"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gerçeklik ve yalnızlık - Zaman ve hakikat arayışı-2

Remzi ASILSOY
15 Ağustos 2026, Cumartesi
Hakikatin görünen kısmına gerçeklik deriz. Gerçeklik; olayların, olguların ve gözlenebilir ilişkilerin alanıdır.

Fakat hakikat, yalnızca görünenlerden ibaret değildir. Görünmeyen fakat, akıl yürütme ve metafizik düşünceyle araştırılabilen boyut da hakikatin ayrılmaz parçasıdır.

İnsan, ancak bu iki alanı birlikte değerlendirdiğinde; hem kendisini, hem de varlığı daha doğru anlayabilir.

Bu yüzden zaman yalnızca saatlerin gösterdiği bir ölçü değildir; insanın hakikate doğru yürüyüşünün de adıdır.

*** 

Yalnızlık ise bu yürüyüşte insana eşlik eden sessiz öğretmendir. İnsan, zamanın akışı içinde kendisini kaybettiğinde yalnızca yaşamış olur; fakat zamanı aşarak hakikati aramaya başladığında, gerçek anlamda insan olmaya yönelir.

“Yalnızlığıma katılabilirsin; yalnız soru sormayacaksın.” diyor Tomris Uyar.

Bu söz ilk bakışta bir kırgınlığın, bir küskünlüğün yahut insanlardan uzaklaşma arzusunun ifadesi gibi görünür. Oysa insanın en derin yalnızlığı, etrafında insan bulunmamasından doğmaz. Asıl yalnızlık, varlığın birliğini kaybetmesidir.

Vahdeti göremeyen göz yalnızdır; ehadiyeti okuyamayan akıl yalnızdır; eşyayı birbirinden kopuk zanneden ruh yalnızdır.

*** 

İnsan, dünyanın en kalabalık metropolünde yaşayabilir. Milyonlarca insanın arasında yürüyebilir. Yahut kutupların sessiz beyazlığında tek başına ömür sürebilir.

Ekvatorun bitmeyen yağmurları altında yahut balta girmemiş ormanların derinliklerinde yaşayabilir. Semaya uzanan dağlar, çağlayan nehirler, uçsuz bucaksız denizler, sayısız hayvanlar ve Cenab-ı Hakk’ın en nadide, en zarif sanat eserleri olan çiçekler etrafını kuşatabilir.

Fakat bütün bunlar arasında İlâhî isimlerin birbirine nasıl tecelli ettiğini, bütün varlıkların aynı hakikate nasıl işaret ettiğini göremiyorsa, her bir varlık adedince yalnızlaşır. Çünkü kâinat, birbirinden kopuk nesnelerin yığını değildir.

*** 

Her şey, diğerinin mânâsını tamamlayan büyük bir kitabın cümleleridir. Bir çiçekte Rahmân ismi tebessüm ederken, aynı çiçeğin soluşunda Mümît ismi görünür; fakat Mümît’in tecellisi bile Muhyî ismine yol açar.

Ölüm, hayatın inkârı değil; hayatın başka bir mertebede yeniden zuhuru olur. Baharın yeşiliyle Muhyî ismi parlar; sonbaharın sarılığında Mümît ismi tulu eder. Fakat ikisi de aynı hakikatin farklı aynalarıdır.

Bir yavrunun dünyaya gelişi Rahîm ismini gösterirken, onun büyümesinde Rezzâk ismi zahir olur.

*** 

Açlıkta Sabûr ismi okunur; rızıkta Kerîm ismi tecelli eder. Hastalıkta Şâfî isminin kapısı açılır; acziyet içinde Kaviyy ismi daha parlak görünür.

Günahın karanlığında Settâr ismi örter; tevbenin gözyaşında Gafûr ismi doğar. Celâlin en haşmetli tecellileri bile Cemâl’in rahmetine açılan kapılar olur.

Kahhâr ismi bazen Rahîm isminin içinde hikmetini gösterir; Celîl ismi Vedûd isminin sıcaklığında yumuşar.

Zıtlık sandığımız her şey, hakikatte aynı vahdetin farklı renklerinden ibarettir.

İnsan, bu sırra yabancı kaldığında yalnızlaşır.

Okunma Sayısı: 142
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı