“Avrupa’nın Güvenlik Mimarisi”nin yeniden dizaynı, Asya–Pasifik kıta ülkelerini de aynı güvenlik şemsiyesi altında toplanabilmesinin ön görüşmeleri Ankara’daki NATO Zirvesi’nin gündeminde olacak.
Geleceğin inşasında NATO, AB ve ABD nin ortak güçlerini yeniden ortaya koyma planlarının masada olacağını biliyoruz.
Bunun yanında Türkiye’nin AB ve NATO ile olan ilişkileri ve geleceğe yönelik perspektifte alacağı rol model yapının da zirvede tekrar ele alınacağını söylemek mümkün. Türkiye pro-aktif dış politikası ile zaman zaman Rusya ile diyaloglar, zaman zaman Çin ile ikili iş birlikleri, Balkanlardaki aktif yapısı, Türk devletleriyle olan kardeşlik ilişkileri, Ortadoğu’nun vazgeçilmez aktörü pozisyonları ile gündemde olacaktır. Son yıllarda insansız hava araçları, kara-deniz ve havadaki savunma yapısındaki gelişmeler ev sahibi sıfatı ile bir yerde görücüye çıkan yapıda olacaktır. Özellikle, savunma, iletişim, altyapı, siber güvenlik, dijital gelişim ve ticaret konularında Türkiye elindekileri görücüye çıkaracaktır.
NATO 2.0 den, NATO 3.0’e dönüşümün temelleri yine bu zirvede atılacak. Ana başlıklar; Gelecek tasavvuru ve ülkelerin öngörüleri, külfet paylaşımı, yani giderlerin dağılımının eşit paylaşılması, savunma sanayi ile birlikte üretim kapasite artışları, NATO şemsiyesinin Asya-Pasifiğe kadar ulaşan bir yapıya dönüşmesi, geniş kapsamlı güvenlik mimarisinin oluşması, (Japonya, Güney Kore, Tayland) Hibrit tehditlere karşı ortak tavır alınabilmesi, (Rusya AB için bir tehdit sayılmakta), Güneydoğu kanadının savunmasında etkin rol üstlenen Türkiye’nin durumu, stratejik özerklik, teknolojik alt yapı gelişimleri, teknolojik egemenlik, istihbarat paylaşımı, diplomatik değerler, ittifak içinde gerçek ölçekli güvenin sağlanması gibi başlıkları ele alınacak. Bu değişimin ismi NATO 3:0 olarak belirlenmiş durumda.
AB’nin NATO bünyesinde, ABD’nin güvenlik şemsiyesi etkisinden kurtulması söz konusu olabilir mi? Son dönemde ABD tarafından yapılan açıklamalar bunu teyit etmekte. AB kendi ayakları üzerinde duran bir yapıya dönüşmek, savunma hattını kendi imkanları ile örmek konusunda istekli ama tedirgin. ABD’den kopmak bir nevi NATO’dan kopmak anlamı taşıyacağından bunu istemiyorlar. Trump ise, çok para isteyen konuma geçen bir NATO savunma hattını öngörüyor. Vekil ülke seçilerek, AB yardımlarıyla Rusya tehdidine karşı duran ve onu zayıflatan Ukrayna politikası ise çok işe yaramış görünmüyor.
Özellikle bu kış “Kuzey Akım 2 projesi” ile Rusya’dan temin ettikleri doğal gazdan mahrum kalan ve donan bir Avrupa gördük. Zelensky tarafından Baltık denizi altından seyreden Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattının suikastle patlatıldığı ve sonrasında Avrupa’nın fosil yakıtlara geri dönüşünün başladığını görmek mümkün oldu. Bu tavır AB içinde rahatsızlık oluşturmuş durumda. Trump’ın bastırması ile birlikte doğal gazı daha pahalıya AB limanlarına yanaşan ABD gemilerden tedarik eden ve LNG gazı almak zorunda kalan AB rahatsız durumda. Boru hattını patlatan ve pahalı gaz almaya yönelten Zelensky ve ekibine 90 milyar Euro aktarılması da işin tuhaf yönü. Bu gelişmeler sonrasında AB içinde oy birliği ile alınan kararlar sorgulanmaya başlanmış, Avrupa Komisyon başkanı Von Der Leyen ise açıklama yapmak durumunda kalmıştı. Oy çokluğuna dönme kararı alabileceklerine işaret etmesi ile bazı ülkeleri şimdilik yatıştırmış durumda.