"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İktidar mı, ana muhalefet mi? (3)

Şemseddin ÇAKIR
04 Ocak 2026, Pazar
Bediüzzaman Said Nursî, şahıs hâkimiyetini esas alan siyasetin bir istibdat şekli olduğunu açıkça ders verir ve buna kesin bir şekilde karşı çıkar. Şahıs merkezli bir idare anlayışını kabul etmez.

Bu hususta Şualar’da yer alan şu ifadeleri son derece dikkat çekicidir: “Bütün mekteplerde ve dairelerde ve halkta, o ölmüş dehşetli adamın muhabbeti telkin ediliyor. Bu hal ise, âlem-i İslâm’a ve istikbale pek elîm ve acı bir tesiri olacaktı. Şimdi, ihtiyârımızın haricinde onun mahiyeti ne olduğunu, en başta ve en ziyade alâkadar ve en son ondan vazgeçecek adamların ellerine kat’î hüccetler gösteren ve ispat eden Risale-i Nur geçmesi, kemal-i merak ve dikkatle okunması öyle bir hâdisedir ki; bizler gibi binler adam hapse girse, hatta idam olsalar, din-i İslâm cihetiyle yine ucuzdur. Hiç olmazsa küfr-ü mutlaktan ve irtidaddan en mütemerridleri bir derece kurtarır, meşkûk bir küfre çıkarır, mağrurâne ve cür’etkârâne tecavüzlerini ta’dil eder. Mahkemede son söz olarak yüzlerine söylediğim bu cümle, 'Milyonlar kahraman başlar feda oldukları bir kudsî hakikate, başımız dahi feda olsun' ile, bizim nihayete kadar sebat edeceğimizi dava etmişiz…” (Şualar, s. 534).

Bu ifadeler, şahısların kutsandığı bir siyasî anlayışın ve buna dayalı parti ve sistemlerin, topluma huzur ve saadet, adalet ve hakkaniyet getiremeyeceğini açıkça göstermektedir. Bu noktada mesele, basit bir parti veya iktidar-muhalefet tercihi meselesi değil; hak ile batılın, istikamet ile dalâletin mücadelesidir. Bir bakıma bu, Mehdî ve Süfyan cereyanları arasındaki mücadelenin günümüze yansıyan bir tezahürüdür. Bunun dışındaki tartışmalar ise çoğu zaman teferruatta boğulmak ve siyasete âlet olmaktan öteye geçememektedir.

Cumhuriyet’ten günümüze uzanan yaklaşık yüz yıllık tecrübe, bu hakikatleri açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu millet; CHP’nin tek parti istibdadını, Demokrat Parti’nin hürriyetçi ve demokrat idare anlayışını, 1960, 1971 ve 1980 darbelerini, 28 Şubat 1997 postmodern darbesini ve siyasetin çeşitli mühendislik faaliyetleriyle dizayn edilmeye çalışıldığı dönemleri yaşamıştır. Irkçı ve ulusçu siyaseti, dini siyasete âlet ederek iktidar olan anlayışları da görmüş ve tecrübe etmiştir. Bütün bu süreçler içerisinde, milletin nisbeten huzur ve rahat bulduğu dönemlerin; Demokrat Parti ve devamında Adalet Partisi gibi hürriyetçi-demokrat çizgideki idareler zamanında olduğu açıkça görülmüştür.

Bu tablo, Bediüzzaman Said Nursî’nin ortaya koyduğu ve desteklediği “hürriyetçi demokrat” siyasî anlayışın, siyasette muktesit ve ülke menfaatlerine en uygun yol olduğunu açıkça ispat etmektedir. Önümüzdeki süreçte de toplumun, başka bir çıkış yolu kalmadığını idrak ederek yeniden bu istikamete yöneleceği anlaşılmaktadır. Bu da Risale-i Nur’un ve Nur Talebelerinin tarihî süreç içerisindeki haklılığını bir kez daha ortaya koyacak; Nur Talebelerini tahsine ve tebrike vesile olacaktır.

“Mü’minin ferasetinden sakının; çünkü mü’min Allah’ın nuruyla bakar.” (Hadis-i Şerif)

“İdrak aynası pas tutmuşsa, hiçbir tecellîye mazhar olamaz. Gönül bir süflîye yas tutmuşsa, ulvî duygulardan zevk alamaz.”

Okunma Sayısı: 857
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    4.01.2026 16:18:34

    Neredeyse çeyrek asırdır iktidarda tutulan ve münafıkane bir planla bu iktidar sayesinde tek adam sisteminin yeniden ihya edilmesini görmezden gelerek doğru teşhis koymak pek mümkün görünmüyor Yeni Asya İstibdatın her türlüsüne şiddetle karşı gibi, demokrasi ve adalet mücadelesi yapan zihniyete de dosttur.

  • Mehmet Türeli

    4.01.2026 08:55:03

    Bir fırka kendisine bir imtiyaz taksa, herkesin en hassas nokta-i asabiyesine daima dokundura dokundura zorla herkesi Meşrutiyete muhalif gibi gösterse ve herkes de onların kendilerine taktığı ism-i Meşrutiyet altında olan muannid istibdada ilişmişse, acaba kabahat kimdedir? Divan-i Harb-i Örfi

  • Mehmet Türeli

    4.01.2026 08:53:56

    Meşrutiyet adalet ve Şeriattır. Padişah, Peygamberimizin (asm) emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir; biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa, Peygambere (asm) tâbi olmayıp zulmedenler, padişah da olsalar, haydutturlar. Divan-i Harb-i Örfi

  • Osman Yıldırım

    4.01.2026 08:32:27

    Geçmişte CHP nin tekparti istibdadını millet kırmış ve o gün bu gündür tam olarak iktidara tanımlamıştır, ancak günümüzün modern tek parti ve tekadam istidbdadı dindarlık kılfı ile sununulduğündan yaklaşık çeyrek asırdır milleti oyalamaya devam etmektedir. Özellikle dindarlar ve bir kısım Nurcular tarafından muhafazaya devam edilmesi kaderin bir cilvesidir galiba, toplumda meydana gelen kamplaşma, ayrışma ve sürekli düşmanlastirma, kamplaştırma ile toplum huzura hasret kalmıştır. İsrafın alabildiğine yaygınlaştırılması, madde bağımliğının çocuklar seviyesine inmesi, devletin bir adamın şahsı çiftliği gibi kullanılması,ceza evlerinin kapasitelerinin iki katından fazla doluluk oranında olması, toplumda zenginin daha zengin fakirin daha fakir hale gelmesi günümüz tek parti ve tek adam rejiminden de toplumun bir an önce kurtulmasını gerektirmektedir. Toplum ferasetiyle bunuda gerçekleştirecektir inşallah.

  • Eda Gül Beyaz

    4.01.2026 00:30:17

    1- Yazıda vurgulanan "Mehdi-Süfyan" mücadelesinde nerede durmamız gerektiği konusu hayati ömeni haiz bir mesele. Eğer bazı yorum ve teviller ile halk partisinin iktidar olmasına alet olursak bu varlık sebebimizi ortadan kaldıracak bir kırılma olur. Şemsettin ağabey bu duruma düşmenin siyasete bulaşmak olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu uyarı ivedi ile dikkate alınmalıdır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı