"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Güleyirum halına “katıla katıla”

İbrahim Aktaşcı
12 Temmuz 2026, Pazar
Vaktiyle, memleketin birinde, bir kadın bitpazarından aldığı ikinci el bir kıyafeti arkadaşına göstermektedir. Kıyafetin fiyatını duyan arkadaşı şaşırır: “Yahu bu para bu elbiseye fazla değil mi? Hem baksana yedi sekiz yerinde yama var.”

Kadın şöyle der: “Yama var ama yamalara hiç dikkat ettin mi? Hepsi yepyeni kumaştan…”

Aile müessesesi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kırmızı alarm veriyor. Egoizm, hazcılık, bireycilik gibi akımlar bugün insanlar için vazgeçilmez birer yaşam biçimi haline geldi. Böylece eş olmak, paylaşmak, aile kurmak gibi idealler önemini yitirdi.

Bunlara, ahlâkî çöküntü ve imanî zafiyet de eklenince, aile müessesesi tutunacak sağlam bir kök bulamadı. 

Boşanma sayılarının artması, aile içi şiddet, ebeveyninden sevgi görmeyen ve yeterli terbiyeyi alamayan çocukların suça karışması ve kötü alışkanlıklar edinmesi hep bu yüzden…

Aile kurumundaki yangına körükle giden bir ideoloji var, Feminizm.

Feminizm, Batı’da; yalnızca cinsel bir obje olarak görülen, Sanayi Devrimi sonrasında ise aynı zamanda bir iş gücü haline gelen kadınların, mülkiyet, seçme ve seçilme, hürriyet ve benzeri hakları elde etmesi için bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. 

Sosyolojik yırtık pırtıklarını feminizm kumaşı ile kapatmaya çalışan Batı, bir şekilde bu kumaşı bize de pazarlamayı başarmıştır. Böylece, aslında tek bir söküğü dahi bulunmayan kadîm aile elbisemize, Batı’nın feminizm kumaşı yamanmıştır. Ve sırf kumaşı daha yeni ve Avrupai diye de rağbet görmektedir. 

Oysa İslâmiyet kumaşıyla dokunan kadîm aile kurumumuzda; kadın ve erkek birbirinin rakibi değildir. Feminizmde ise çatışma ön planda olduğundan, bugün aile kurumu kökünden çatırdamaktadır. 

Televizyonlarda, sosyal medyada ve çeşitli mecralarda sürekli reklamı yapılan feminizmin, palazlanmaya başladığı yerlerden birisi de adliyeler. 

Önce kısa bir bilgi verelim. Ceza Hukukumuzda, açılmış bir ceza davasını takip etmek, duruşmalara katılmak, kanun yollarına başvurmak gibi haklara sahip olmak için katılma talebinin mahkemece kabul edilmesi lazımdır. 

Kanuna göre yalnızca suçtan zarar gören kişilerin davaya katılma hakkı bulunmaktadır. Yani herkes şikayetçi/ihbarcı olabilir, fakat açılmış bir kamu davasında “katılan” olabilmek ve davayı takip için suçtan zarar görmek gerekir.

Ülkemizde mantar gibi türeyen çok sayıda Feminist Dernek, kadın cinayeti dosyalarında ve haber değeri taşıyan her davada katılma talebinde bulunuyorlar. Mahkemeler ise doğrudan suçtan zarar görmedikleri için bu katılma taleplerini reddediyor. 

Katılma talebi reddedilen Feminist Dernekler, bu kere de mağdur vekilinin yetkisiyle bu davaları takip etmeye devam ediyor. Maktulün yakınları, aslında daha fazla hukukî yardım ve basın desteği görmek için bu dernek avukatlarına yetki ve vekalet verse de beklediklerini alamıyorlar. 

Çünkü bu Feminist Dernekler, yargılamalarda, maddî gerçeği ortaya çıkarmak için değil, Feminizmin reklamını yapmak için savunma yapıyorlar. Sırf şov devam etsin diye de davaları uzatıyor, sulandırıyorlar.

Baroların Kadın Hakları Merkezi de maalesef bu derneklerin avukatları tarafından ele geçirilmiş durumda. Feministler, kendi ideolojilerini, Baronun görüşüymüş gibi lanse ediyorlar. Bu da Baroların hukuka aykırı ve antipatik bir görüntü vermesine sebep oluyor. 

Biz duyuralım; Barolar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı ellerine makası alsın…

Sezai Karakoç’la bitirelim: “Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı günlere geldim, bunu bana öğretmediniz…” 

Okunma Sayısı: 243
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı