"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eskiden yazmak böyle kolay değildi…

18 Ocak 2020, Cumartesi 00:31
Yazılarımıza, intizamlı bir şekilde başlamamızdan dolayı, birçok aziz kardeşimiz, yazılı ve sesli vasıtalarla tebrik ettiler.

Demek ki, ne kadar seviyormuş kardeşlerimiz bizi. Allah razı olsun hepinizden. Çok mütehassis oldum. İstemeyerek de olsa, uzun müddet sizlerden ayrı kaldığım için, hakkınızı helâl ediniz.

70li senelerde yazı yazma işimiz devam ederken, Hekimoğlu İsmail ve Necmeddin Şahiner, Ankara’ya geldiklerinde, bizi tebrik edip, teşvik edip, bazı nasihatlerde de bulunmuşlardı. Hatta Necmeddin Şahiner, bana birkaç not yazmıştı. Zannedersem, hâlâ arşivimde duruyor o notlar. Hassaten, Risale-i Nurlar’dan, yeri gelince bire bir aktarma yapılabileceğini, ama umumiyetle, “arının çiçekten alıp bal yaptığı gibi, sen de öyle yapacaksın” manâsında, kırmızı kalem ile yazılmış bir not bu. Yine, o senelerde (71-72 gibi) rahmetli Bekir Berk Ağabey Ankara’ya gelmişti. Ona da, Üstad Hazretleri hakkında yazdığım ve akrostiş olan, “Bir ihtiyar vardı..” şiirimi gösterdim, okudu, teşvik etmişti…

Evet, “Eskiden yazmak, böyle kolay değildi” demiştik. Bu yazma işlerinde, kalbinize hutur eden bir şey, ilham-ı İlâhî gelince yazabiliyorsunuz ancak. Sevk-i İlâhî, zaten yönlendiriyor. Rahmetli Zübeyir Ağabeyin, bu mevzuda söylediği şu sözünü aktarmışlardı: “Kardeşim, ilham öyle bir şeydir ki, geldiği anda hemen kaydedin. Yoksa uçar gider. Hatta gece yatakta düşünürken gelirse bile, hemen kalkıp onu not edin, yoksa unutursunuz.”

Aynen, sadakte Zübeyir Abim. Bunu çok yaşadık. Akla gelen birkaç satır bir şey üzerine, koca bir yazı ortaya çıkıyor. Aynen, kovana konulan küçük bir petek parçasının etrafını örüp, arının bal yapması gibi.

Benim, el yazım çok iyi değildir. Hani derler ya “kitap gibi el yazısı var” diye. Ben onlardan değilim. Daktilomuz da yoktu. O yıllarda zaten az kişide daktilo olurdu. Yazılarımızı elle yazar, gazeteye gönderirdik. Tabiî bu, yazı işlerini bayağı zorluyordu. Neyse, daha sonraları bazı memur abi ve kardeşlerimiz, bizim yazılarımızı daktiloyla yazıp, ya onlar veya biz postaya verir, yollardık.

Daha sonraları gayret ettik, iki parmak da olsa (hâlâ da öyleyimdir) Ankara Yeni Asya Büromuzda yazmayı öğrendik. Bir tane eski-püskü bir daktilomuz vardı. Onunla, kim erken kaparsa yazardı. Bazen büro temsilcisi abimiz başımıza dikilir, “Hadi Osman, Ankara Notları’nı yetiştireceğim, çabuk ol” derdi. Bu minval üzere giderken, Almanya’dan İshak Özel Abimiz, bize bir daktilo makinesi getirip, “Kardeşim, siz bu yazılarla hizmet ediyorsunuz” diye hediye etmişti. Allah razı olsun. O zaman bayağı rahatlamıştım...

O günlerde yazarsın, ansiklopedik bir malûmata ihtiyacın olur, ansiklopedi yok..hayda, git, ara, bul. Şimdiki gibi, nerede öyle? Şimdi, azıcık ağzın iş yapıyorsa otur bilgisayarın başına, sor google amcaya tamamdır. Kopyala-yapıştır. Dağarcığından bir şey olmasa da olur.                      

Yazılarımızı yazdıktan sonra, bir de gönderme işi vardı. Tabiî, aktüel yazı işi zordu. Çünkü postada gidene kadar, işin aktüelliği kalmıyordu. Onun için de, eğer İstanbul’a gidip-gelen olursa, onlarla yollamaya çalışıyorduk. 73 senesinde, Yeni Asya’nın Ankara baskısını yapıp, oradan, Anadolu’ya sevkiyat yapıyorduk. İşte işin en hızlı yolunu orada bulmuştuk. İstanbul’dan bize, uçakla, gazete basılması için gelen mavi renkli matrislerin geldiği metal kutuyu, tekrar İstanbul’a, yine uçakla yollarken, yazıları içine koyup, yazı işlerine ulaştırıyorduk… Şimdi bilgisayarın bir tuşuna bastın mı, anında karşı tarafta… Ne günlermiş yâ Rabbi….

Okunma Sayısı: 829
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sedat

    18.1.2020 04:37:07

    Oaman abi ya. Ne diyeceğimi şaşırdım abi ya. Seni gene böyle karşımızda görünce çok seviniyom abi ya

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı