En son “yüzyılın soygunu” millet malını hırsızlama manipülasyonlarının araştırılması için muhalefetin Meclis’e verdiği araştırma önergesinin iktidardakilerce reddi, “otoriter rejim”de millet irâdesinin devre bırakıldığının son yansıması.
Belli ki “iktidar cephesi”, milyonlarca vatandaşın mağdur edildiği, 173 milyar doların -8 trilyon 645 milyar 225 milyon liranın- dolandırıldığı “fon şebekesi”nde Sarayın atadığı bürokratlarla siyasî bağlantıların ifşasına ayak sürüyor, “kapsamlı suç yapısı”nın canhıraş üstünü örtmeye çırpınıyor. “Soygun listesi” açıklanmıyor!
Esasen AKP iktidarında, “tek kişilik rejim”de “yürütmenin Meclis üzerindeki vesâyeti”, “yargıda rüşvet çarkı”, “Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması”, iktidardakilerle yakınlarının karıştığı “yolsuzluk-rüşvet kumpası”, kamu malının yandaşlara peşkeşi, hak gasplarının araştırılması önergelerinin reddiyle kalınmadı.
“Türk tipi tek kişilik hükûmet”te bir tek “vahim vurgun” piyasalarında bilgi su-i istimaliyle siyasi nüfuzla haksız kazancın, idari ve siyasi sorumlularına dair önergeler de kabul edilmedi.
“SİYASÎ PROFİLLER” KURTARILIYOR!
Özelikle 1999’da Marmara depreminin yaralarının sarılması hesâbına “deprem vergisi”yle toplanan 75 milyarın, akabinde 115 milyar bağışın akıbetiyle “depreme önlem, toplanma alanlarında rant gökdelen dikilmesi” önergeleri iktidar gruplarınca geri çevrildi.
Keza salgında toplanan onlarca milyarın nereye harcandığı, 40’ı polis 47 kişinin şehit olduğu Beşiktaş saldırısında âilelere 52 milyon desteğin nereye gittiği, Taksim terör saldırısı, 301 madencinin can verdiği Soma faciası, maden ocaklarında ve artan ölümlü iş kazalarının hiçbiri araştırılmadı.
Yine binlerce kişiyi dolandıran “Tosun’un Çiftlik Bank olayı”, her tarafta türeyen sosyal medya fenomenlerinin “kara para’ aklamaları, vergi kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, sokaklarda hesaplaşıp çatışan “çete-mafya-siyaset ilişkisi” önergelerine iktidardakiler oy vermedi.
Seçim kampanyalarında partili Cumhurbaşkanı’nın “imar afları’ müjdeleri”yle on milyarlarca lira karşılığı fay hatlarında malzemeden çalınıp denetimden kaçırılan milyonlarca çürük-kaçak bina stokuna “ruhsat”la yasadışı “rant yasası” araştırmaları da reddedildi.
Yine ASELSAN mühendislerinin şüpheli ölümleri, istifhamlı uçak “kazaları”, “faiz lobisi”, “Man Adaları belgeleri”, Yunanistan’ın Ege’deki 18 adayı işgali, IŞİD’in Türkiye’deki faaliyetleri, İsrail’le ticaretin katlanarak sürmesi vb. önergeler de reddedildi...
Özetle “ucu nereye dokunursa dokunsun!” çıkışlarının aksine “vurgunun ucunun dokunduğu ‘tanıdıklar” milletten kaçırılıyor. İktidar sözcüleri, “Beytülmala el uzatanlar cezalandırılacak, içimizde barındırmayacağız!” deseler de tam tersine bazı “kurban”larla “örgütlü suça yol veren ‘siyasî profiller” kurtarılıyor! Vahamet, “aramızdaki soyguncuları temizledik” algı propagandasıyla geçiştiriliyor.
“ORGANİZE SOYGUN AĞLARI” KARARTILIYOR
Bediüzzaman’ın ikazıyla “Acaba bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe (serbest) etse, sonra zâyiat vuku bulsa kabahat kimdedir?” sorusunun cevabı araştırılmıyor. (Divan-ı Harb-i Örfî, 90)
“Rey-i vahid-i istibdat”ta sırf “iktidar koltuğunda kalma, hesap verme” korkusuyla “soygunun arka plânındaki organize dolandırıcılık ağları”, manipülatif çete faaliyetleri, soygun öncesi fonları boşaltan odakları, suça göz yuman kurumların, sorumluların şâibeli tasfiye süreçleri bütün yönleriyle soruşturulmuyor. Karambola getirilip karartılıyor.
Ve muhalefetin fevkalâde önemli araştırma ve soruşturma taleplerinin bütününün “tepe”den tâlimat”la AKP-MHP oylarıyla reddedilmesi, iktidarı denetim aracı “gensoru”yla “sözlü soru” hakkının kaldırılıp “yazılı soru”nun kasten işletilmemesi, millet adına Meclis denetim işlevinin gasbedilmesi, Sayıştay’ın denetim yetkisinin tırpanlanması, yargının yanısıra yasamayı da güdümüne alan “tek kişilik yürütme”nin teşne halini ortaya koyuyor.
Geçen yasama döneminde milletvekillerinin Meclis’e sundukları 14 bin 878 yazılı soru önergesinden sadece 914’ünün süresinde cevaplandırılması bunun bariz göstergesi.