"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İhmale uğrayan ve kazaya kalan şükürler

Sami CEBECİ
05 Ağustos 2026, Çarşamba
Kur’ân-ı Kerîm’in muhtelif surelerinde olduğu gibi, Nahl Suresi’nin 18. Ayetinde Cenab-ı Hak “Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız, saymakla bitiremezsiniz.” Buyurmaktadır.

İnsanoğlu, hayatı boyunca nimetler denizinde yüzdüğü halde, bu nimetlerin kıymetini tam takdir edememektedir. Hatta çoğu insanlar bu nimetlerin farkında bile olmadan hayatlarını sürdürmektedir.

Halbuki, Allah insanı hiç yoktan varlık âlemine getirdi. Yaratırken taş, ağaç, bitki ve hayvan yapmayıp, varlıkların en üstünü insan şeklinde yarattı. Ona, hayat, ruh, akıl ve çeşitli duygular ve organlar ihsan etti. Gören gözler, işiten kulaklar, yürüyen ayaklar, çalışan bütün iç ve dış cihazlar ile donattı. Hayatını devam ettirebilmesi için yediği besinlerden, içtiği sudan, teneffüs ettiği havaya kadar saymakla bitirilemeyecek nimetleri veren Allah’a şükretmek vacip iken, nice insanlar bunları düşünmeye bile vakit bulamamaktadır. Dünyanın bin türlü meşgaleleri arasında, kimi insanlar inkârlarından, kimi insanlar da gafletlerinden yapması gereken bu şükürleri ihmal ederler. Cenab-ı Hak, böyle insanlar için “İnsan çok zalim ve çok nankördür.” İfadesinde bulunur.

Dünyada yaşayan bütün insanların dillerinde, bir ikram ve ihsan karşısında teşekkür etmek vardır ve her insan böyle ikramlara karşılık teşekkür etme ihtiyacını hisseder. Teşekkür etmemek büyük bir kabalık olarak görülür. Halbuki kabalığın en kötüsü, Allah’ın sayısız ihsan ve ikramlarına karşı yapılandır.

Bedüzzaman Hazretleri bu meseleyi önemine binaen şöyle izah eder: “Senin geçirmiş olduğun zaman şeridine elmas gibi nimetler dizilmiş, tam bir gerdanlık veya nimetlerin envaına bir fihriste şeklini veriyor. Binaenaleyh, geçirmiş olduğun vücudun her menzilinde, vaziyetinde, etvarında [tavırlarında], ahvalinde ‘Nasıl bu nimetlere vâsıl oldun? Ne ile müstehak oldun? Ve şükründe bulundun mu?’ diye hesaba çekileceksin. Çünkü, vukua gelen hâller suale tâbidir. Amma, imkânda kalıp vukua gelmeyen şeyler suale tâbi değildir. Geçirmiş olduğun ahval vukuattır, gelecek ahvalin [hallerin] ademdir [yok hükmündedir]. Vücut mes’uldür, adem ise mes’ul değildir. Öyle ise, mazide şükrünü eda etmediğin nimetlerin şükrünü kaza etmek lâzımdır.” (Mesnevî-i Nuriye s. 219)

Bediüzzaman Hazretlerinin bu beyanları gerçekten çok dikkat çekicidir. Bahsi geçen sayısız nimetlere inkâr yahut gafletten dolayı şükredilmemişse, nasıl ve ne şekilde şükür vazifesi yerine getirilecektir? Düşündürücü bir nokta. Çünkü, yaşanmış ve mazide kalmış zamanları tekrar geri getirmek mümkün değildir.

Bu mesele bir hayli zamandır zihnimi meşgul ediyordu. Sonra, Allah’ın ihsan ettiği sayısız nimetlere en güzel şükür vazifesi, başta beş vakit namaz ile yapıldığından ve namaz da iki vakit arasındaki yekun nimetlere şükür makamında olduğundan, geçmişte kılınmamış namazların kaza edilmesi, geçmişteki yapılmamış şükürlerin dahi kaza edilmesi anlamındadır diye anladım.

Bu itibarla, çok zaman sonra namaza başlayan insanların, mevcut namazları yanında mutlaka belli bir plân dahilinde kazaya kalan namazlarını da eda etmesi lâzımdır. Zamanında kılınmamış namazlar, kulun Allah’a karşı borcudur. Borç borçtur ve muhakkak ödenmelidir. “Mevcut namazları kılmakta zorlanıyorum, bir de kaza namazı kılamam.” demek, ancak şeytanın bir aldatmacasıdır. Şeytan ise, insanın en büyük düşmanıdır ve ebedî hayatları kaybettirmeye çalışır. Nefis ve şeytan ile mü’minin yapacağı mücadele ise, onun en büyük cihadıdır.

Okunma Sayısı: 186
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı