Adalet sistemindeki sıkıntıların Türkiye’nin önünü tıkadığını ve krizlere sebep olduğunu sadece yanlış mahkeme kararlarına muhatap olanlar değil, neredeyse herkes ifade ve ilan ediyor.
Esasında bu mesele Türkiye’yi idare edenlerin de bildiği konular, fakat onlar bunu duymamış ve görmemiş gibi davranıyorlar.
Eski Yargıtay Birinci Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk, ülkemizin “hal ve gidiş”ini yorumlarken dikkat çekici değerlendirmelerde bulunmuş. Siyasî davalarda yüzlerce sayfalık iddianameler yazılması ile ilgili bir soru üzerine Selçuk şöyle demiş: “Böyle bir iddianameyi yazan savcı, duruşma kavramını da savcılık kavramını da bilmiyor demektir. 30 sayfada her şey özetlenebilir. Birkaç bin sayfayı bir yılda mı okuyacaksınız? Böyle bir iddianameyi kalem alan biri bu kavramı bilmiyor demektir.” (cumhuriyet.com.tr, 3 Ağustos 2026)
Prof. Dr. Sami Selçuk, Türkiye’de mevcut kanunlar doğru uygulansa mesele hallolur mu anlamındaki bir soru üzerine de şu cevabı vermiş: “Yasalar, hukuka göre uygulansa sorun kalmaz. Türkiye yasaları (Avrupa’dan) almış, ancak kavramları anlamamış, özümsememiş. AYM bile duruşmanın ne olduğunu bilmiyor. Bir kararında tek oturumda bitmesi gereken duruşmanın beş yıl sürmesinden “başarı” diye söz ediyor. Yani bilmediğini bilmiyor. Ancak bilmediği konuda hüküm kuruyor. Özetle Türkiye’de duruşma kavramı doğru anlaşılmamıştır. Duruşma tartışmadır. Türkiye bu tartışmayı beceremediği sürece adlî yanılgılar sürecek, mahkemelere de güven azalacaktır. Yıllardan bu yana bu konularda yayınlar yapıyorum. Ancak hukukçularımız, hiç okumuyorlar ki! Son sözüm şudur: Türk yargıçları, Avrupa, Amerika, Afrika yargıçları gibi duruşmaları (tartışma) kural olarak tek oturumda ve tek günde bitirmedikleri sürece asla doğru karar veremezler.”
Tabiî ki tek oturumda ve tek günde duruşmaların bitmesi Türkiye için çok uzak bir hayal olarak görülür. Haydi tek oturumda ve tek günde bitmesin, makul bir sürede bitmesi mümkün olamaz mı? Mahkemelerin kısa sürede tamamlanması için çok defa ‘hukuk reformları’ yapıldı. Ancak bu reformların hayata geçtiğini söylemek mümkün değil.
Adalet Bakanlığı, yargıdaki gecikmeleri bitirmek için “Alo Adalet Hattı” kurulacağını ilan etmiş durumda. Açıklamalara göre 81 ildeki verimlilik büroları ile vatandaşın mağduriyetine sebep olan uzun dava süreçleri mercek altına alınacakmış. Kulağa hoş geliyor, ancak bu adımın adaletin hızlı tecelli etmesine vesile olması da pek mümkün görünmüyor. Velev ki adalet hızlı tecelli etsin, acaba gerçekten adil bir tecelli olabilecek mi?
Ah adalet, geldiysen yüksek sesle haber ver...