"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kudretin mu’cizesi insan

Ö. Şevket Sipahi
12 Temmuz 2026, Pazar
Kur’ân-ı Kerîm’de, “Muhakkak ki Biz insanı en güzel bir sûrette yarattık” buyurulur.

Tin Suresi’ndeki bu İlâhî beyan, insanın yalnız dış görünüşüyle değil; aklı, kalbi, ruhu, vicdanı, duyguları ve kabiliyetleriyle de harika bir sanat eseri olduğunu gösterir. Secde Suresi’nde ise insanın vücudunun güzelce tanzim edildiği hatırlatılır ve ardından şu ibretli ikaz gelir: “Ne kadar az şükrediyorsunuz.”

Gerçekten insan, Cenab-ı Hakk’ın çok nazlı, nazik ve kıymetli bir eseridir. Kâinatta tecellî eden nice İlâhî isim ve sıfatların küçük bir nümunesi insanda da görülür. Bu yönüyle insan, büyük âlemin küçük bir misali, yani küçük bir kâinat hükmündedir. Fakat ne hazindir ki, sahip olduğumuz nimetlerin çoğunu ancak kaybetme ihtimaliyle karşılaşınca fark ediyoruz. Gaflet ve ülfet perdesi kalınlaştıkça, en büyük ihsanlar bile bize sıradan görünmeye başlıyor.

Meselâ göz kapaklarımızı düşünelim. Çoğu zaman varlığından bile haberdar olmadığımız bu küçük kaslar çalışmasa, göz kapaklarımız açılıp kapanmasa, görme nimetinden nasıl istifade edebilirdik? Tozdan, ışıktan, kuruluktan gözümüzü nasıl koruyabilirdik? Gözyaşı salgısı olmasa, gözün hassas yüzeyi nasıl temizlenir ve korunurdu? Bir dakikasına bile tahammül edilemeyecek böyle bir hâlden kurtulmak için dünya bizim olsa feda etmez miydik? Demek ki farkına varmadığımız bir göz kapağı kası ve bir damla gözyaşı dahi dünyalar kıymetindedir.

Yine tükürük bezlerini düşünelim. Basit gördüğümüz, bazen hoyratça yere attığımız, hatta hakaret vasıtası yaptığımız tükürük, aslında hayatımız için vazgeçilmez bir nimettir. Tükürük olmasa lokmayı yutamaz, konuşamaz, dilimizi rahatça çeviremez, ağzımızı nemli tutamaz, günlük hayatın en basit işlerini bile zorlanmadan yapamazdık. İnsan bir damla suyun, bir nefes havanın, bir gözyaşının ve bir damla tükürüğün ne kadar büyük nimet olduğunu çoğu zaman ancak mahrumiyetle anlıyor.

Bütün bunlar bize hatırlatmaktadır ki, madde itibarıyla bir göz kasına, bir damla tükürüğe, bir nefes havaya muhtaç olan insanın; para, makam, kuvvet veya şöhret sebebiyle kibirlenmesi ne kadar büyük bir aldanıştır. Kendi bedenindeki en küçük bir düzeni bile kurmaya gücü yetmeyen insanın, zulme, enaniyete ve nankörlüğe sapması akıl ile izah edilemez.

Öyleyse bize düşen, Mün’im-i Hakikî olan Rabbimize karşı şükür vazifemizi unutmamaktır. Şükür yalnız dil ile “Elhamdülillah” demek değildir; nimeti vereni tanımak, nimeti yerinde kullanmak ve o nimetlerle hayra hizmet etmektir. Sağlık nimetine şükür, bedeni haramdan korumakla; akıl nimetine şükür, onu hakikatin izinde kullanmakla; dil nimetine şükür ise doğruyu söylemek, kalp kırmamak ve duayı çoğaltmakla olur.

Bugün insanlık olarak en fazla ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri de budur: Kibirden arınmak, nimetin sahibini bilmek, doğrularla beraber olmak ve zulme karşı hak namına durabilmek. Zira insan, ancak şükürle yücelir; nankörlükle küçülür.

Cenab-ı Hak bizleri, kendisine verilen nimetlerin farkında olan, onları hayırda kullanan, kalbi şükürle, hayatı adaletle, dili dua ile mamur kullarından eylesin. Âmin.

Okunma Sayısı: 145
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı