"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cüz-i İhtiyarî ya da şu Esâs-ı İnsâniyet…

Orhan Ali YILMAZ
06 Ağustos 2022, Cumartesi
Kuvve-i Şeheviyye ve Kuvve-i Gadabiyye bütün hayvanlarda fıtratlarına konulmuş, hepsi –istisnasız- bu donanımla yaratılmışlar.

Bütün hayvanlar, hatta kısmen bitkiler, hem de ağaçlar, kendilerine faydalı olacak şeyleri elde etmek, hem de kendilerine zararlı olacak, zarar verecek şeyleri kendilerinden uzaklaştıracak donanım, cihaz ve de silahlara doğuştan sahipler. Ayının pençesi, hem de tırmanma kabiliyeti, arının uçma kabiliyeti, bir de iğnesi, köpekbalıklarının yüzme kabiliyetleri, özellikle dişleri, kartalın, akbabanın dürbün-misal görme kabiliyeti, hem de pençesi.. Belgesel kanallarında hayvanlar âlemini izleyenler, zannederim, bunun fazlasına vâkıf olmuşlardır..

İnsanlarda buna ilave olarak, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, hem de güzel ile çirkini birbirinden ayıran, yaptıklarının ne anlama geldiğinin bilincine vardıran, yani insanı insan yapan ve yaptıklarından dolayı kendisini sorumlu kılan, dinen imtihana, hem dinen, hem de insaniyeten ceza ve mükâfata muhatap, hem de konu olan, şu Kuvve-i Akliyye dahi halk edilmiş.

Amma, asıl nokta-i mühim şudur ki: İnsanlardaki şu Kuvve-i Şeheviyye ve Kuvve-i Gadabiyye, imtihan gereği olarak, hayvanların aksine, tahdit edilmemiş, yani sınırlanmamış. Menfaatlerine elde etmede ve kendine zararlı gördüğü şeyleri ortadan kaldırmada, bazen hiçbir ahlâkî, yahut vicdanî, ya da kanunî, veyahut örfî sınır tanımamakta. Bu durum, ferdi anlamda olabildiği gibi, kolektif anlamda, gruplar, devletler mesabesinde de olabilmekte..

“Cüz-i İrade” diye tarif ettiğimiz şu tercih kabiliyetimiz, ya da seçim hakkımız ise, tam da şu “insaniyet”imizin esasını teşkil etmekte…

Üstâdımız Bediüzzaman Said Nursî, 2. Meşrûtiyet’in ilanından sonra Doğu’daki büyük aşîretleri tek tek gezip, onları Meşrûtiyet (bugünkü anlamıyla demokrasi) hakkında bilgilendirirken, en çok da bu noktaya vurgu yapar ve onlara yüksek perdeden şöyle seslenir: “Evet, Meşrutiyet, hâkimiyet-i millettir; siz dahi hâkim oldunuz.. Umum akvâmın sebeb-i saadetidir; siz de saadete gideceksiniz.. Bütün eşvâk ve hissiyât-ı âliyeyi uyandırır; uyku bes, (yeter) siz de uyanınız! (çok önemli) İnsanı ‘hayvanlık’tan kurtarır; siz de ‘tam insan’ olunuz…

İslâmiyet’in bahtını, Asya’nın tâliini açacaktır. Size müjde! Bizim devleti, ömr-ü ebedîye mazhar eder. Milletin bekâsıyla ibkâ edecek; siz daha me’yus olmayınız.. Bir ince tel gibi, her tarafa, hevâ ve hevesin tehyîci ile çevrilmeye müstaid olan rey-i vâhid-i istibdâdı (padişahlık yönetimi) lâyetezelzel bir demir direk gibi, lâyetefellel bir elmas kılınç gibi olan efkâr-ı âmmeye (meclise, kamuoyuna) tebdil eder; siz de, sefine-i Nuh gibi emniyet ediniz.. Herkesi bir ‘padişah’ hükmüne getiriyor; siz de ‘hürriyetperverlik’le ‘padişah’ olmaya gayret ediniz.. ‘Esâs-ı insâniyet’ olan cüz’-ü ihtiyârı temin eder, âzâd eder; siz de câmid (tepkisiz) olmaya râzı olmayınız…”

Kısaca, onlara diyor ki: (yüz yıldan biraz mütecâviz bir zaman önce) İman Esasları’ndan, belki de en önemlisi olan Kader’e İman’ı mümkün kılan, onun olmazsa olmazı olan, insanı insan yapan, hem de sizi şu diğer hayvanlardan ayıran şu “Cüz-i İrade”nize sahip çıkın, onu kullanın. Başkalarının sizin adınıza kara vermesine, sizin kararlarınıza karışmasına müsaade etmeyin; ağalarınız ya da beyleriniz veyahut yöneticileriniz, sizin adınıza -ama size rağmen- karar vermesin. Meşrûtiyet ya da demokrasi yönetimi, her biriniz, daha öncesinde bir “köle” gibi muamele görürken, şimdi her birinizi tam bir “padişah” hükmüne getiriyor. Artık kararlarınızda “hür”sünüz; haklı olan tepkinizi, haklı olan yollardan, hakkınız miktarınca gösteriniz ve Meşrûtiyet’e sahip çıkınız ki, elinizden kaçmasın…

Konuyla ilgili nihaî tespit ve değerlendirmesini de, “Evet, bir millet, cehâletle (kendi) hukukunu bilmezse, Ehl-i Hamiyet’i (idarecileri/yöneticileri) dahi müstebit (baskıcı, dayatmacı, zorba) eder…” şeklinde ibraz eder.

Okunma Sayısı: 1441
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı