"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir vedânın hazin öyküsü

Rüstem GARZANLI
09 Şubat 2026, Pazartesi
Bediüzzaman Hazretleri “İbadet iki kısımdır: Bir kısmı müsbet, diğeri menfî” der.

Namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek, sadaka vermek gibi ibadetler müsbet ibadetlerdir. Musibet, hastalık, kaza gibi hadiseler de menfî ibadetlerdir. Hastalık ve musibetlere maruz kalan şahıs ne kadar zayıf ve fakir olduğunu musibet zamanında daha iyi anlar. Risale-i Nur mesleğinin dört esasından ikisi “acz ve fakr”dır. Acz ve fakrımızı bize ihtar ve ikaz eden serlevha ise musibet ve hastalıklardır.

Bir seneye yakın ağır bir hastalığa maruz kaldım. Cemaatin teşekkül ettirdiği şahs-ı manvînin ve tüm gönül dostlarımın azim duaları, dergâh-ı İlâhî nezdinde şefaatçi yapıldı, Cenab-ı Allah (cc) Şâfî ismi ile şifayı tecelli ettirdi, şükürler olsun durum iyiye doğru gidiyor

Rahatsızlığım esnasında, gerek hastanede yattığım zaman, gerek evde tedavi sürecimde ilgi ve alâkasını esirgemeyen şefkat dolu gelinim Semra, eniştesi Birkan Bey, iki ablası ve canı kadar sevdiği 2.5 yaşındaki oğlu Hamza ile birlikte akşam ziyaretimize geldiler. Hastaydım, ayağa kalkmaya pek mecalim olmadığı halde misafirleri hasbelkader karşıladım. Misafirlerle sohbet ederken çok güzel giyimli, sevecen bir çocuk evin içinde dolaşıyordu. Ona kanım kaynadı, “Semra bu kimin çocuğudur?” diye sordum. Semra gülümseyerek, “Baba bizim Hamza’dır, tanımadınız mı?” dedi. Hafızam, torunumu tanıyamayacak kadar zayıflamıştı. 

Semra’nın, Hamza’ya bakışı, gözlerinden yansıyan sevgi ve muhabbet, onun tatlı gülümsemesi adeta hepimizin simasına da yansımıştı. Semra’nın kalp kapakçığında sıkıntısı vardı, bir ara kontrole Hamza ile birlikte otobüsle Ankara’ya giderken, Hamza’yı kucağına alır. Hamza’yı kucağından alırlar diye gece boyunca otobüste uyanık kalır. Şefkat dolu bir anne, şefkat dolu bir gelindi, Semra…

Hasta ziyaretini kısa tutmak sünnet olduğu için bir müddet sonra misafirler müsaade istediler. Semra, “Baba yarın sana bir şeyler hazırlar tekrar gelirim” dedi. Oysa Semra manen vedaya, helâllik istemeye gelmişti, haberimiz yoktu. Ertesi gün saat dokuz civarı Semra’nın ikramlarını beklerken, kalp krizinden vefat ettiği haberini aldık. O daha hayatın baharında 43 yaşındaydı, küçük yaşta üç evlât geride bıraktı. Vefatından önce kayınvalidesine “Ben ölürsem, çocuklarım küçüktürler, başkasına bırakma, sen onlara bak” diye tavsiyede bulunmuştu. Şu anda bizim hayatımız torunlarımızın hayatı ile devam ediyor. Şehit hükmünde vefat eden şefkat kahramanı Semra; evlâtların Allah’ın inayetinde, emin ellerde, ruhun şad olsun….

Rahmetli Semra defnedilirken minik Hamza halasının kucağında, “Hala annem gitti, benim fotoğrafımı çek onun telefonuna gönder” demişti. Hamza, sevgi bağını fotoğrafıyla manen annesine iletmek istiyordu...

Bu makaleyi gözyaşları içinde yazarken birden Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin şu manidar sözleri karşıma çıktı: “Çok zahirî musibetler var ki, İlâhî birer ihtar, birer ikazdır.  Ve bir kısmı kefaretü’z-zünubdur. Ve bir kısmı, gafleti dağıtıp, beşerî olan aczini ve zaafını bildirerek bir nevi huzur vermektedir.” (Lem’alar, 2. Lem’a, 5. Nükte)

Hülâsa: Belâ ve musibetler, insana ölümü, ahireti, hesap günü ihtar ve ikaz ediyor. Hastalık da, musibet de bir hediye-i İlâhiyedir. Yeter ki sabır ve şükür ile karşılamayı bilelim. Vesselâm…

Okunma Sayısı: 182
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı