Uzun soluklu, hedefi büyük işlerin ve zahmetli yolların yolcuları her zaman sabra, ümide ve şevke gayrete hazır olmalıdır, hatta bunlarla donanımlı olmak zorundadırlar.
Dünya hayatı insanları daima kendine çekerken ahiretin varlığından haberdar olanlar da ahiretin davet ve çağrılarına karşı bigâne kalmamalıdırlar.
Ahiret gibi bâkî âlemin temiz işleri ve işçileri de dünyadan gelecek olanların temiz olmasını, kirlerinden temizlenmiş ak-pak, pırıl pırıl günahsız olmalarını arzu eder ve bekler.
Bundan dolayıdır ki dünyada ben ahiret yolcusuyum, o yolda yürümeye çalışıyorum diyebilen insanlar, mü’minler, müslümanlar ve muvahhitler; kirlenmemeye, günahkâr olmamaya, tertemiz olmaya en azamî derecede dikkat etmek durumunda ve zorundadırlar.
Özellikle de hak yolunda hademeliğe ve hizmetkarlığa soyundum, çalışıyorum, çalışacağım diyen insanlar, mü’minler, şakirtler bu ahirete giden yolda “abidik- gubidik işler”in olmayacağını ve elif gibi doğru olanların ancak bu yolda başları dik bir şekilde yürüyebileceklerini ve muvaffak olabileceklerini çok iyi bilmelidirler ve buna göre de davranabilmeli hareket edebilmelidirler.
“Hak aldatmaz hakikatbîn aldanmaz” düsturunu ahiret yolcuları daima kendilerine rehber edinebilmelidirler.
Aynen dünya metalarında, makamlarında ve mevkilerinde olduğu gibi ahiret yolunda birlikte yürüdükleri ve girebildikleri hallerden, şekillerden ve fiillerinden; adi taş parçacıkları hükmündeki menfaat ve faydaların yüzünden taviz verip nefse ve şeytana uyarak gaflete düşerlerse vay onların bu bahtsız hallerine ki; dünya menfaatleri adına ahirete ait hizmetleri ve fiilleri engellemiş oluyorlar hem kendileri, hem yol yürüdükleri kardeşlerini tehlikeye atarak rekabet damarını uyandırarak mesul oluyorlar. Günaha giriyorlar ve günaha sokuyorlar.
Unutulmamalıdır ki iman, Kur’ân hizmeti inayet altında yapılmış, yapılıyor ve yapılacak. Hiçbir fânî, günahlar ve mesul kişi “Ben bu işleri yaptım, kurtardım” diyemez ve dememelidir de. Çünkü hademeliğe, hizmetkârlığa ve hoparlörlüğe soyunan hizmet adamı; kendisinin istihdam edildiğini ve bu iman, Kur’ân hizmetinde koşturulduğunu çok iyi bilmelidir ve bunun şuurunda olarak diğer kardeşlerinin hizmetlerini alkışlayarak bu kudsî yolda yürümeye çalışmalıdır…