"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Esma-i İlâhiyenin en cemiyetli âyinesi cismaniyette

Risale-i Nur'dan
15 Ağustos 2026, Cumartesi
(Dünden devam)

Risale-i Nur’da, “Yirmi Sekizinci Söz”de ve başka risalelerinde haşrin cismaniyeti cihetinde gelen zayıf şüphelere, kuvvetli cevaplarına iktifaen burada yalnız bir kısa işaretle deriz ki:

Esma-i İlâhiyenin en cemiyetli âyinesi cismaniyettedir ve hilkat-i kâinattaki makàsıd-ı İlâhiyenin en zengini ve faal merkezi cismaniyettedir ve ihsanat-ı Rabbaniyenin en çok çeşitleri ve rengârenkleri cismaniyettedir ve beşerin ihtiyacat dilleriyle Hâlık’ına karşı dualarının ve teşekküratının en kesretli tohumları, yine cismaniyettedir. Maneviyat ve ruhaniyat âlemlerinin en mütenevvi çekirdekleri, yine cismaniyettedir. Bunlara kıyasen, yüzer küllî hakikatler cismaniyette temerküz ettiğinden, Hâlık-ı Hakîm, zemin yüzünde cismaniyeti çoğaltmak ve mezkûr hakikatlere mazhar eylemek için öyle sür’atli ve dehşetli bir faaliyetle kafile kafile arkasına mevcudata vücut giydirir, o meşhere gönderir; sonra onları terhis eder, başkalarını gönderir. Mütemadiyen kâinat fabrikasını işlettirir; cismanî mahsulâtı dokuyup, zemini ahirete ve Cennete bir fidanlık bahçesi hükmüne getirir. Hatta insanın cismanî midesini memnun etmek için, o midenin hal diliyle bekasına dair duasını kemal-i ehemmiyetle dinleyip kabul ederek, fiilen cevap vermek için hadsiz ve hesapsız ve yüz binler tarzlarda ve binler çeşit çeşit lezzetlerde gayet sanatlı taamları ve gayet kıymetli nimetleri cismaniyete ihzar etmek, bedahetle ve şeksiz gösterir ki, dâr-ı ahirette Cennetin en çok ve en mütenevvi lezzetleri cismanîdir. Ve saadet-i ebediyenin en ehemmiyetli ve herkesin istediği ve ünsiyet ettiği nimetleri cismanîdir.

Şualar, 11. Şua, 8. Mesele, s. 251

LÛGATÇE:

âyine: ayna.

bedahetle: açıklıkla.

cismaniyet: cismânî olma, cisim ve bedenle ilgili bulunma; maddî vücutla ilgili oluş.

cemiyetli: bir çok şeyi bir arada bulunduran, pek çok özellikleri içine alan, kapsamlı.

dâr-ı ahiret: ahiret yurdu.

esma-i İlâhiye: Allah’ın isimleri.

Hâlık: yaratıcı; Allah.

Hâlık-ı Hakîm: hikmetle yaratan Cenab-ı Hak.

haşir: kıyametten sonra tekrar diriliş.

hilkat-i kâinat: kâinatın yaratılışı.

ihsanat-ı Rabbaniye: her şeyi terbiye ve idare eden Cenab-ı Hakkın iyilikleri, bağışları.

ihzar etmek: hazırlamak.

kesretli: çok, çok fazla.

makasıd-ı İlâhiye: Allah’ın maksatları, yaratıcının gayeleri.

meşher: teşhir yeri, sergi.

mütemadiyen: sürekli olarak, devamlı.

mütenevvi: çeşitli, değişik.

şeksiz: şüphesiz.

taam: yemek, yiyecek.

temerküz: merkezleşme, bir merkezde toplanma.

ünsiyet etmek: alışmak, yakınlık kurmak.

Okunma Sayısı: 196
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı