Şakir Argın: “Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin; zira onlar kendilerinden daha iyi olabilirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler; çünkü alay edilenler edenlerden daha iyi olabilirler. Biriniz diğerinizi aşağılamayın, birbirinize kötü ad takmayın. İman ettikten sonra fasıklıkla anılmak ne kötüdür! Günahlarına tövbe etmeyenler yok mu, işte zalimler onlardır.”1 ayetini açıklar mısınız?”
İçtimaî Yasaklar
Ayet muhteşem bir içtimaî kuraldan bahsediyor. İnsanlar arası ilişkileri düzenliyor. Hatta insanlar arası ilişkilerin düzenlenmesinde Cenab-ı Hak bizzat işe el koyuyor. Çünkü insanın kendisi ile hemcinsi arasındaki ilişkileri düzenlemesi zordur. Bir üst müdahale gerekiyor. İşte o müdahaleyi bizzat Cenab-ı Hak yapıyor.
Bu ayette yasaklanan davranışlar:
1- Kadın olsun erkek olsun, bir Müslüman’la alay etmemek.
2- Başka Müslümanları kendinden daha kötü düşünmemek.
3- Müslümanları aşağılamak. Birisini el, dil, kaş ve göz işareti ile küçümsemek, küçük düşürmek, şeref ve haysiyetine çamur atmak, namusunu lekelemek.
4- Müslüman’a kötü lâkap takmak, karalamak, ad takmak, birisine “kör, topal” diyerek bir kusuru ile alay etmek.
Tanınmış ve kabul edilmiş bazı lakaplar yasaklanan fiilden değildir. Meselâ adam eskiden beri Topal Osman veya Uzun Hasan gibi bir lâkapla tanınmış ve bu lakap ilgili kişi tarafından kabul görmüşse yasaklanan lakap takmaya girmez.
5- Müslüman’ı fasıklık ile, günahkârlıkla, yapmadığı bir haramı yapmış gibi göstermekle anmak .
6- Günahlarına tövbe etmemek.
Sorumluluklar
Bir ayette bunca sosyal davranış haram kılınmıştır. Maalesef insan kendine bakmaz ve muhatabını yargılamakta acele eder. Oysa o da, kendisi de Allah’ın kuludur. Tevbe etse Allah affeder. Onu çekiştiren kişi ise, kul hakkını ihlâl etmiştir. Günah kendisinde kalmamış, başkasının alanına girmiştir. Tevbesi zorlaşmıştır
Hakkını ihlal ettiği kişi ile görüşerek helallik istemelidir. Başka tevbe imkânı yoktur.
Öte yandan ayetin haram kıldığı davranışlar, sosyal barış için hassas konulardır. Allah günahkâr da olsa kulunu korumaya almıştır. Çünkü araya şeytan girer, kin ve husumet artar.
Damarınıza dokunmuşsa eğer, “sû-i hulk ve fena haslet eseri gösterilmezse ve gıybet gibi şeylerle ve muktezasıyla amel edilmezse, kusurunu da anlasa zarar vermez”2 diye düşünmelidir.
Herkes kendine bakmalıdır. Yarın mahşerde kimse kimsenin hesabını ödemeyecektir. Günah başka alanlara sıçramışsa mahşerde de olsa, iş helallikle affedilir.
Git ve Uyu
Şeyh Sâdi Şirazî anlatıyor:
Her gece teheccüt namazına kalkan babasını gören çocuk, o gece kendisi de kalkmak istedi ve uyumayıp babasıyla birlikte namaza kalktı. Babasıyla beraber abdest aldı, namaz kıldı.
Fakat çocuk sabırsızdı. Bir ara pencereyi açtı ve etrafı gözetlemeye koyuldu.
Bu karanlıkta hiç kimse kendileri gibi kalkmış değildi, uyanık değildi. Pencereler zifiri karanlıktı.
Çocuk içeriye baktı; babasını dua ederken gördü. Dışarıya baktı, kapkaranlık!
“Ah gafiller!” dedi bağırarak, “Kalkın da babam gibi namaz kılın! Tembelce yatıyorsunuz! Ölü müsünüz?”
Fakat babası bu çiğ sözlerden rahatsız olmuştu. Namazdan sonra çocuğa:
“Böyle deme yavrum! Sen de git, yat ve uyu! Kimsenin hakkında kötü söz söyleme!” diye kızdı.
Evet, neticede çocuktu. Fakat davranış bozuktu.
Uyumak günah değildir. Ama birileri hakkında zan yürütmek günahtır.
Sosyal konularda duyarlı olmalıdır.
Dipnotlar:
1- Hucurat Suresi: 11.
2- Mektubat, s. 315.