"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnkâr etmemek başka, iman etmek başkadır

Risale-i Nur'dan
17 Kasım 2020, Salı
Aziz, Sıddık Kardeşlerim ve Nur Şakirdlerinin Küçük Pehlivanları!

Asâ-yı Mûsa âhirlerinde, bazı nüshalarında mübarekler pehlivanı büyük ruhlu Küçük Ali namında bir kardeşimizin sualine karşı verdiğim bir cevap var. Onu okuyunuz ki, o zata bazı muterizler Risale-i Nur’un kıymetini bir derece kırmak için demişler: “Herkes Allah’ı bilir. Âdî bir adam, bir velî gibi Allah’a iman eder” diye, Nurların pek yüksek ve pek çok kıymettar ve gayet lüzumlu tahşidatını ziyade göstermek istemişler.

Şimdi, İstanbul’da, daha dehşetli bir fikirde, anarşi fikirli küfr-ü mutlaka düşmüş bir kısım münafıklar, Risale-i Nur gibi, ekmek ve suya ihtiyaç derecesinde herkes muhtaç olduğu imanî hakikatlerine ihtiyacı düşürmek desisesiyle diyorlar ki: “Her millet, herkes Allah’ı bilir. Onu, daha yeni ders almaya ihtiyacımız çok yok” diye mukabele etmek istiyorlar.

Halbuki Allah’ı bilmek, bütün kâinatı ihata eden rububiyetine ve zerrelerden yıldızlara kadar cüz’î ve küllî her şey O’nun kabza-i tasarrufunda ve kudret ve iradesiyle olduğuna kat’î iman etmek; ve mülkünde hiçbir şeriki olmadığına ve “Lâilahe illallah” kelime-i kudsiyesine, hakikatlerine iman etmek, kalben tasdik etmekle olur. Yoksa “Bir Allah var” deyip, bütün mülkünü esbaba ve tabiata taksim etmek ve onlara isnad etmek –hâşâ– hadsiz şerikleri hükmünde esbabı mercî tanımak ve her şeyin yanında hazır irade ve ilmini bilmemek ve şiddetli emirlerini tanımamak ve sıfatlarını ve gönderdiği elçilerini, peygamberlerini bilmemek, elbette hiçbir cihette Allah’a iman hakikati onda yoktur. Belki küfr-ü mutlaktaki mânevî Cehennemin dünyevî tâzibinden kendini bir derece teselliye almak için o sözleri söyler.

Evet, inkâr etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır.

Evet, kâinatta hiçbir zîşuur, kâinatın bütün eczası kadar şahitleri bulunan Hâlık-ı Zülcelâl’i inkâr edemez. Etse, bütün kâinat onu tekzip edeceği için susar, lakayt kalır. Fakat Ona iman etmek; Kur’ân-ı Azîmüşşan’ın ders verdiği gibi, o Hâlık’ı sıfatlarıyla, isimleriyle, umum kâinatın şehadetine istinaden, kalben tasdik etmek ve elçileriyle gönderdiği emirleri tanımak ve günah ve emre muhalefet ettiği vakit kalben tevbe ve nedamet etmek iledir. 

Yoksa büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir. Her ne ise…

Evlâtlarım, ehemmiyetli bir hâdise size bu uzun meseleyi kısaca beyan etmeye sebep oldu. 

Şimdilik sizlere Risale-i Nur’un ehemmiyetli şakirdleri nazarıyla bakıyorum. Mustafa Oruç, çok talihlidir ki kendi sisteminde ve ruhunda ve ciddiyetinde, az bir zamanda sizleri buldu. 

Bir iken on Mustafa oldu.

Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, 150. mektup, s. 237

LÛ­GAT­ÇE:

anarşi: Kargaşa, karışıklık; otorite tanımazlık; terör.

ecza: Cüz’ler, parçalar, kısımlar.

esbab: Sebepler, vasıtalar.

Hâlık-ı Zülcelâl: Sonsuz büyüklük sahibi yaratıcı, Allah.

küfr-ü mutlak: Mutlak küfür, hiçbir imanî hükmü, delili kabul etmeme, kesin ve tam bir inkâr.

nedamet etmek: Pişman olmak.

rububiyet: Cenab-ı Hakk’ın her zaman, her yerde, her mahlûka muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onu terbiye etmesi ve idaresi altında bulundurması vasfı.

tahşidat: Yığma, toplama; üzerinde çok durma.

tâzib: Azap çektirme, eziyet etme, sıkıntı verme.

zîşuur: Şuurlu, şuur sahibi.

Okunma Sayısı: 1651
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ali fergana

    17.11.2020 22:08:46

    İman biattır, biat ise itaatı gerektirir. Şeytan Allah'ı elbet de biliyordu. Ama itaat etmediğinden ebedi olarak cehenneme sevk olundu. Ayrıca imanın taklidi olmaz. Rabbim bizi yolundan ayırmasın. İnşallah Rahmet Kapısı'nın tokmağına dokunduğumuzda bize kapıyı açar, içeri buyur eder.

  • Cenk çalık

    17.11.2020 11:09:52

    Bilmek var bilmek var. Tahkiki iman var taklidi iman var. Allah'ı (cc) bilmekte Risâle-i Nur penceresinden bakarak anlamak var. Bir de diğerleri var. Aradaki azim farkı ayırt edemeyenler kendini bilmiş zannedebilir. Risale-i Nur okuyanlar ise sürekli tanımaya ve bilmeye devam ederler vesselâm...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı