"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hadiseleri Risale-i Nur ile anlamaya çalışıyoruz

28 Temmuz 2021, Çarşamba
İzmit Yeni Asya Temsilciliği olarak on beş günde bir zoom üzerinden online video konferans sistemi üzerinden organize ettiğimiz “Yeni Asya Gazetesi Yazarı ve Kitap Yazarları ile Söyleşi” kapsamında bu bölümdeki misafirimiz Yeni Asya Gazetesi Araştırmacı Yazar Hasan GÜNEŞ ile “Gölgelerin Secdesi” isimli kitabı üzerine konuştuk.

RÖPORTAJ/İZMİT - Ali DÖNMEZ

Kendinizi tanıtabilir misiniz?

Ben Hasan GÜNEŞ. Afyonkarahisar doğumluyum. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nden mezun oldum. Doğduğum kasaba Barla’ya yakın olması sebebiyle önceki nesillerden itibaren Risale-i Nur’u tanıyan ve dâvâ edinen bir çevrede yetiştim.

Ancak Risale-i Nur ve Yeni Asya Yayınlarını yoğun olarak lise yıllarında okudum. Çok sık yazamasam da 20-30 yıldır Yeni Asya Gazetesi’nde yazıyorum kitap çalışmalarım ise devam ediyor.

Kitabın ismi nereden geliyor?

Şu âlemdeki her şeyi ışık ile görüyoruz. Işık, gölge, renkler, fotoğraf, yazı, medya velhasıl her şey ışık ve gölgenin bir çeşidi sayılabilir. Cenab-ı Hakk’ın (cc) muazzam nimetlerinden bir kısmı!

Cenab-ı Hak Nahl Sûresi’nde gölge ve ışık hakikatına dikkat çeker ve her şeyin O’na secde ettiğini şöyle beyan eder: “Görmezler mi ki, Allah’ın yarattığı her şeyin gölgesi, sağa-sola uzanarak, O’nun emrine boyun eğerek, huşû ile Allah’a secde eder.”

Evet, Güneş ve Ay tutulmalarına ve bütün gölgelere kadar Güneş ve Yerküre’nin, vazifelerini, verilen emir ve çizilen rota doğrultusunda şaşmaz bir ölçü içerisinde yapmaları Âlemlerin Rabbine itaattir ve azametli bir ibadettir ve O’na boyun eğmektir.

Gölge, insanın yaptıklarına da işarettir. Yavuz Sultan Selim Han zamanının, asrın hatta çağların güneşi idi… Sekiz sene gibi kısa süren bir padişahlığında, İslâm birliğini zirveye çıkardı. Bu millete Mescid-i Harameyn’in yani Mekke ve Medine’nin ve üç kıt’anın hizmet kapılarını açtı. Şair, Yavuz Sultan Selim Han için ne güzel söylemiş:

“Şems-i asr idi asrda şemsin Zıllı memdûd olur zamânı kasîr”

Bilindiği gibi Kur’ân-ı Kerîm’de de “şems” kelimesi çok geçer… Aynı zamanda da bir sûrenin ismidir ve “güneş” mânâsındadır. “Asr” kelimesi de Kur’ân-ı Kerîm’de geçer o da bir sûrenin ismidir. En çok bilinen iki mânâsı vardır: Birisi Türkçede de kullandığımız yüzyıl mânâlarındaki asır ve çağdır. Diğeri de ikindi vakti. Buna göre şair şöyle demiş: “Asrın güneşi idi… ikindi vakti, gölgesi uzun olur, zamanı ise kısa…”

Gölge ile ilgi çekici başka da kitapta bahsediliyor. Yassıada Mahkemeleri’nde geçen ifadeler de mevcut.

Konuları nasıl seçiyorsunuz?

Konular ağırlıklı olarak Risale-i Nur’dan ilham alınan meseleler. Kitap gerçekte Risale-i Nur’u anlama çalışmasıdır.

Nasıl ki, Kur’ân kâinatı, kâinat da Kur’ân’ı tefsir ediyor ise biz de Kur’ân ve kâinat ile Risale-i Nur’u ve onları da Risale-i Nur ile anlamaya çalışıyoruz. Etrafımızdaki hadiseleri Kur’ân-ı Kerîm’in rehberliğinde Risale-i Nur ile anlamaya çalışıyoruz. Ona göre hayatımıza istikamet çizmeye çalışıyoruz.

Bu sebeple kitapta geçen her konu Risale-i Nur’daki bir meseleyi anlama çalışmasıdır.

Anlatılanların gerçek hayat ile bağlantısı nedir? Meselâ ölüm vagonu ve hayat gibi kıyaslamalar mevcut?

Bediüzzaman Hazretleri’nin Risale-i Nur’da verdiği misallerin çoğu ya yaşadıkları ya da müşahede ettikleridir. 31 Mart kargaşası sonrası Bekirağa Zindanı’nda yaşadıkları “gel ya idam ya da beraat belgesini al” şeklindeki her gün yaşananlar her insanın ecel karşısında yaşadığından çok farklı olmasa gerek.

Kitaptaki yaşanmış hikâye olan trenlerle kurşuna dizilmeye götürülen esir Osmanlı askerleri de benzer hikâyelerdir. Kurtuluş ancak ahirete iman ve ona göre hazırlık yapmakla mümkündür.

Kitapta Şeyh Galib’den kalb ile ilgili enteresan bir şiiri naklediliyor. Risale-i Nur ile nasıl irtibat kurabiliriz?

Risale-i Nur’da Samed ayinesi olan insan kalbi anlatılır. Kâinatı istilâ edecek bir hususiyeti olduğu izah edilir. Cenab-ı Hakk’ın (cc) habibi olan Peygamberimizin (asm) kâinatın hem çekirdeği hem meyvesi olduğu izah edilir.

Bu kadar önemli hususiyetlere sahip olan kalbin ancak Allah’ı sevmek ve O’na bağlanmakla tatmin olacağı ifade edilir.

Osmanlı kültürünün ve tasavvufun önemli şahsiyetlerinden birisi olan Şeyh Galib’in kalb ile ilgili şiiri de bu açıdan dikkat çekici. Şöyle diyor:

Öyle bir şulesi var ki şem-i canın,

Fanusuna sığmaz asumanın.

Şule, alev; şem ise ışık ve ateş demek… Asuman ise malûm gökyüzü veya sema…

Can ve gönül ateşinin öyle bir alevi var ki; gökyüzü fanusuna sığmaz…

Felsefe ve Kur’ân talebeleri, yaşantıları ve akıbetleri ve eğitim sistemi, intiharlar ele alınmış bu sonuçlar yaygın mı?

Kitapta, Batıdan bazı misaller var. Dinsizliğin ve ateizmin meşhur simalarının yetiştirdiği bazı kişilerin bunalımları ve intiharlarından bahsediliyor.

Kendileri çocukluklarında dinlerin hayatı manalandıran prensipleri ile yetiştikleri için bunalımlardan bir nebze kurtulan bu insanların çocukları ya da talebeleri için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Bütün manevî değerlerden mahrum olarak yetişen insanlar hayatı, yaşlanmayı ve ölümü anlamlandıramadıkları için bunalımlardan kurtulamıyorlar.

İman sadece ahiret hayatını değil dünya hayatını bir nevi Cennete çevirir. İmansızlık da dünya hayatını Cehenneme çevirir.

Şimdi bilgi asrındayız. Kitapta bahsedilen genleri değiştirilmiş fikirlerdeki tehlike devam ediyor mu? Bilgi veya ilim ile bu tahribata nasıl engel olabiliriz?

Fikirleri düşünceleri yok etmek dünyanın en zor işlerinden birisidir. Önemli prensiplere ve hakikatlere de dayanıyorsa imkânsız denilebilir.

Fikirleri yok etmedeki zorluğu bilen şer komiteleri fikirleri saptırmayı ve hakikatten uzaklaştırmayı hedeflerler.

Toplumların gıdalardaki gen değişimlerine sağlıkları için gösterdikleri hassasiyetin çok azını fikirler için gösterseler pek çok mesele çözülecek.

Bilgi elbette yanlışların önüne geçmek ve hakikatın içine serpiştirilen bozuk fikirlerin önüne geçmek için önemli bir faktör. Ancak bilgi kirliliği de zamanımızın önemli problemlerinden. Bu sebeple tahkik ehli olup doğru bilgiye sağlam kaynaklara ulaşmak önemli.

Kitapta Mevlânâ’nın tefekkürü ve Bediüzzaman Said Nursî’nin tefekkürü birlikte anlatılıyor. Farkları nelerdir?

Bu zamanda Mevlânâ’yı gerçek manada anlamak için de Risale-i Nur’u okumak gerekiyor. Şimdi artık neredeyse başka bir dünyadayız.

Kitapta incelenen Mevlânâ’nın “Evliyaya tuzak olan hayaller” ibaresi Risale-i Nur’da izah edilir. Gerçekten harika izahlar var orada.

Mevlânâ’nın tefekkürü daha çok kalbidir. O tefekkürü yapabilmek için belirli mesafeler kat etmek gerekiyor. Bediüzzaman Said Nursî’nin tefekkürü ise hem aklî hem de kalbîdir. Ayrıca her kim olursan olarak bak, akıl ve kalb göz ve kulağıyla bu hakikatleri görebilirsin.

Kitaptaki Dr. Giyotin ve günümüz siyaseti hakkında ne diyorsunuz?

Kitapta da bahsedildiği gibi Büyük Fransız İhtilâli’nde icad edilen giyotin Dr. Giyotin tarafından icad edildi ve idamları hızlandırdı. Dr. Giyotin mecliste göz açıp-kapayıncaya kadar idamı gerçekleştirecek bir makine yapacağını ve idamları hızlandırarak ihtiyaca cevap vereceğini ifade etmişti. Hız en sonunda Dr. Giyotin’in arkadaşının kafasını kesti. Bu hızlı cihaz olmasaydı büyük ihtimal kurtulacaktı.

Kur’ân-ı Kerîm’de ifade edildiği gibi Hz. Süleyman’ın yanında göz açıp kapayıncaya kadar Belkıs’ın tahtını ilimle getireceğini ifade etmişti.

İlimler insanları yaşatmak ve refahı için olmalı öldürmek için olmamalı.

Şimdi bazı memleketlerde medya ve teknoloji insanları siyaset, üniversiteler gibi pek çok sahada biçmek için kullanılıyor.

İzmit Yeni Asya Temsilciliği’ne teşekkür ediyorum diyerek sözlerini tamamladı.

Okunma Sayısı: 1400
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı