"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İktidar mı, ana muhalefet mi? (2)

Şemseddin ÇAKIR
03 Ocak 2026, Cumartesi
Nur Talebelerinin hayatı, hadiseleri Risale-i Nur’un ölçüleriyle değerlendirmek ve istikameti muhafaza etmek esası üzerine bina edilmiştir.

Onlar, Risale-i Nur’dan aldıkları iman-ı tahkikî derslerinin nuruyla olaylara bakar ve buna göre hüküm verir. Bu sebeple aldanmamaya ve aldatmamaya azamî derecede dikkat ederler.

Bediüzzaman, “Hiçbir müfsid, ‘Ben müfsidim’ demez. Daima sûret-i haktan görünür…” (Münâzarât, s. 27.) ikazıyla, her söylenen sözün ve her sergilenen tavrın zahirine aldanılmaması gerektiğini hatırlatır. Nur Talebeleri de bu ikaz doğrultusunda meşvereti esas alarak istikameti temin etmeye çalışırlar.

Bu ölçüler çerçevesinde Nur Talebeleri, siyasî partileri ve siyasî anlayışları değerlendirir. Bediüzzaman; Hutbe-i Şâmiye, Münâzarât, Divan-ı Harb-i Örfî, Sünuhat ve Emirdağ Lâhikaları gibi eserlerinde siyasete dair temel prensipleri ortaya koymuştur. Bu prensipler doğrultusunda, “siyasetin muktesit mesleğini” benimseyen, hürriyetçi ve demokrat çizgideki anlayışlara müsbet bakılmıştır.

Nur Talebeleri; siyaseti dinsizliğe, dini siyasete, ırkçılığa, zulme veya şahsî menfaatlere âlet eden hiçbir anlayışı tasvip etmez. Zira Bediüzzaman, “Menfaati esas tutan siyaset canavardır” (Sözler, Lemaat, s. 791.) sözüyle bu tehlikeye açıkça dikkat çekmiştir.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, siyaseti dine dost ve hizmetkâr kılmayı esas almış; dini siyasete âlet etmeyi ise kesin bir dille reddetmiştir. “Dinin bir hakikatini bin siyasete tercih ederim” sözü, bu duruşun veciz bir ifadesidir. Bu çizgi, bugün Risale-i Nur Talebelerinin naşir-i efkârı konumundaki Yeni Asya’nın da temel misyonunu oluşturmaktadır.

Âhirzamanda yaşıyoruz. Bu asır, fitne ve fesadın yoğunlaştığı bir âhirzaman asrıdır. Böyle bir dönemde, dersini doğrudan Kur’ân’dan alan ve iman hizmetini esas tutan bir çizginin varlığı hayatî bir ehemmiyet taşımaktadır. Bediüzzaman Said Nursî gibi, Kur’ân’dan aldığı dersle manevî bir kuvve-i kudsiye sahibi olan bir rehber olarak, bu kargaşa ve karmaşa içinde hak ve hakikat yolunu fiilen de göstermiştir.

Peygamber Efendimiz (asm), âhirzamanda dehşetli şahısların hükmedeceğini haber vermiştir. Böyle bir zamanda, şahısların günahsız ve hatasız olması mümkün olmadığı gibi, şahıslardan müteşekkil olan siyasî partilerin ve yapılarının da masum olması düşünülemez. Toplumu istila eden manevî ve ahlâkî hastalıklar tedavi edilmeden, siyasî ve içtimaî sahada gerçek bir kurtuluştan söz etmek mümkün değildir. Nitekim Bediüzzaman, bu hakikati veciz bir şekilde “Şimdi şahs-ı vâhid bile masum olamaz. Nerede kaldı, zerratı günahkârlardan mürekkep bir hükûmet, tamamıyla masum olsun.” (Münazarat, s. 51.) sözüyle ifade etmektedir.

Günümüzde ise hem iktidar, hem de muhalefet, çoğu zaman aşırı uçlarda seyretmekte; siyasetlerini ifrat üzere kurmuş görünmektedir. Bu anlayışlardan topluma kalıcı bir hayır ve saadet beklenemez. Hâlbuki siyaset, toplumun huzurunu ve ülkenin inkişafını temin edecek şekilde; hürriyet, adalet, meşveret ve adil kanunların hâkimiyeti gibi temel prensipler üzerine bina edilmelidir. Buna mukabil, günümüzde şahısların kutsandığı, sistemin şahıslar üzerine inşa edilmeye çalışıldığı bir siyaset anlayışı öne çıkarılmakta; neticede toplumun değil, belli şahıs ve zümrelerin menfaatleri gözetilmektedir. Böyle bir siyasî anlayış, halka gerçek manada huzur ve saadet getirebilir mi?

(Devam edecek)

Okunma Sayısı: 1326
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    4.01.2026 01:00:52

    Halk partisi, altatarak iş gören Kemalist zihniyet AKP maskesi altında hükümet ediyor zaten.Halk partisinin olduğu hiç bir yerde yokuz diyenler, (AKP nin (yani yeşil Kemalizm zihniyetin) yanındayız mı demek istiyorlar. Yahu kardeşim memleket İslâmiyet'i zehirlendiren bir istibdat Zihniyeti ile akp iktidarı tarafından yönetiliyor zaten. Zihniyet aynı İstibdat en büyük düşmanımız. İktidardaki icraat yapan tek adam sistemini görmezden gelip, gelmesi meşhul zihniyetleri taşa tutmanın mantığı nerede?

  • Eda Gül Beyaz

    3.01.2026 14:20:01

    2- Yeni Asya, hak, adalet, hürriyet ve demokrasi taraftarıdır. Bunları talep etmek doğru olandır. Ancak bunları talep ederken ehl-i sünnet vel-cemaati oluşturan insanların arasından kendimizi uzaklaştırmamalıyız. Yine bunları talep eden aynı dünya görüşüne sahip olmadığımız insanlara meyledersek zamanla onlara benzemek de kaçınılmaz olacaktır. Aynen alevilerin başına ne geldiyse bu yolda bizim de başımıza gelme tehlikesi vardır. Tarihsel süreç bu tür örneklerle doludur. Üstadımızın harika tespiti bizim için bir pusula ve deniz feneridir. Yönetim kurulumuz da bu tehlikenin farkına varıp bu yönde bir adım atmıştır. Yazıların ve niyetlerin bereketli olmasını diliyorum. Tebrikler.

  • Eda Gül Beyaz

    3.01.2026 14:05:44

    1- Bu yazıyı Latif Salihoğlu apabeyin "Salabetli Alevilik ve lakayt Emevilik" yazısı ile beraber okuduğumuz zaman bazı şeyleri daha iyi anlayabiliyoruz. Bu anlamda değerli yönetim kurulumuzu tebrik ediyoruz. Yeni Asya'nın bu net tavrına ihtiyacımız vardı. Ve elhamdülillah bunu gördük.

  • Enes

    3.01.2026 12:03:41

    Yazarı tebrik ederim. Kimse Yeni Asya cematimizi türlü yorumlamalarla halk partisi ile aynı safa düşürmeye çalışmasın. Demokrasi ittifakı falan olacakmış da biz de orda yer alacakmışız falan demesin. Halk partisinin olduğu hiçbir yerde yokuz. Olamayız. Olmayacağız. Bu teklif mazimizden gelen şerefe ihanettir. Demokrat parti halk partisi ile ittifak yapsın diye oy vermiyoruz.

  • Necati

    3.01.2026 02:46:09

    Üsdat istibdat ve demokrasinin gayet açık ve net bir şekilde Kur'an'î ölçülere çerçevesinde muhteşem tariflerini yapmıştır. İstibdattan en ziyade biz zarardideyiz, Dünyevi saadetimiz meşrutiyettedir. İstibdat İslamiyet'i zehirlendirir, insaniyeti öldürür. Demiştir. Şimdi Türkiye'de 1950 öncesi istibdat sistemi hakimdir. Demokrasi diyen adalet diyen, muhalif kim olursa olsun zindana atılmakta baskı ile susturmak istenmektedir. Ve bu sistemi CHP ile değil Kemalist derin devlet AKP eliyle getirilmiştir. Zihniyetler münafık siyaset cambazları tarafından ters yüz edilmiştir. Bu gerçekleri görmezden doğru teşhis koymakta mümkün değildir. Muktezai hale mutabık hareket etmeyen istikametini kaybeder. Hiç kimse kafa fenerine göre cemaate yön tain etmeye kalkmasın. Acele etmeye gerek yok. Demokrasi ve istibdat mücadelesi devam ediyor. Hem bu sistemde partiler değil ittifaklar mücadelesi var. Demokrasi ittifakı eninde sonunda kuvvetli bir şekilde ortaya çıkacaktır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı