Sevgili Peygamberimiz (asm) Mekke döneminde iken, önce sevgili eşi Hatice’nin (ra) hem de kısa bir zaman sonra amcası Ebu Talib’in vefat etmeleri üzerine, Mi’raç mucizesini ihsan eden Cenab-ı Hak, böylece Peygamberinin (asm) mahzun olan kalbini taltif etti ve o gece ümmetine beş vakit namazı emretti.
Mekkelilerin ağır işkence ve eziyetlerine dayanamayan Sahabelerini, Hicret emri çıktıktan sonra Medine’ye göndermeye başladı. Allah’ın emriyle bir müddet sonra yanında Hz. Ebu Bekir (ra) olduğu halde, kendisi de hicret etti. Bir ay süren bu hicret yolculuğunda, on dört gün kaldığı Kuba köyünde, İslâm tarihinde takva üzerine kurulan ilk mescit olan Kuba Mescidi’ni inşa etti.
Kuba’dan çıkıp Medine’ye doğru yol alırken, Ranûna Vadisine geldiğinde, Allah cuma namazı kılmasını emretti. Cebrail Aleyhisselâmın öğretmesiyle ilk defa cuma namazı kıldıran Peygamber Efendimiz (asm), ilk hutbesinin bir bölümünde şunları söyledi: “Bilmiş olunuz ki, içinde bulunduğunuz bu yılın, bu ayının, bu gününde ve burada kıyamet gününe kadar Allah size cuma namazını farz kıldı. Ben hayatta iken veya benden sonra başında âdil de olsa, zalim de olsa, bir devlet başkanı varken kim cuma namazını küçümseyerek veya farz oluşunu inkâr ederek terk ederse, Allah onun işini düzene koymasın ve işine bereket vermesin. Bilmiş olunuz ki, tevbe etmedikçe böylesinin ne namazı, ne haccı, ne orucu, ne de hiçbir hayrı kabul değildir. Kim de tevbe ederse, Allah tevbesini kabul eder.” (Buharî, Cuma: 16)
Evet, cuma günü mü’minlerin bayramıdır. Yahudîler cumartesi, Hristiyanlar pazar gününü kutsal sayarlar. Müslüman olanların mukaddes günü cuma günüdür. Kur’ân-ı Kerîm’de özel olarak Cuma Suresi vardır. “Ey iman edenler! Cuma günü namaz için ezan okunduğunda alışverişi bırakın ve Allah’ın zikrine koşun. Eğer bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılındığında yeryüzüne dağılıp, Allah’ın lütfundan rızkınızı arayın. Allah’ı da çokça zikredin ki, kurtuluşa eresiniz.” (Cuma Suresi: 9-10) buyrulmaktadır.
Cuma gününün fazileti hakkında birçok hadis-i şerifler vardır: “Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür.” “Şüphesiz Allah katında günlerin efendisi ve en büyüğü cuma günüdür. Allah, Hz. Âdem’i o günde yaratmıştır. Vazifeli olarak Cennetten yeryüzüne o gün indirmiştir. Ruhunu o gün almıştır. Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, kul haram bir şey istemedikçe duasını Allah kabul eder. Kıyamet günü de ansız bir cuma günü kopacaktır.” (Buharî, Müslim, Tirmizî)
Evet, çok büyük bir ekseriyeti Müslüman olan ülkemizde, Milletçe cuma namazına çok önem verildiği görülüyor. Bu memnuniyet verici bir durumdur. Namaz kılan mü’minlerin yüzde sekseninin cuma namazı kıldığı biliniyor. Zaten, kasıtlı olarak ve farz olduğunu inkâr ederek cuma namazı kılmayanların, çok büyük günaha girdikleri haber veriliyor.
Evet, cuma namazı çok önemlidir. Ancak, sadece cuma namazı ile yetinmemelidir. Beş vakit namaz kılmak ise kesinlikle ihmal edilmemelidir. Çünkü, beş vakit namaz, iki vakit arasındaki toplam nimetlere şükür makamındadır. Nahl Suresi 18. ayette “İnsan, Allah’ın verdiği nimetleri saymaya kalksa, saymakla bitiremez.” ferman ediliyor. Namaz kılmamak, bu sayısız nimetlere karşı nankörlük yapmak demektir.