"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çok dikkatli ve çok okuma zamanı

Rifat OKYAY
25 Ocak 2026, Pazar
İnsanın hayatı boyunca öğrenmesi ve yapması gereken işler ve kalıcı bilgiler vardır; korumak ve devam ettirmek adına diyelim.

“Nurcuyum” diyenlerin de hayat okulu içerisinde Risale-i Nurlarla iman davası gütmesinin ve bunu takip etmesinin, kısaca, iki yolu vardır.

Birinci yol; hem iman hakikatlerini hem de içtimaî konuları öğreten Lahika mektuplarını okumak ve öğrenmektir.

İkinci yol ise; hem iman hakikatlerini hem de içtimaî Lahika mektuplarını dikkatli bir şekilde tetkik ederek, ince ince ve yerli yerinde düşünerek, devamlı ve anlamlı bir şekilde okumak, okumak, okumaktır...

Genel itibariyle Nurculuk meydanında solunan havaya ve verilen karbondioksite bakarsak; “çok mu çok oksijen aldım, oldum” deyip yan gelip yatanlar var, “öğrendim, bu bu kadar” deyip ukalâlananlar var, “ne oldum” belasına düşenler var; var oğlu varlar.

Yalnız bu birinci grupta, “Bu hakikatleri tekrar tekrar okuyayım, her okuduğumda başka yeni bir mana var, buna devam etmeliyim” diyenler maalesef nadir elmaslar gibi çok ama çok azdır.

İkinci grup diyebileceğimiz, “akıl oldum” sendromunda olup hayatında Lahika’yı belki de bir defa okumuş olan; çok bilmişlik taslayan, gaflet ve tembellik döşeğinde fetva veren, her geleni ve her konuşanı anlayabildiğini zanneden aldanmışlar da vardır.

Sonra bu iki grupta da çok daha aşikâr olan şudur ki: Asrın sahibi Bediüzzaman Said Nursî’nin dizinin dibinde oturup bizzat sorular sorup cevaplar dinleyebilme ikram ve ihsanı hükmünde olan Lahika mektuplarına bigâne kalma bahtsızlığıdır. Bu hâle düşenlerin adları hangi büyük Nurcu olursa olsun, kendilerine de kendilerini dinlettirdiklerine de yazık etmekte, hatta zarar vermektedirler.

Lahikalar ortadadır. Eğer çok dikkatli, çok ince düşünceli ve çok çok okunursa, Nurcu buradan doğrudan doğruya Bediüzzaman’ın dilinden ve kendisinden dersini ve mesajını alabilir.

Bu hâl ile hallenildiğinde muhakkak ki aldatmaca ve aldatma gibi şeytanî, nefsî ve yabani hislere, fikirlere ve düşüncelere; sû-i zanlara ve hüsn-i zanlara kapı açılmaz ve fırsat verilmez.

Hakikat; hakikati hakkıyla elde edebilmek için, hakikaten Hakk’a ve hakikate ram olabilmek, boyun eğebilmektir.

Eğer bu olursa, velev ki yanlış bir zehapta, fikirde veya duyguda bulunsak da, hakikatin yoluna illâ ki gireriz inşallah.

Altmış senedir bu bazı risaleleri okumama ve az okuyarak fikir yürütme, hüküm verme ve “illâ ki budur” diyebilme zamanı ve devri artık geçmiştir diyorum.

Artık çok dikkat, çok çok dikkat ve çok çok çok çok ince bir şekilde okuma, anlama ve anlatma zamanıdır...

Okunma Sayısı: 170
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı