"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Medya ve mahremiyetler (başörtü zulmü)

Ömer Faruk ÖZAYDIN
19 Temmuz 2020, Pazar
Şule Yüksel Şenler türbanın sembol ismi olurken, Ankara İlahiyat Fakültesi’nde başörtü ile derse girip okuldan atılan Hatice Babacan’ın (Ali Babacan’ın halası) mücadelesini de hatırdan çıkarmayalım, keza Melahat Armağan’ı da.

68’ler kuşağıyla beraber, başta Demokratların parçalanması, 12 Mart Muhtırası, koalisyonlar, artan anarşi ve terör, 70’li yılları kendiyle meşgul ettirirken, planlı 12 Eylül’e rahmet okutturdu ki her şey 12 Eylül’ün olgunlaşması içinmiş.

O kaotik dönemde geleneksel başörtüsü durumunu muhafaza ederken, 23 Nisan, 19 Mayıs ve 29 Ekim bayramları kızlarımızın açıklığına sahne oluyordu ki, Nur’un sadık kahramanı Zübeyir Gündüzalp’in bayramlarda eve kapanıp ‘kızlarımız yine açılacak’ diye ağladığı maziden bir yaradır.

70’li senelerin sıkıntılı döneminde ‘tek eğlence’ olan Türk Sineması müstehcenlikte sınır tanımıyor, toplum ahlâkının raydan çıkmasına lokomotiflik ediyordu. Denilebilir ki Türk sineması, muhafazakâr toplumun ar damarının çatlamasına öncülük etmiştir.

Anarşi, terör, mütehcenlik son sür’at ilerlerken, ekilen Nur tohumları da meyvesini veriyor, dersine iyi çalışan aileler de çocuklarını bu minvalde okutuyorlardı. Tahsilli gençlerimiz dini hayatına geçirirken yavaş yavaş mekteplerde dindar nesil de yetişiyor ve üniversitelerde seyrek de olsa başörtüsü kendini göstermeye başlıyordu.

12 EYLÜL KEMALİZM DARBESİ

1980 darbesinden sonra kurulan YÖK’ün 1982’deki kıyafet genelgesine göre başörtüsü yasaklandı. Ancak yine bu yasağı kaldırmak için YÖK girişimde bulundu. 1984’te YÖK, boynu açıkta bırakacak ve kulakların arkasından bağlanılan örtülere izin verdi. Ancak Kenan Evren, “Türkiye’de irtica tehlikesi var” deyince 1987’de başörtüsü yeniden yasaklanarak disiplin suçu kapsamına alındı. 

Parlamentoya dönüş aralanınca, sağ oyları konsolide ederek vesayetle iş başına getirilen Özal, elinde imkân varken başörtüsüne çare olamadığı gibi, israfı teşvik ederek, aileyi tüketime alıştırıyordu.

Özal’lı senelerde ‘Leydi’lik özentisinin köşke taşınması, Loteryan kulüplerinin ve Papatyalar grubu adı altında kadın derneklerinin Semra Özal tarafından organize edilmesi, kadını dejenere etmiş ve özentilere yol açmıştı. Diğer yandan TRT de dizi film marifetiyle aile mefhumunu derinden sarsıyordu.

90’ların başında koalisyon da olsa Doğru Yol Partisi’nin iktidara gelmesiyle çalışan ve okuyan hanımların başörtüsüne ses çıkarılmazken, Demirel’in köşke çıkmasıyla kurulan Refah-Yol hükûmetinde Erbakan’ın “Rektörler başörtülülere selâma duracak” çıkışı ile tam bir karşı taarruza sebep olunurken, 28 Şubat sürecine giden yolda mayınları da döşemiş oluyordu. 

Merve Kavakçı’nın başörtüsüyle Meclis’e girmesi eski halkçı, yeni devletçi Ecevit’in “Bu kadına haddini bildirin” deme garabetini de yaşadı bu memleket.

Sessiz sedasız giden taraf/muhalif kesimlerin birlikte çekiştirmesiyle başörtüsü ya da türban yırtılıyordu başlardan. İkna odaları, derse girerken polis nezaretinde zorla baş açtırma sahneleri, üniversite önlerindeki karmaşa, 12 Eylül’e gidiş senaryolarını tedai ettiriyordu. 

Başörtüsü yüzünden okulunu bırakan, yurt dışına giden ya da peruk garabetiyle tahsilini/memuriyetini devam ettirme hikâyeleriyle büyük bir travma yaşanıyordu 28 Şubat’a giderken.

TV açık oturumlarına kadar mevzu olan, “bez parçası, dini sembolize ediyor, şeriatı hatırlatıyor, memleketi İran’a çevirecekler” gibi feryad/figanların asıl sebebi dinin hayata yansımasıydı. Dert Kemalizm, korku da İslâm. Başka bir deyişle Süfyaniyet, Mehdiyet mücadelesi.

Bu bir bardak suda koparılan fırtına; okumuş, aydın, dindar kızlarımıza devleti ele geçirme paranoyaları, “kamusal alan” diye yasak getirmeleri bu yüzden. 

“Evdeki hanımlara kimse karışmıyor, annelerimiz de örtülü!” timsah gözyaşları içinde fitne pazarlıyorlardı ki, dindarlık evde kalsın. 

Kamu da benim, devlet de. Giremezsin, yassak hemşehrim!

Okunma Sayısı: 1659
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Muhsin

    22.7.2020 17:02:05

    Haberlerini ve yazarlarını gönül rahatlığıyla takip edebildiğim tek gazete yeniasya. Haberlerini değilde sadece yazarlarını az çok takip ettiğim karar gzt. Bazen de gzt duvar a bakiyorum. Ki o da biraz sıkıntılı. Bunların haricinde takip edebilecek gzt bulamadım. Belki ben bakmayı bilmiyorum. Ya da gerçek bu, Türkiye de takip edilebilecek bir iki gzt kalmış.

  • nihat erdoğan

    19.7.2020 14:13:15

    olayların arka planlarını seziyor ve yazıyorsunuz.binler teşekkür ederim

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı