"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ölüm yokluk değil, vazifeden terhistir

Risale-i Nur'dan
11 Şubat 2020, Salı
Mevt idam değil, hiçlik değil... Bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır, saadet-i ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır.

ALTINCI KELİME

“Yuhyî.” Yani hayatı veren O’dur. Ve hayatı rızık ile idame eden de O’dur. Ve levazımat-ı hayatı da ihzar eden yine O’dur.

Ve hayatın âlî gayeleri O’na aittir ve mühim neticeleri O’na bakar; yüzde doksan dokuz meyvesi O’nundur.

İşte şu kelime, şöyle fânî ve âciz beşere nida eder, müjde verir ve der:

Ey insan! Hayatın ağır tekâlifini omuzuna alıp zahmet çekme. Hayatın fenâsını düşünüp hüzne düşme. Yalnız dünyevî, ehemmiyetsiz meyvelerini görüp, dünyaya gelişinden pişmanlık gösterme. Belki o sefine-i vücudundaki hayat makinesi, Hayy-ı Kayyum’a aittir. Masarif ve levazımatını O tedarik eder. Ve o hayatın pek kesretli gayeleri ve neticeleri var ve O’na aittir. Sen o gemide bir dümenci neferisin; vazifeni güzel gör, ücretini al, keyfine bak. O hayat sefinesi ne kadar kıymettar olduğunu ve ne kadar güzel fâideler verdiğini ve o sefine sahibi Zatın ne kadar Kerîm ve Rahîm olduğunu düşün, mesrur ol ve şükret. Ve anla ki vazifeni istikametle yaptığın vakit, o sefinenin verdiği bütün netâic, bir cihetle senin defter-i a’mâline geçer, sana bir hayat-ı bâkiyeyi temin eder, seni ebedî ihya eder.

YEDİNCİ KELİME

“Ve yumît.” Yani mevti veren Odur. Yani hayat vazifesinden terhis eder, fânî dünyadan yerini tebdil eder, külfet-i hizmetten âzâd eder. Yani hayat-ı fâniyeden, seni hayat-ı bâkiyeye alır.

İşte şu kelime, şöylece fânî cin ve inse bağırır, der ki:

Sizlere müjde! Mevt idam değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in’idam değil; belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır, saadet-i ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır, yüzde doksan dokuz ahbabın mecmaı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır.

Mektubat, Yirminci Mektub, s. 267-268

LÛ­GAT­ÇE:

adem: Yokluk.

âlem-i berzah: Kabir âlemi.

Fâil-i Hakîm-i Rahîm: Her şeyi rahmet ve hikmetle yapan; Allah.

fenâ: Son bulma, yok olma.

firak-ı ebedî: Sonsuz ayrılık.

Hayy-ı Kayyum: Her canlıya hayat veren ve onları ayakta tutan, Allah.

idame etmek: Devam ettirmek, sürdürmek.

ihya: Hayat verme, diriltme.

ihzar etmek: Hazırlamak, hazır etmek.

in’idam: Yok olma.

inkıraz: Son bulma, yıkılma.

külfet-i hizmet: Hizmetin zahmeti, zorluğu.

levazımat-ı hayat: Hayat için gerekli olan ihtiyaç maddeleri.

masârif: Masraflar.

mevt: Ölüm, vefat.

netâic: Neticeler, sonuçlar.

sefine-i vücut: Vücut gemisi, insan bedeni.

tebdil-i mekân: Yer değiştirme.

vatan-ı aslî: Asıl vatan.

visal: Ulaşma, kavuşma.

Okunma Sayısı: 1759
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı