"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şefkatli

15 Mart 2020, Pazar
Her şeyiyle, cefasıyla, sefasıyla gördüğümüz şu dünyanın aşıkları, sevenleri patır patır dökülmeye, gömülmeye başlandı.

Sadece ve sadece sefahatleri açısından lezzetlerinin, zevklerinin ve kendilerine göre tatlı hayatlarının bir an da kaybolacağını görenler telâşlandılar.

Halbuki şu yaşadığımız dünya hayatı bütün lezzetleriyle, safalarıyla, sefaletleri ve sefahetleriyle istenilecek, arzu edilecek bir meta değil!.. Bunu gördüğü ve bildiği halde ısrarla bu yükün altına girmeye, bu belâlı ve tehlikeli dünyaya sahip çıkmaya çalışanlar var.

Neymiş filan hastalık gelmiş!.. Eee… Gelmişse; Rabbimizin izniyle gelmiş!.. Hoş gelmiş safa gelmiş… O getirmiştir… O götürür… Velveleye, alâyişe, nümayişe gerek yok.

Sanki dünyada milyonlarla hastası bulunan diğer hastalıklar ortadan kalkmış da!.. Bir bu hastalık onları korkutuyor… Kaldı ki korkunun ecele faydası yok!..

Eğer Rabbini bildin tanıdınsa ve O’nun emirleri dahilindeki namaza, niyaza, temizliğe, nezafete devam edebiliyor, tatbik edebiliyorsan mesele yok… Müslüman için olmayan bir hastalıktan, olacakmış gibi vesvese etmek, tehevvüre kapılmak kesinlikle olmamalıdır.

Çünkü şu dünya her türlü haliyle büyük bir yük… Bediüzzaman’ın ifadesiyle: “Ruhu fasit, kalbi hasta olanlardan başka kimse o ağır yükün altına giremez. Evet, bütün kâinatla alâkadar olmaktansa ve her şeyin minnetine girmektense ve bütün esbab ve vesaite el açıp arz-ı ihtiyaç etmektense, bir Rabb-i Vâhid, Semî ve Basir’e iltica etmek daha rahat ve daha kârlı değil midir?”

Bizlere düşen vazife Cenab-ı Hakk’ın vazifelerine haşa karışmak, kendi zayıf zihnimizce, aklımızca yorumlar yapmak olmamalıdır!... Bizler kendi vazifelerimizi eksiksiz yapabiliyor muyuz buna bakmalıyız.

Kâinatta bizim şuurumuzun, aklımızın ermediği, müdahale edemediğimiz bu kadar büyük faaliyetler, işler olduğu halde hiçbirisine müdahale edemediğimizi kâinattaki faaliyetin mikroptan, zerreden tâ kürelere kadar, insan vücuduna kadar bizim haberimizin olmadığı hâlde devam ettiğini hiçbir şeyin, hiçbir faaliyet ve hareketin eksik olarak yapılmadığını, mükemmel olarak yapıldığını gördüğümüz hâlde!.. Haddi aşmak, kendimizi mehasinlerin, iyiliklerin sahibi gibi görmek, malikiyet dâvâsında bulunmak ancak ve ancak bizlerin cahilliğini ve küfürde, zayıf imanda inad ettiğimizi gösterir.

Huz ma safa dam’â keder… Kendi işimizi yaparak sahibimize, malikimize iltica edelim, sığınalım… O her şeye Kadir’dir ve pek merhametli ve şefkatlidir.

Okunma Sayısı: 583
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı