"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şeytanın en tehlikeli bir desisesi

Risale-i Nur'dan
24 Haziran 2021, Perşembe

ALTINCI İŞARET

Şeytanın en tehlikeli bir desisesi şudur ki: Bazı hassas ve safî kalp insanlara, tahayyül-ü küfrîyi tasdik-i küfürle iltibas ettiriyor. Tasavvur-u dalâleti, dalâletin tasdiki suretinde gösteriyor. Ve mukaddes zatlar ve münezzeh şeyler hakkında gayet çirkin hatıraları hayaline gösteriyor. Ve imkân-ı zatîyi imkân-ı aklî şeklinde gösterip, imandaki yakînine münafi bir şek tarzını veriyor. Ve o vakit o bîçare hassas adam, kendini dalâlet ve küfür içine düştüğünü tevehhüm edip imandaki yakîninin zail olduğunu zanneder, ye’se düşer, o yeisle şeytana maskara olur. Şeytan hem ye’sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya divane olur, yahut “Her çi bad âbâd” der, dalâlete gider.

Şeytanın bu desisesinin mahiyeti ne kadar esassız olduğunu, bazı risalelerde beyan ettiğimiz gibi, burada icmalen bahsedeceğiz. 

Şöyle ki: 

Nasıl ki âyinede yılanın sureti ısırmaz ve ateşin misali yandırmaz ve murdarın aksi telvis etmez; öyle de, hayal veya fikir âyinesinde küfriyatın ve şirkin akisleri ve dalâletin gölgeleri ve şetimli çirkin sözlerin hayalleri itikadı bozmaz, imanı tağyir etmez, hürmetli edebi kırmaz. Çünkü meşhur kaidedir ki, “Tahayyül-ü şetim, şetim olmadığı gibi; tahayyül-ü küfür dahi küfür değil ve tasavvur-u dalâlet de dalâlet değil.”

İmandaki şek meselesi ise, imkân-ı zatîden gelen ihtimaller, o yakîne münafi değil ve o yakîni bozmaz. 

İlm-i usul-ü dinde kavâid-i mukarreredendir ki: [“İmkân-ı zatî, yakîn-i ilmîye zıt değildir.”]

Meselâ Barla Denizi su olarak yerinde bulunduğuna yakînimiz var. Halbuki zatında mümkündür ki o deniz, bu dakikada batmış olsun. Ve batması mümkinattandır. Bu imkân-ı zatî, madem bir emareden neş’et etmiyor; zihnî bir imkân olamaz ki şek olsun. Çünkü yine ilm-i usul-ü dinde bir kaide-i mukarreredir ki, [Arabî ibare] Yani, “Bir emareden gelmeyen bir ihtimal-i zatî ise, bir imkân-ı zihnî olmaz ki şüphe verip ehemmiyeti olsun.”

İşte bu desise-i şeytaniyeye maruz olan bîçare adam, hakaik-ı imaniyeye yakînini böyle zatî imkânlarla kaybediyor zanneder. 

Meselâ Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm hakkında, beşeriyet itibarıyla çok imkân-ı zatiye hatırına geliyor ki imanın cezim ve yakînine zarar vermez. Fakat o zarar verdi zanneder, zarara düşer.

Hem bazen şeytan, kalp üstündeki lümmesi cihetinde, Cenab-ı Hak hakkında fena sözler söyler. O adam zanneder ki, onun kalbi bozulmuş ki böyle söylüyor; titriyor. Halbuki onun titremesi ve korkması ve adem-i rızası delildir ki o sözler kalbinden gelmiyor, belki lümme-i şeytaniyeden geliyor veya şeytan tarafından ihtar ve tahayyül ediliyor.

Lem’alar, On Üçüncü Lem’a, s. 157

LÛ­GAT­ÇE:

dalâlet: Hak yoldan sapma, iman ve İslâmiyet yolundan sapma.

her çi bâd âbâd: ‘Battı balık yan gider’ manasında kullanılan bir deyim.

imkân-ı aklî: Aklen mümkün ve 

olabilir olma.

imkân-ı zatî: Bir şeyin aslında mümkün ve olabilir olması.

iltibas ettirmek: Birbirine karıştırtmak.

münafi: Zıt, aykırı.

şek: Şüphe, tereddüt.

şetim: Kötü ve çirkin söz söyleme, sövme.

tahayyül-ü küfür (küfrî): Küfür ve inkârla ilgili meseleleri hayal etme.

tasavvur-u dalâlet: Doğru ve hak yoldan çıkmış olmayı aklından geçirmek, düşünmek.

tasdik-i küfür: Küfür ve inkârı doğrulamak, kabul etmek.

yakîn: kesin olarak bilme ve inanma.

yeis: ümitsizlik.

Okunma Sayısı: 1509
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Halil İbrahim Karahan

    24.6.2021 15:24:20

    Allah razı olsun

  • Cenk Çalık

    24.6.2021 11:29:37

    "Tahayyül-ü şetim, şetim olmadığı gibi; tahayyül-ü küfür dahi küfür değil ve tasavvur-u dalâlet de dalâlet değil.” Bu cümle birçok yaranın merhemidir. İçimizden geçen düşünler çoğu kez elimizde değildir. Elimizde olmayan hususlardan mesul değiliz. Bu izahat teorikle pratiğin farkına dikkat çekiyor. Eyleme geçmeyen fikir menfi yönde etkilemez. Hukuken de böyledir. Bir insanı öldürmeyi planlanın öldürme eylemine geçmediği müddetçe bir mesuliyeti yoktur. Bu hakikati bilemeyen milyarlar insanın yaşadığı cehennemi hal ise Risale-i Nurlara ne kadar ihtiyaç olduğunun ispatıdır vesselâm.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı