24 Ağustos 2011, Çarşamba
ACBÜ’Z-ZENEB
Dr.BAHRİ TAYRAN
Konuyla ilgili âyet, hadisler ve din âlimlerinin görüşleri ve özellikle Bediüzzaman’ın zerrelerle ilgili olarak ortaya koyduğu çağdaş yorumundan çok orijinal bilgilere ulaşmaktayız. Bunlar ise canlıların vücutlarında görev alan zerrelerin bir nevî “eğitim görmeleri” ve yaptıkları işlerin “hiçbir şeyi zayi etmeyen kader kalemiyle manevi alınlarında kaydedilmeleri” hatta “Kitab-ı Mübin” ve “Kitab-ı Hafız”da da kayıt altına alınmaları, ebedî âlemde istimal edileceklerini öğrenmekteyiz. İşte acbü’z-zeneb’i de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Bir bütün olarak göz önüne alındığında acbü’z-zeneb’in üç anlamda kullanıldığını görmekteyiz.
Birincisi, tamamen insan vücudunun elementlerini ifade etmektedir. “Acbü’z-zeneb’den yaratıldınız, ebediyen çürümez” terimleri bu mineral orijini göstermektedir. Ayrıca; “Acbü’z-zeneb’den yaratıldınız” ifadesi, acbü’z-zeneb’in kuyruk sokumu kemiği olmadığını gösterir.
İkincisi, “acbü’z-zeneb”, “bakla tohumu” ve “hardal tohumu gibidir” ifadesinden onun bir tohum içinde bir hücre (nüve) ve besleyici gıda maddeleri ve koruyucu kabuk gibi yapıları anlamamıza imkân vermektedir. Bu “tohum” benzetmesi öldükten sonra bütün insanların ikinci yaratılışında yapılacaktır. Yani herkes tıpkı ilk insan Hz. Âdem’in (as) topraktan yaratılışı gibi mezarlarından yine elementlerden tohum seviyesine varan yaratmanın birinci kademesinden geçeceklerdir.
Üçüncüsü, bu elementler tabiattaki her hangi bir element değil, dünya hayatında her insanın vücudunda “zerrat-ı asliye” ve “ecza-i esasiye” terimleriyle ifade edilen o insana ait elementler olacaktır. Bu durumda “acbü’z-zeneb” her insanın kendisine ait ve ayrıcalıklı olacaktır. İnsanların ikinci yaratılışlarının âyetlerde “çok hızlı” ve “daha kolay” yapılacağı yer almaktadır. İşte bu “hızlı” ve “daha kolay” yaratmanın ne demek olduğunu araştırdığımız zaman karşımıza “eğitim görmüş zerreler” çıkmaktadır. Bunlar, bu dünyadaki canlıların vücutlarında üstlendikleri görevlerin “kader kalemiyle” kendi atomik yapılarında kaydedilmesidir. Kuantum bilgisayarlarının yapımında şimdilik araştırmalar atomların bir saniye kadar yüklenen informasyonun taşınması ve “atom altı parçacıklar” arasında bilgi parçacığının varlığından bahsedilmesi Bediüzzaman’ın 1928 yılında yazdığı Zerre Risâlesi’ndeki Kur’ân’a ait tespitleri doğrulamaktadır.
Genel sonuç olarak acbü’z-zeneb, her bir insanın bu dünyadaki vücudunda görev almış elementlerden ikinci yaratılış için bir bölümünün belirlenerek, kodlanarak Kitab-ı Mübin’de ve Kitab-ı Hafız’da kaydedilmiş hâlidir. Bunun açık anlamı ne kuyruk sokumu, ne de kuyruk sokumunda hardal tanesi gibi bir özel yapı değildir. Acbü’z-zeneb’in hardal tanesi gibi Resûl-i Ekrem (asm) tarafından tanımlanması ikinci yaratılışın nasıl yapılacağının bütün açılımını vermektedir. Tohum ifadesinden, birincisi, zigot ve embriyo anlamındaki nüve; ikincisi, besin maddeleri anlamındaki tohum kısmı; üçüncüsü de bütün bunların koruyucu görevini üstlenmiş bir zarın mevcudiyeti anlaşılmaktadır. Bu yaratılışın birinci kademesi olup, bunun ikinci kademe yaratılışı “parmak ucuna varıncaya kadar tesviye edileceği” ile ifade edilmiştir. Bu biyolojik ikinci yaratılış kademesi sırasında ruhun tekrar verilmesiyle kıyamet sonrası insanın yeniden yaratılışı tamamlanmış olacaktır.
Son sözü Kur’ân’a bırakarak, çekirge benzetmesiyle verilen büyük mesajı dinleyelim: “Gözleri zillet ve dehşetten düşmüş olarak, sanki yayılan çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.” (Kamer 54/7)
Okunma Sayısı: 997
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.