"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İstibdatta firavunane, menhus bir lezzet var

Risale-i Nur'dan
21 Temmuz 2022, Perşembe
(Dünden devam)

Suâl: “İstibdat o kadar fena bir şey iken, niçin herkes bir çeşit ile onu irtikâb ederdi?”

Cevap: İçinde tefer’unun lezzet-i menhusesi ve tahakküm ve tehevvüs-ü Nemrudâne vardı.

Suâl: “Şimdi çok hilâf-ı Şeriat şeyler yapılıyor?”

Cevap: Bence muhalif-i hakikat-i Şeriat olan şeyler, Meşrutiyete dahi muhaliftir, ya günahlarıdır veya ilca-i zarurettir. Farz ediniz, şu siyaset muhalif olsun, yine telâşa mahal yoktur. Zira Şeriat-ı Garranın bin kısmından bir kısmıdır ki siyasete taallûk eder. O kısmın ihmaliyle, Şeriat ihmal olunmaz.

Evet, imtisal etmemek, inkâr etmek demek değildir. Hem de devlet-i Osmaniyeye tâbi olan İslâmların on beş misli İslâmlar, sırf siyaset-i ecânib altındadırlar. Onların dinlerine zarar gelmez; nerede kaldı ki şu hükûmette!.. Ki, kendisi İslâm, millet-i hâkimesi İslâm, üssü’l-esas-ı siyaseti de şu düsturdur: “Bu devletin dini, din-i İslâm’dır. Şu esası vikaye etmek vazifemizdir. Çünkü milletimizin mâye-i hayatiyesidir.”

Suâl: “Demek, hükûmet bundan sonra da İslâmiyet ve din için hizmet edecek midir?”

Cevap: Hay hay. Bazı akılsız dinsizler müstesna olmak şartıyla hükûmetin hedef-i maksadı, velev gizli ve uzak olsa bile, uhuvvet-i imaniye sırrıyla üç yüz milyonu bir vücut eden ve nurânî olan İslâmiyetin silsilesini takviye ve muhafaza etmektir. Zira nokta-i istinad ve nokta-i istimdad yalnız odur. Yağmurun kataratı, nurun lemaatı dağınık ve yayılmış kaldıkça çabuk kurur, çabuk söner. 

Fakat sönmemek ve mahvolmamak için Cenab-ı Feyyaz-ı Mutlak bize “Lâ teteferrekû” [Ayrılığa düşüp dağılmayın. (Şûrâ Suresi: 13)] ve “Lâ taknatû” [Ümidinizi kesmeyin. (Zümer Suresi: 53)] ile ezel cânibinden nida ediyor. Evet, şeş cihetten nağme-i “Lâ taknatû” eyler huruş.

Evet, zaruret ve incizab ve temayül ve tecârüb ve tecâvüb ve tevatür, o katarat ve lemaatı musafaha ettirerek ortalarındaki mesafeyi tayyedip bir havz-ı âb-ı hayatı ve dünyayı ışıklandıracak bir elektrik-i nevvareyi teşkil edecektir. Zira kemâlin cemali dindir. Hem din saadetin ziyâsıdır, hissin ulviyetidir, vicdanın selâmetidir. (HÂŞİYE: Acele etme. Yani şifre gibi işârâtı var. [*] Evet bu zamandaki intibah-ı İslâmı her tarafta görmüş gibi haber veriyor. Hamiyet-i İslâmiyenin o zamandaki edip kahramanlarının isimlerine işaret ediyor: Namık Kemâl, Ziyâ Paşa, Cemaleddin Efgànî gibi zatlara işaret ediyor.)

[*] Hâşiyenin buradan itibaren olan cümleleri, 1950’den sonraki bir Osmanlıca teksir nüshadan alınmıştır.

Eski Said Dönemi Eserleri, Münazarat, s. 175

LÛ­GAT­ÇE:

elektrik-i nevvare: nurlu, parlak elektrik.

hilâf-ı Şeriat: Şeriata aykırı.

ilca-i zaruret: zaruretin zorlaması.

imtisal etmek: uymak, gerekeni yapmak.

irtikâb etmek: yapmak; işlemek, kötü bir işe girişmek.

istibdat: kanuna ve nizama tâbi olmayan, keyfî, baskıcı yönetim; zulüm ve tahakküm.

lezzet-i menhuse: uğursuz ve kötü lezzet.

muhalif-i hakikat-i Şeriat: İslâmiyet esaslarına aykırı, zıt.

siyaset-i ecânib: yabancıların uyguladığı, takip ettiği siyaset.

şeş: altı (6).

tahakküm ve tehevvüs-ü Nemrudâne: Nemrut gibi delirip çıldırma, aklı başından gitme ve zorbalık etme.

tecârüb: tecrübeler.

tecâvüb: cevaplaşma, birbirinin ihtiyaçlarına cevap verme.

tefer’un: firavunlaşma, çok fazla kibirlenme ve zulmetme.

Okunma Sayısı: 1258
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    21.7.2022 09:42:16

    "Evet, zaruret ve incizab ve temayül ve tecârüb ve tecâvüb ve tevatür, o katarat ve lemaatı musafaha ettirerek ortalarındaki mesafeyi tayyedip bir havz-ı âb-ı hayatı ve dünyayı ışıklandıracak bir elektrik-i nevvareyi teşkil edecektir. Zira kemâlin cemali dindir. Hem din saadetin ziyâsıdır, hissin ulviyetidir, vicdanın selâmetidir." İki cihan saadeti emirlere uymaktan geçer. Vicdan sızlamaz, gönül rahatlar, huzur bulur insan. Bunlar dünyevi peşin ücretlerdir. Doğru hareketin geri dönüşümleridir. Ahiretteki mükafat da başkadır. O halde Rabbimizin ipine sımsıkı sarılmalıyız vesselam.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı