"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bazı insan zerrede boğulur, bazısında dünya boğulur

Risale-i Nur'dan
04 Aralık 2019, Çarşamba

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

İnsanın fıtraten mâlik olduğu camiiyetin acaibindendir ki, Sâni-i Hâkim şu küçük cisimde, gayr-i mahdud envâ-ı rahmeti tartmak için, gayr-i ma’dud mizanlar vaz’ etmiştir ve Esma-i Hüsnanın gayr-i mütenâhî mahfî definelerini fehmetmek için, gayr-i mahsur cihazat ve âlât yaratmıştır. Meselâ, mesmuat, mubsırat, me’külât âlemlerini ihata eden insandaki duygular, Sâni’in sıfât-ı mutlakasını ve geniş şuunatını fehmetmek içindir.

Ve keza, hardaleden daha küçük kuvve-i hafızasında öyle bir latîfe-i müdrike bırakılmıştır ki, o hardalenin tazammun ettiği geniş âlemde o lâtîfe daimî seyir ve cevelân etmekte ise de, sahiline vâsıl olamaz. Maahâzâ, bazen bu büyük âlem, o lâtîfeye o kadar darlaşır ki, âlem o latîfenin karnında bir zerre gibi olur. Ve o lâtîfeyi bütün seyahat meydanlarıyla, mütalâa ettiği kitaplarıyla o hardale dahi yutar, yerinde oturur, karnı da ağrımaz. İşte insanın mütefavit mertebeleri bu sırdan anlaşılır.

Evet, bazı insanlar zerrede boğulurlar, bazısında da dünya boğulur. Bazılar da, kendilerine verilen anahtarlardan birisiyle kesretin en geniş bir âlemini açar, fakat içinde boğulur, sahil-i vahdet ve tevhide zorla vâsıl olur. Demek, insanın seyr-i ruhânîsinde çok tabakalar vardır. Bir tabakada insanlara huzur-u tevhid pek sühuletle nasip ve müyesser olur. Bir tabakasına da, gaflet ve evham öyle istilâ eder ki, kesret içinde gark olmakla tam manasıyla tevhidi unutmuş olur. Sukutu suud, tedenniyi terakki, cehl-i mürekkebi yakîn, uykunun son perdesini intibah zan ve tevehhüm eden bir kısım medenîler, ikinci tabakadaki insanlardandır. Onlar hakaik-ı imaniyeyi derk etmekte bedevîlerin bedevîleridir.

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

İsm-i Celâl, ale’l-ekser nevilerde, külliyatta tecelli eder. İsm-i Cemal ise mevcudatın cüz’iyatına tecelli eder. Bu itibarla, nevilerdeki cûd-u mutlak, Celâl’in tecellisidir. Cüz’iyatın nakışları, eşhasın güzellikleri Cemal’in tecelliyatındandır.

Ve keza, celâl vâhidiyetin tecellisinden, cemal dahi ehadiyetin tecellisinden zâhir olur. Bazen de cemal celâlden tecelli eder. Evet, cemalin gözünde celâl ne kadar cemîldir; celâlin gözünde dahi cemal o kadar celîldir.

Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale, s. 229-230

LÛ­GAT­ÇE:

cehl-i mürekkeb: Bilmemekle beraber, bilmediğini de bilmemek, katmerli cahillik.

cûd-u mutlak: Sonsuz, sınırsız cömertlik, Allah’ın hiçbir kayda ve şarta tâbi olmaksızın sonsuz ihsan sahibi olması.

intibah: Uyanıklık.

latîfe-i müdrike: İdrak, anlama, kavrama duygusu, kabiliyeti.

mahfî: Gizli, saklı.

me’külât: Yiyecekler.

mesmuat: İşitilen, duyulan, haber alınan şeyler.

mubsırat: Görünenler, görünen âlem.

mütefavit: Farklı, çeşitli.

Sâni-i Hâkim: Hikmetle ve sanatla yaratan, Allah.

sukut: Alçalma, düşüş.

suud: Yükselme.

şuunat: Şuunlar, keyfiyetler, haller; işler.

tedenni: Alçalma, gerileme.

terakki: İlerleme, yükselme.

tevehhüm etmek: Asılsız düşünceye kapılmak, zannetmek.

vaz’ etmek: Koymak.

yakîn: Kesin olarak bilme; şüphesiz ve sağlam bilgi.

Okunma Sayısı: 1604
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı