Bazı zamanlar vardır ki bir davaya bağlılığımız, işler yolunda giderken değil, sıkıntılar karşısında belli olur.
Yeni Asya camiası olarak zaman zaman çeşitli imtihanlarla, fikir ayrılıklarıyla ve kardeşler arasında yaşanan kırılmalarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Böyle zamanlarda asıl mesele, sıkıntıların varlığı değil; bu sıkıntılar karşısında hangi ölçülere sarıldığımız ve nasıl bir duruş sergilediğimizdir.
Zübeyir Ağabey’in hizmet hayatında temsil ettiği anlayış, yalnızca geçmişte yaşanmış bir hizmet döneminin hatırası değildir. Ondan alacağımız en önemli ders; ihlâsın, sadakatin, sebatın, metanetin ve uhuvvetin hayatımıza yön vermesidir. Risale-i Nur’un meslek ve meşrebini şahsî hesapların, hissî tepkilerin ve geçici kırgınlıkların üzerinde tutabilmektir.
İhlâs: Şahsımızı değil, davamızı öne almak
İhlâs, yaptığımız hizmetin karşılığını insanlardan beklememek; haklı görünmeyi değil, hakikatin anlaşılmasını istemektir. Kendi fikrimizin kabul edilmesini hizmetin selametiyle bir tutmamak, nefsimizin hoşuna gidenle Allah’ın rızasına uygun olanı birbirinden ayırabilmektir.
Bazen insan, haklı olduğuna inandığı bir meselede öyle bir mücadeleye girişir ki haklılığını savunurken ihlâsını, kardeşliğini ve hizmetin nezaketini zedeleyebilir. Oysa davamız, nefsimizi ispat etme davası değildir. Bizim vazifemiz hakikate hizmet etmektir.
Sadakat ve sebat: Şartlara göre değişmeyen bağlılık
Sadakat, yalnızca rahat zamanlarda hizmetin içinde bulunmak değildir. Sebat ise karşılaşılan güçlükler karşısında istikametini muhafaza edebilmektir.
Zübeyir Gündüzalp’in hizmet anlayışını düşünürken kendimize şu soruyu sormalıyız: Bizi bu hizmete bağlayan şey şahıslar mı, şartlar mı, yoksa Kur’an hakikatlerine ve Risale-i Nur’un mesleğine olan bağlılığımız mı?
Şahıslara bağlı beklentiler sarsılabilir, şartlar değişebilir, insanlar arasında ihtilaflar yaşanabilir. Fakat hakikate bağlılığımızı şahsî kırgınlıkların insafına bırakırsak imtihanımızı daha da ağırlaştırmış oluruz.
Sebat etmek, her şartta aynı sözü söylemek veya her kararı sorgulamadan kabul etmek değildir. Asıl sebat; hak, adalet, meşveret ve ihlâs ölçülerini koruyarak hizmete devam edebilmektir.
Peki, bu değerleri muhafaza etmek için yalnızca kendi niyetimizi düzeltmek yeterli midir? Fırtınalı zamanlarda kardeşlik hukukunu korumak ve şeytanın aramıza girebileceği kapıları kapatmak da aynı derecede önemlidir. Zübeyir Ağabey’in hizmet anlayışından alacağımız diğer dersler de burada karşımıza çıkmaktadır.