"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Rakamların taşıma gücü neye göre değişiyor?

Sebahattin YAŞAR
01 Şubat 2021, Pazartesi
“İki kere iki, kaçtı?” kolay sorumuzu, “Hangi iki kere iki?” diye başlayıp, ikilerin kilosunu, değerini, memleketini, kültürünü karıştırarak iyice zorlaştırdılar.

Hatta ‘iki kere iki dört’e hangi ülkede, kimler karar verdiğini merak edenler bile oldu. Hasılı, ‘dört’ deyiverip işi kapatmak kolay değilmiş.

Bazı okuyucularımız, konuyu Risale-i Nur’a getirerek, ‘iki’lerin, manevi ağırlıklarını da gündeme taşıdılar, haksız da sayılmazlar. Yani siz, Hazret-i Ömer ile şu bizim Ömer’in mukayesesini yaptığınızda, ‘İkisi de Ömer deyip geçebilir misiniz?’ “Bazen bir tek adamın irşadı, bin adamın irşadı kadar rıza-i İlahiye medar olur.”  diyor satırlar.

Neyse ki, günlük okuduğum Kur’an meali, o gün imdada yetişti. Enfal Suresi, 65. Ayette, rakamların taşıdığı değerlerle güç kazandıklarına işaret ediliyor: “Ey Peygamber! Mü’minleri cihada teşvik et! Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa, iki yüz kişiye galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa, o inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar, gerçeği ve akibeti kavrayamayan anlayışsız bir topluluktur.” ‘Sabırlı ‘bir’ farkı bu olsa gerek.

Kur’an tefsiri Risale-i Nur’da omuz omuza veren ‘ihlaslı bir’lerin ‘kuvvet’, ‘kıymet’ değeri, tarihi vakıalara işaretle verilmiş: “Üç elif ittihat etmezse, üç kıymeti var. Sırr-ı adediyet ile ittihat etse, yüz on bir kıymet alır. Dört kere dört ayrı ayrı olsa, on altı kıymeti var. Eğer sırr-ı uhuvvet ve ittihad-ı maksat ve ittifak-ı vazife ile tevafuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dört bin dört yüz kırk dört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi, hakiki sırr-ı ihlas ile, on altı fedakar kardeşlerin kıymet ve kuvvet-i maneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok vukuat-ı tarihiye şahadet ediyor.”, ‘Elbette, dört fertten bin yüz on bir kuvvet-i maneviyeyi temin eden sırr-ı ihlası kazanmakla tesanüd ve ittihad-ı hakikiye muhtacız ve mecburuz.” 

Tam burada ‘muhtaç’ ve ‘mecbur’ olduğumuz bir ödevle karşılaşıyoruz; uhuvvet sırrı, maksatta ittihat, vazifede ittifak ile bir çizgi üstünde tevafuk etmek. Yoksa, başka bir okurumuz da, “ihlassız iki”yi ne ile çarparsan çarp, netice, sıfır’dır, diyor. Haklı. O zaman bundan böyle, “‘ihlas’lı ve ‘sabır’lı iki kere iki kaçtır?” mı diyelim?

Okunma Sayısı: 1370
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Toygar

    1.2.2021 16:28:51

    "..“‘ihlas’lı ve ‘sabır’lı iki kere iki kaçtır?” mı diyelim?" Cevap:22

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı