13. kitap fuarı ve yapılan davet üzerine, araştırmacı kameraman Mehmet ile kaptan Gökhan kardeşlerle birlikte Samsun iline doğru yola çıktık.
Kırıkkale ve Çorum üzerinden devam ederek, yüksek dağların tepelerinden aşağıya doğru kıvrılıp giden yollardan fuar merkezine dört buçuk saat sonra ulaştığımızda, gönül dostlarımızı bizleri bekler halde bulduk.
Fuar alanına girdiğimizde, iki ayrı salonda firmalar yerlerini almışlar ve muhtelif yazarlar kitaplarını imzalıyorlardı. Yeni Asya Neşriyat son anda buldukları bir standa yerleşmişti. Abdülbâki ve Ahmet Hocalarla birlikte kitaplarımızı imzalamaya başladık. Akşam namazına kadar süren imzalama işinden sonra, hizmet merkezimize geçtik. Kalan kitaplarımızın da buraya getirilmesini istedik.
Gayretli bir çalışmayla ortaya çıkan ve iman hizmetleri için mükemmel bir plânlama ile inşa edilen hizmet binası, gerçekten mükemmel yapısıyla göz dolduruyordu. Her katı çeşitli maksatlar için plânlanmıştı. Son katta bulunan ders salonuna geçtiğimiz zaman, yüz metrekareye yakın durumuyla bizleri mutlu etmişti. Böyle mekânlara iman hizmeti bakımından, imkânı olan her yerin buna ihtiyacı olduğu muhakkaktır. “Dünyada mekân, ahirete iman.” Diye boşuna söylenmemiş. Yapıldığından bu yana hem yetişkinler hem de öğrenciler için Risale-i Nur okuma programları icra edilen bu hizmet merkezi, maksadına uygun hizmet vermeye devam ediyor. Maddî ve manevî emeği geçen herkesten Allah ebediyen razı olsun, âmin.
Ders saati geldiğinde salon tamamen dolmuştu. Yakın il ve ilçelerden gelen bir hayli dostlarımız vardı. Sinop Gerze, Çarşamba, Bafra, Terme, Lâdik, Vezirköprü ve Samsunlu dava arkadaşlarımız, ders öncesinde birbirleriyle sarmaş dolaş olmuş ve hasret gidermişlerdi. Bu kalabalık cemaatin içinde bir hayli öğretmen kardeşlerimizin olması da ayrıca bizleri mutlu etmişti.
İttihad-ı İslâm üzerine kurulu dersimizi, İhlâs Risalesi başta olmak üzere çeşitli risalelerden derlediğimiz hakikatlerle besleyip okuduk. İttihad-ı İslâm’ın önce kalplerde ihya edip, hangi İslâmî cemaat ve tarikat olursa olsun, bütün kalbimizle onların hizmetlerine taraftar olup duacı olmak, hiç birisinde kusur aramadan onları tebrik etmek, imanın verdiği kardeşlik ruhuyla, onların hizmetlerini alkışlamak lâzım geldiği üzerinde durduk. Başkasının kusurunu aramak yerine varsa kendi kusurlarımızı düzeltmekle meşgul olmak icap ettiğini ifade ettik.
Bahsi geçen hakikati ihya etmenin yanı sıra, devletler çapında İslâm Birliğini kurmanın daha kolay olacağını ve elli yedi İslâm devletinin, mutlaka bu birliği kurmak durumunda olduğunu söyledik. Elli eyaletten meydana gelen Amerika Birleşik Devletleri gibi, elli yedi İslâm devletinin, iç işlerinde serbest ve dış işlerinde ortak hareket eden bir blok teşkil etmesinin zamanının geldiğini beyan ettik. Böyle büyük bir neticeye kimler vesile olursa olsun bizim için makbul olduğunu, siyasetli cemaatler gibi farklı bir düşünce içinde olmayacağımızı ifade ettik. Önemli olanın, Bediüzzaman Hazretlerinin hayatının en büyük hedeflerinden birisi olan İttihad-ı İslâm’ın gerçekleşmesi olduğunu beyan ettik.
Ders sonrasında, geri kalan kitaplarımızı da imzaladık. Sadece birkaç kitap kalmıştı. Ertesi gün, Samsun’da bulunan evliyaları ziyaret ettik. Önce Şeyh Seyyid Kutbeddin türbesinde öğle namazını eda ettik. Şeyh Ahmed-i Rufai, Zeyneddin, Kılıç dede, İsa Baba gibi diğer evliyalara Fatihalar okuduk. Ankara’ya döndüğümüzde gece saat onu gösteriyordu.