"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İktidar mı, ana muhalefet mi? (1)

Şemseddin ÇAKIR
02 Ocak 2026, Cuma
Günümüzde de bazı mihraklar, başka bir seçenek yokmuş gibi insanlara “İktidardan mı yanasın, yoksa ana muhalefetten mi?” sorusunu dayatmaktadır.

İktidar mı, ana muhalefet mi? (2)

Hâlbuki biz, “Kırk satır mı, kırk katır mı?” misalinde olduğu gibi alternatifsiz bir tercihe mecbur değiliz. “Demokrasilerde çare tükenmez” diyen Süleyman Demirel, hürriyet ve demokrasi ortamında daima alternatiflerin mevcut olduğunu ifade ederken, “Demokrasi, çare üreten bir sistemdir” sözüyle bu hakikati veciz şekilde dile getirmiştir.

Öyleyse bizler, ifrat ve tefritten kurtulmak için vasat ve istikamet olan doğru yolu tercih etmekle mükellefiz. Risale-i Nur, bu istikameti açık bir şekilde göstermektedir. Biri ifrat, diğeri tefrit olarak algılanabilecek “iktidar” ve “ana muhalefet” seçeneklerinden hangisinin yanında durduğumuzu sormak yerine, esasen “İstikamet nasıl bulunur?” sorusuna muhatap olmamız gerekir.

İslâmiyet, insanı ifrat ve tefritten kurtararak hidayet ve istikamet olan “sırat-ı müstakim”e, yani orta ve vasat yola sevk eder; bu yolun aynı zamanda bir Cadde-i Kübra olduğunu bildirir. Bediüzzaman Said Nursî, “İfrat ve tefrit, hayat-ı içtimaiyeye karşı isyan ateşini yakan iki âmildir” (İşârâtü’l-İ‘câz, s. 300.) ifadesiyle, istikamet yolunu net biçimde ortaya koymaktadır.

Günümüzde ise maalesef siyaset sahnesinde iktidar ve ana muhalefet, çoğu zaman ifrat ve tefrit uçlarını temsil eder hâle gelmiştir. Hâlbuki bize lâzım olan şey, tarafgirlik değil; hak, adalet ve istikamettir.

Risale-i Nur talebeleri, Risale-i Nur’dan aldıkları derslerle ifrat ve tefrite düşmeden istikameti muhafaza etmeye çalışır; ehl-i imana yol göstermeyi ve günübirlik siyasî hesaplara âlet olmamayı esas alır. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri; padişahlık, meşrutiyet ve cumhuriyet dönemlerini yaşamış, nihayet 1950 sonrası demokrasi dönemine de şahit olmuştur. Onun bu süreçlerde sergilediği duruş, bize bugün için de mühim bir rehber niteliğindedir.

Bediüzzaman’ın hayatına bakıldığında, Abdülhamid’in siyasetini desteklemediği gibi, İttihat ve Terakki’nin istibdat anlayışının da yanında yer almadığı görülür. Daima asayişi esas almış; ne isyanı bastırmaya gelen Hareket Ordusu’na taraf olmuş, ne de Abdülhamid’i siyaseten desteklemiştir. Onun ölçüsü, şahıslar değil; hak, adalet ve istikamet olmuştur.

Bediüzzaman, “Kıyamete kadar hak üzere ehl-i dalâletle mücadele eden bir cemaat olacaktır” mealindeki hadis-i şerifin işaret ettiği hakikat doğrultusunda, daima hak ve hakikatin sesi olmayı tercih etmiş; sosyal ve siyasî hayatın karanlıklarında yol gösteren bir nur vazifesi görmüştür. O günün şartlarında bu istikameti fiilen temsil eden şahsiyet, bizzat kendisi olmuştur.

Günümüzde ise Bediüzzaman’ın talebeleri, istikameti şahıslarla değil; istişare ve meşveret müessesesiyle tayin etmektedir. Meşveretlerde, “Yanlış hesap Bağdat’tan döner” atasözünde ifade edildiği gibi, isabetsiz kararlar tashih edilir ve neticede ortak bir istikamet ortaya çıkar.

Devam edecek

Okunma Sayısı: 1514
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Aşkın Doğan

    18.01.2026 01:06:11

    Üstadin yaşantısı çok hareketlidir.siyasi metodolojisi sayesinde vasat mutedil bir siyasi hareket ortaya çıkmıştır.aslinda çok hareketli yaşamı sırasındaki siyasi ve içtimai hareketlerinin mahsülü olarak siyasi metadolojisi ortaya çıkmıştır.yani önemli olan pratik olanın teorik olani doğurmasidir.sizinde daha önce değindiğiniz üzre misyon ile vizyon farkliliklarinida gözlemleyebilmek gerek.sevgilerle yıldız hanım

  • Hüseyin Şahin

    2.01.2026 22:59:36

    Nurculuk Tarihinin en hassas dönemini yaşıyor Nur Talebeleri. Gerçekten konunun Risale-i Nur'un prensipleri doğrultusunda güzel bir şekilde ortaya konulması gerekiyor. Başarılar diliyorum...

  • Hüseyin ilhan

    2.01.2026 20:21:19

    Esas problem Müslümanlarının İslami tahrip eden dindarları yozlastiran ve Müslümanları vatan haini terörist olarak gösteren iktidarı hala anlayamamış,dindar gibi gormeleridir. Problem yanlış yapana yanlış yapıyorsun diyemeyenler ne yazık ki ikaz edenleride necis siyaset yapan,siyonist oyunlarına ve tuzaklarına düşmeleridir.

  • İlker Cihan

    2.01.2026 15:12:39

    Tebrikler Şerif Şemseddin Ağabey. Merhum Mehmet Kutlular Ağabeyin halka-i tedrisinden geçmiş bir yazarın Nurcuca yazacağı bir makale olmuş. Tekrar tebrikler. Bazı yazarların CHP nin tövbe istiğfar edip istikamet değiştirdiğini lanse eden tavırlarını da yadırgıyorum. Ya iktidar, ya muhalefet denkleminde bozulmasın hiç bir anlamı yoktur. 1983 seçimlerindeki Cemaatin isabetli kararını unutmayalım. Saygılar herkese.

  • Yıldız Fırtına

    2.01.2026 12:52:11

    Dört gözle devamını beklemekteyim. Özellikle son cümleden sonra söylenecek şeyler var ki son yılların telafisi olacak ümidindeyim. Tebrikler abi.

  • Eda Gül Beyaz

    2.01.2026 09:56:33

    Hocam bence sorun iktidar-muhalefet arasında sıkışmaktan kaynaklanmıyor. Demokrat partinin silikleştiği bir döneme denk geldik. Mesele sağ blokta kalmaya devam mı edeceğiz? Yoksa islamcılara olan karşıtlığımız sebebiyle bunlar gitsin de kim gelirse gelsin diyerek sol bloğa destek mi vereceğiz? Sağdan koparsak ve sola eklemlenirsek bu yeni bir dönemin başlangıcı demek olur. Yeni bir söylem üretmek gerekecek. Dünyayı açıkladığımız bakış açımızın baştan yazılaması gerekecek. Eğer sağ bloku terk edersek içinde doğup büyüdüğümüz bir kimliği de terk etmiş olacağız. Sol blokta yaşam alanı oluşturabilmek için yeni bir bakış açısı oluşturmak gerkecek. Bir noktadan sonra terk ettiğimiz sağ söyleme dönüş imkanı da olmaz. Zira dönüş yapılsa dahi inandırıcı ve etkili olmaz. Demek istediğim şu ki, biz asla solun iktidarına vesile olacak bir konumda olmamalıyız. Bu bizim Üstadımızdan tevarüs ettiğimiz hizmetimizi bozmadan taşımamız için önemli bir eşik diye düşünüyorum.

  • Arda Yıldız

    2.01.2026 09:09:57

    Ak parti iktidardan gitsin diye chpye demokrat oldu muamelesi yapmaya ve destek vermeye gerek yok. Bizim vazifemiz değil. Ak partinin iktidara getirilmesi vebal ise chpnin getirilmesi on katı vebaldir. Yazı güzel. Herkes bu yazıya göre hareket etmeli.

  • Osman Yıldırım

    2.01.2026 08:29:26

    Ne yazık ki 12 eylülden sonra Nur talebelerinin ekseriyeti bu ölçü ve prensiplere uyamadilar ve istikameti şaşırdılar,önce darbe yapan konserden yana olup zulümlerin görmezden geldiler sonra hazırladıkları anayasalarini savundular,akabinde darbecilerin ikame ettiği iktidar olan ve gücü elinde bulunduran kimse onlardan yana oldular ve şimdide hak hukuk adalet tanımayıp devleti kendi şahsi şirketi gibi idare eden şahsa kayıtsız şartsız destek vermiş ve bu duruma itiraz edenleride yerden yere vurarak Nurcu olmamakla suçlamışlardır dolayısıyla iktidarla ana muhalefet arasına toplum sıkıştırılmıstır. Yani adeta kırk kayırma kırk şaşırma ikilemi ile karşı karşıya kılınmıştır.

  • Gülsüm Çağlar

    2.01.2026 02:39:08

    Sayın yazarımıza katılıyorum. Seçimlerde ne iktidara ne muhalefete destek açıklaması yapılmaması en doğrusu olur. Demokrat partinin de halk partisi ile yan yana gelmekten kaçınması önem arz etmektedir. Halk Partisine destek veriyorlar algısını vermemeliyiz. Yeni Asya Risale-i Nurları siyasetin üstünde tutmaya devam edecektir inşallah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı