"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dindar İsevîlerle Filistin için dua ettik - Her programın bir hikâyesi var - 2

Sebahattin YAŞAR
16 Kasım 2023, Perşembe 00:50
“Okuduğumuz Risale-i Nur sohbetlerinde ve cami cemaatine yaptığımız Cuma sohbetinde Filistindeki Müslüman kardeşlerimize dualar ettik. Rabbimizin, bu yaşananlar vesilesiyle ittihad-ı İslam’ı hayatlandırmasına, kardeşlik, uhuvvet bağlarımızı güçlendirmesine, Hıristiyanlık âlemindeki dindar İsevîlerin Müslümanlarla dayanışmaya vesile olması için niyazlarda bulunduk.”

İnsanların kedi ile bu derece ilgileri nedendir?

Düsseldorf havalimanında bizi saygıdeğer Ali Aktaş ve eşi Nihal hanım kardeşimiz karşıladı. İlk saatlerde bizi evlerine götürdüler ve sevgili evlatları ve çok sevdikleri kedileriyle tanıştırdılar. İkramlarda bulunup, karşılıklı tanışma ve hizmetleri konuştuk. Doğrusu insan nur talebesi kardeşinin evinde rahat ediyor. Aslında belki de bu misafirin rahat etmesi ev sahibinin niyetinden, samimiyetinden, fedakarlığından geçiyor. Yine insanı karşılayan ve rahatlık hissi yaşatan kişinin içinde taşıdığı duygular vesilesiyle oluyor. Rabbim Ali kardeşimize ve diğer nur talebesi kardeşlerimize aile saadeti ve huzurlar nasip etsin.

Tabii mevzu biraz kedi olunca bu vesileyle ilgili birkaç cümle kurmak isterim. Şimdilerde her Nur talebesinin evinde besili, sevimli bir kedi var. Hatta bazen bazı kardeşlerin evinde evdeki bireyler adedince kediler olmaya başlamış. Tabii zamanla bu kedilere bu kadar alışınca bu sefer onlardan ayrılmak da ayrı problem olmaya başlamış. Nitekim yine bir kardeşimizin evindeki kedi ölünce adeta evden bir cenaze çıkmış gibi ağlamaklar, sızlamaklar, bu amaçlı ziyaretler olmuş ve günlerce bu o evin gündemi olmuş. Yani evdeki çalışma hayatı ve gündelik hayat kısmen yavaşlamış. Artık bazı evlerde bulunan kediler, yalnızlık psikolojisi içerisine girmesin, o kedi yalnız kalıp üzülmesin diye bir kişiyi evde nöbetçi bırakılıyormuş. Durum onu gösteriyor ki, Avrupa’da bir kısım kedi ve köpekler artık tabii hayat ortamlarından kopmuş vaziyette. Zaten bunlara da ev kedisi, cins kedi diyorlar. Bunların bu saatten sonra sokağa bırakılması da onlar için farklı problemler taşıyor. Ama evde olmaları da daha farklı problemler, hayatı zorlaştıran durumlar ortaya çıkarıyor.

Diğer taraftan ise, çocuklar için bu bir uğraş alanı haline gelmiş. Onlarla vakit geçiriyor ve meşgul oluyorlar. Bunun sosyal hayattan, arkadaşlık ilişkilerinden, dış dünya meşguliyetlerinden bir kaçış mı olduğu veya kişi psikolojisine iyi mi geldiği gibi konular yapılan araştırmalardan incelenmeli ve belki ona göre adımlar atılmalıdır. Ama netice itibariyle şunu ifade etmeliyim ki, bu kedi köpek meselesi öyle üstünkörü yorumlarla geçiştirilecek bir konu değil. Yani iş ileri boyutlara doğru gidiyor. Tabii Nur talebelerinin köpeğe karşı tutumu, köpeğin ev içinde bulunması dinen necis olması itibariyle belli. Onlar için de durum şu an kediler üzerinde yoğunlaşıyor. Düşünün kediler üzerindeki bu cümlelerimiz bile pek çok Nur talebesi kardeşimize sevimsiz gelebilecektir. Ama ne yapalım dışarıdan bakınca görüntü de bu, bunu ifade etmeden geçemeyeceğim.

İsteyince iş yeri küçük bir nur medresesi oluyor

Düsseldorf’taki ilk günümüzün akşamında, eczacı Kamuran kardeşimizin iş yerinde buluşuyoruz. Eczanenin alt katını hem depo hem de bu tür hizmetler söz konusu olduğunda bir masa etrafında buluşup, dersler yapılıyor ve sohbet ediliyor. O saatte müsait olan beş altı nur talebesi ile ilk gün gündemimiz ‘gençler’ oldu. Türkiye’de de olduğu gibi, gençlerimizle ebeveynlerin arası nasıl, karşılıklı sağlıklı konuşulabiliyor mu, ne gibi iletişim problemleri var, gençlerimizin nur hizmetleriyle ilgisi nasıl, neler yapılıyor ve ne gibi sonuçlar alınıyor bunları konuştuk. Herkes gençlerle ilgili ne gibi bir tespiti varsa masaya koydu, notlar alındı, Türkiye’deki örnekler paylaşıldı, ortak yapılabilecek hizmetler tespit edildi ve verimli bir oturum gerçekleşti. Tabii ki, konuşmalarımız Risale-i Nur etrafında ve bir ders atmosferinde gerçekleşti. Ali bey kardeşimizin evinden aldığımız bir şekerleme çantası içinde taşıdığımız Sözler isimli eserimiz, ortama tam bir şekerleme etkisi yapmış oldu. 23. Söz’ün İki Mebhası burada tahlil edildi ve insanın saadet ve şekavetine medar noktalar, nükteler bir güzel masaya yatırıldı.

Ulaşılan müzakereden bir iki noktayı sizinle de paylaşmak isterim. Her ne kadar genç kuşaktan Ramazan kardeşimiz bu müzakerelerden pek çok notlar almış olduysa da, biz bize düşen notlardan paylaşalım.

•Çocuklarımızla birlikte aile toplantılarını bir hayat alışkanlığına dönüştürmek. Bu çok yönlü iletişim problemlerinin önüne geçecektir.

•Çocuklara/gençlere ebeveyn olarak doğru rehberlik yapmak ve mutlaka nurun bir akran çevresine dahil olmalarına özen göstermek. Şahs-ı manevinin akran çevresi çocuğu, genci eğitecektir.

•Ebeveynler, çocuk ve gençlere, birlikte de okuyarak örnek olmalı. Yaşlarına uygun Can Kardeş veya Genç Yorum, Bizim Aile dergilerine abone olunmalı ve içinden bölümler okunmalıdır.

•Çocuk veya genç odasında, bir küçük kütüphane oluşturmaya kitapların da içinde Kur’an-ı Kerim, Cevşen, Risale-i Nur eserlerinden bulundurmaya katkı sağlanmalıdır. 

•Çocukların yaşına uygun hangi adımların atılması gerektiğini bir ödev gibi çalışmak.

•‘Bir nur talebesi nasıl olur?’u, çocuklarımıza fiilen, davranışlarımızla göstermek.

Düsseldorf’taki ilk günümüzü yani akşam sohbetimizi ebeveynler olarak çocuk ve gençlerimize ayırmış olduk. Aynı zamanda bu aileyi de konuşmuş olmak anlamına geldi. Yani bu adımların büyük çoğunluğunda anne baba veya abla ağabey birinci derecede etken olmaları önemsendi. Hayatımızda yaşamadığımız bir şeyi söylemenin çok da bir karşılığı olmayacağı ifade edildi. Hem söylemek hem söylediklerimizi yaşamak daha etkili dendi. Bir de evimizin değişik köşelerinde seçkin kitapların bulunması, zaman zaman birlikte okumaların beraber kararlaştırılması ve uygulanması eve en güzel katkı olacaktır. Tabi ihtiyaç durumlarına göre zaman zaman da ilmihal konularının gündeme alınması, okunup, konuşulması ortama çok ciddi katkı sunacaktır denildi. Çocuklar ve gençler bir konuyu direkt olarak anne babanın ifade etmesinden veya emir kipi kullanarak biraz da sertçe bir ses tonu ile ‘bu iş şöyle olacak’ dili kullanmanın günümüz çocuklarına sevimsiz geleceği artık herkesin malumu. O zaman ortama iyi gelmeyen, tesir etmeyen hatta olumsuz etki meydana getiren ifadelerin, tutumların terk edilmesi veya bunların da ölçüsü dahilinde konuşulması oldukça elzem bir konu. Bu konuda da daha çok büyüklerin adım atması, alışkanlıkların tekrar bir gözden geçirilmesi kaçınılmaz gözüküyor. Mesele evde evlatlarımızla güzel ve nitelikli zamanlar geçirmek ve onların ve kendimizin geleceğini konuşmak ise, o zaman mutlaka iletişim ciddiye alınmalı, iletişim nerelerde kesiliyor tespit edilmelidir.

Risale-i Nur derslerinden esintiler

Düsseldorf Risale-i Nur programımız, tam da dünyanın gözleri önünde, İsrail’in gözü dönmüş yöneticilerinin, savaş hukukunu hiçe sayan çocuk, kadın, yaşlı, hasta demeden, Gazze’de yaşanan bir soykırım günlerinde gerçekleşti. Dünya, sivil insanların üzerine bombaların atıldığı, hastanelerin, mülteci kamplarının, ambulansların bombalandığı insanlık dışı manzaralara şahit oldu ve oluyor. Müslüman toplumların idarecilerinin tepkisizliği, beceriksizliği ortaya çıkarken dünyaya, dünyalıklara, makamlara nasıl bağımlı hale geldikleri, nasıl zavallı, gülünç duruma düştükleri görülüverdi.

Bütün bu yaşananlar samimi Müslümanların hayatlarında ibadetlerini daha sıhhatli yapma, dostunu düşmanını daha bir tanıma, ona göre adım atma, boykot yapma; dininin gereklerine daha bir sarılma ve dosdoğru Müslüman olma noktasında bir sorgulamayı beraberinde getirecek inşallah. Yine dünya insanları inançları ne olur olsun, siyonistlerin bu çirkin yüzünü gördü ve İslam’ı, Müslümanlığı, Kur’an’ı yeniden tanımaya, anlamaya ve kabul etmeye vesile olmaya başladı ve başlayacak inşallah. Okuduğumuz Risale-i Nur sohbetlerinde ve cami cemaatine yaptığımız Cuma sohbetinde Filistindeki Müslüman kardeşlerimize dualar ettik. Rabbimizin, bu yaşananlar vesilesiyle ittihad-ı İslam’ı hayatlandırmasına, kardeşlik, uhuvvet bağlarımızı güçlendirmesine, Hıristiyanlık alemindeki dindar İsevilerin Müslümanlarla dayanışmaya vesile olmasına niyazlarda bulunduk. 

Risale-i Nurlardaki Meyve’nin Dördüncü Meselesi’ni, en küçük kalp dairesindeki vazifelerin daha önemli ve daimi olduğunu unutmadan, daha şuurlu, daha ilim sahibi, daha dürüst, daha imanlı bir şekilde yaşamanın idrakini Müslümanlara nasip etmesi için Rabbimizden yalvardık, yalvarıyoruz.

Belki de Gazze’deki Müslüman kardeşlerimize yapabileceğimiz en güzel yardım, destek ve takviye her şeye hükmeden, her şeyin anahtarı yanında olan Rabbimizin kapısını samimiyetle çalmak ve kulluğumuzu daha kaliteli, ibadetlerimizi daha sıhhatli hale getirmektir. Böylece dualarımızın da kabulü daha kolay olacaktır inşallah.

—DEVAM EDECEK—

Okunma Sayısı: 3747
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Davut Yıldırım

    17.11.2023 00:08:13

    Değerli yazarımız, bu zamanda bu kadar uzun yazıları kimse okumaz. Daha öz bilgileri daha kısa zamanda aktarmalı bence. Yarısında okumaktan vaz geçme durumunda kaldım. hakkınızı helal ediniz.

  • Mehmet Çaloğlu

    16.11.2023 16:43:20

    Böyle yazı dizileri ,bizlerin ufkunu genişletiyor,eski hatıralarımızı canlandırıyor,şevke vesile oluyor. Ihlasin ,samimiyetin, davaya sadakatin, ehemmiyetini idrak ettiriyor. Allah razı olsun.

  • Cenk Çalık

    16.11.2023 09:51:03

    Allah razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı