"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ey insan, düşün! Sen alâküllihal öleceksin

Risale-i Nur'dan
07 Temmuz 2021, Çarşamba
(Dünden devam)

İşte dalâlette, iktidarsızlar muktedir görünmeleri ve ehemmiyetsizler şöhret kazanmaları içindir ki hodfüruş, şöhretperest, riyakâr insanlar ve az bir şeyle iktidarlarını göstermek ve ihafe ve ızrar cihetinden bir mevki kazanmak için ehl-i hakka muhalefet vaziyetine girerler. Tâ görünsün ve nazar-ı dikkat ona celb olunsun. Ve iktidar ve kudretle değil, belki terk ve ataletle sebebiyet verdiği tahribat ona isnad edilip, ondan bahsedilsin. Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, tâ herkes ondan bahsetsin... Hatta ondan lânetle de bahsedilmiş de,

şöhretperestlik damarı kendisine bu lânetli şöhreti hoş göstermiş diye darb-ı mesel olmuş.

Ey âlem-i beka için yaratılan ve fânî âleme müptelâ olan bîçare insan! [“Gök ve yer onlara ağlamadı.” (Duhan Sûresi: 29.)] âyetinin sırrına dikkat et, kulak ver! Bak, ne diyor: 

Mefhum-u sarihiyle ferman ediyor ki, ehl-i dalâletin ölmesiyle, insan ile alâkadar olan semâvât ve arz, onların cenazeleri üstünde ağlamıyorlar, yani onların ölmesiyle memnun oluyorlar.

Ve mefhum-u işarîsiyle ifade ediyor ki, ehl-i hidayetin ölmesiyle semâvât ve arz, onların cenazeleri üstünde ağlıyorlar, firaklarını istemiyorlar. Çünkü ehl-i iman ile bütün kâinat alâkadardır, ondan memnundur. Zira iman ile Hâlık-ı Kâinat’ı bildikleri için kâinatın kıymetini takdir edip hürmet ve muhabbet ederler. Ehl-i dalâlet gibi tahkir ve zımnî adavet etmezler.

Ey insan, düşün! Sen alâküllihal öleceksin. Eğer nefis ve şeytana tâbi isen, senin komşuların, belki akrabaların senin şerrinden kurtulmak için mesrur olacaklar.

Eğer, “Eûzü billahi mine’ş-şeytanirracim” deyip, Kur’ân’a ve Habib-i Rahman’a tâbi isen, o vakit semâvât ve arz ve mevcudat, herkesin derecesine nisbeten, senin derecene göre senin firakından müteessir olup manen ağlarlar. Ulvî bir matem ile ve haşmetli bir teşyi ile, kabir kapısıyla girdiğin beka âleminde senin derecene nisbeten senin için bir hüsn-ü istikbal var olduğuna işaret ederler.

Lem’alar, On Üçüncü Lem’a, s. 170

LÛ­GAT­ÇE:

adavet: Düşmanlık.

alâküllihâl: İster istemez, her durumda.

arz: Yeryüzü, dünya.

dalâlet: Hak yoldan sapmışlık, iman ve İslâmiyet yolundan ayrılma.

darb-ı mesel: Atasözü.

firak: Ayrılık.

Hâlık-ı Kâinat: Kâinatın yaratıcısı; bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah.

hodfüruş: Kendini beğenmiş.

ızrar: Zarara sokma.

ihafe: Korkutma.

mefhum-u sarih: Açık anlam, açık ifade.

riyakâr: İki yüzlü, sahtekâr.

telvis etmek: Kirletmek, pisletmek.

teşyi: Uğurlama.

zımnî: Gizli, üstü kapalı, örtülü.

Okunma Sayısı: 1402
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    7.7.2021 15:20:00

    " Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, tâ herkes ondan bahsetsin... Hatta ondan lânetle de bahsedilmiş de, şöhretperestlik damarı kendisine bu lânetli şöhreti hoş göstermiş diye darb-ı mesel olmuş." Bu misal şöhret hissiyatının ne kadar tehlikeli olduğunu ispat ediyor. Şöhret uğruna dağa, yüksek binalara tırmananlar, hayatlarını anlamsız video çekimleri için ya da sosyal medya da fenomen olmak için tehlikeye atanlar son derece ibretliktir." Amelinizde rıza-i ilahi olmalı" düsturunu her daim canlı tutmak gerekiyor. Rabbim cümlemizi halkların rızası için değil kendi rızası için cehd gösterenlerden eylesin inşaAllah! Amin!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı