"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kabir, âlem-i nurun kapısıdır

Risale-i Nur'dan
10 Haziran 2024, Pazartesi
(Dünden devam)

Hem iman, ileride gözünü açıp bana bakan kabri ve kabrin arkasında ebede giden caddeyi, nur-u Kur’ân ile gösterdi ki, o kabir, kuyu kapısı değil, belki âlem-i nurun kapısıdır. Ve o yol ise, hiçliğe

ve ademistana değil, belki vücuda, nuristana ve saadet-i ebediyeye giden yol olduğunu, tam kanaat verecek bir derecede gösterdiğinden, dertlerime hem derman, hem merhem oldu.

Hem iman, o elinde pek cüz’î bir kesb bulunan cüz’î bir cüz-i ihtiyârî yerine, o hadsiz düşman ve zulmetlere karşı, gayr-i mütenahi bir kudrete istinad etmek ve hadsiz bir rahmete intisab etmek için o cüz-i ihtiyârînin eline bir vesika veriyor; belki de iman, o cüz-i ihtiyârînin elinde bir vesika oluyor. Hem o cüz-i ihtiyârî olan silâh-ı insanî, gerçi zatında hem kısa, hem âciz, hem noksandır. Fakat, nasıl ki bir asker, cüz’î kuvvetini devlet hesabına istimal ettiği vakit, binler derece kuvvetinden fazla işler görür; öyle de, sırr-ı imanla o cüz’î cüz-i ihtiyârî, Cenab-ı Hak namına, Onun yolunda istimal edilse, beş yüz sene genişliğinde bir Cenneti dahi kazanabilir.

Hem iman, geçmiş ve gelecek zamana nüfuz edemeyen o cüz-i ihtiyârînin dizginini cismin elinden alıp kalbe ve ruha teslim eder. Ruh ve kalbin daire-i hayatı ise cisim gibi hâzır zamana münhasır olmadığından, pek çok seneler maziden, pek çok seneler istikbalden daire-i hayatına dahil olduğundan; o cüz-i ihtiyârî, cüz’iyetten çıkıp külliyet kesb eder. Zaman-ı mazinin en derin derelerine kuvvet-i imanla girebildiği ve hüzünlerin zulmetlerini def edebildiği gibi, nur-u imanla istikbalin en uzak dağlarına kadar çıkar, korkuları izale eder.

İşte, ey benim gibi ihtiyarlık zahmetini çeken ihtiyar ve hemşire ihtiyareler!

Madem, elhamdülillâh, biz ehl-i imanız; ve madem imanda bu kadar nurlu, lezzetli, sevimli, şirin defineler var; ve madem ihtiyarlığımız bizi bu definenin içine daha ziyade sevk ediyor; elbette imanlı ihtiyarlıktan şekva değil, belki binler teşekkür etmeliyiz.

Gençlik Rehberi, s. 71-73; Lem’alar, 26. Lem’a, 7. Rica

LÛ­GAT­ÇE:

ademistan: yokluk ülkesi.

cüz’-i ihtiyârî: az bir irade, dilediği gibi hareket edebilme serbestliği.

gayr-i mütenahi: sonsuz, nihayetsiz.

intisab etmek: bağlanmak.

kesb: kazanma, edinme.

külliyet: çokluk, büyüklük.

nuristan: nur ülkesi, nurlu ve aydınlık yer.

saadet-i ebediye: ebedî saadet, sonsuz mutluluk.

şekva: şikâyet.

zulmet: karanlık.

Okunma Sayısı: 1103
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    11.6.2024 09:17:43

    "Madem, elhamdülillâh, biz ehl-i imanız; ve madem imanda bu kadar nurlu, lezzetli, sevimli, şirin defineler var; ve madem ihtiyarlığımız bizi bu definenin içine daha ziyade sevk ediyor; elbette imanlı ihtiyarlıktan şekva değil, belki binler teşekkür etmeliyiz." Hikmet gözüyle bakıldığında ihtiyarlıkta güzeldir vesselam...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı