ devam etmektedir.

YÜKSEK İSLÂM ENSTİTÜLERİ

İlk Yüksek İslâm Enstitüsü, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak İstanbul Fatih İmam Hatip Lisesi binasında açıldı. 

Yüksek İslâm Enstitüsü’nün gayesini, bu dönemin Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri şöyle açıklamıştır: 

“Bugün kurduğumuz bu müessese Ankara İlâhiyat Fakültesi’nin yanında milletimize İslâmiyet’i her türlü hurafelerden âri olarak ve halisiyetiyle telkin edecek, edebilecek kifayette ve liyakatte münevver elemanlar yetiştirmektir.” 

Zaten Yüksek İslâm Enstitüsü’nün kuruluş gayesi; İslâm dininin esaslarına sadık kalarak, müsbet ilimle İslâm ilimlerini ve bunlara yardımcı ilimleri öğreterek, İmam Hatip Okulları ve İlk Öğretmen Okulları’nın öğretmen ihtiyacını karşılamaktır. Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı’na müftü, vaiz vs. din vazifelileri yetiştirmek, İslâm ilimleri alanında araştırmalar yapıp, bunları ilim dünyası ile paylaşmak olarak ifade edilmiştir.  

Okunma Sayısı: 496
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı