"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

2021 Almanya seçimleri… Veya bir devir kapanırken…

Şükrü BULUT
01 Ekim 2021, Cuma
Okuyucularımız haklı olarak sabırsızlanıyorlar.

Her gün mesajlar ve telefonlarla, geçen hafta gerçekleşen Almanya seçimini soruyorlar. Önceki senelerin seçimlerinden çok farklı… Ruhları bir hakikati hissettiklerinden, Hz. Mesih’in ikinci diyarı Almanya’dan müjdeli haberler vermemizi ve yorumlar yapmamızı bekliyorlar.

Bu ilginç ve olabildikçe münafıkane geçmiş otuz küsurluk senenin başlangıç hadiseleri, fikri kökleri, projeleri, amaçladıkları hedefleri ve bir kısım kahramanları bilinmezse, bu gün yazacaklarımızın da zemine oturmaları kolay olmayacaktır. Bediüzzaman Hz.lerinin zamanı, tarihi, hadiseleri ve siyasî figürleri daha doğru anlamamızı kolaylaştıran paradigmalarını devamlı bir şekilde nazarda tutmamız gerekiyor. Yani Almanya seçiminin fertlerden ziyade şahs-ı manevileri alâkadar ettiğini, devletlerden daha çok sınıfları ilgilendirdiğini ve AB’nin Hz. Mesih’in barış ve demokrasi projesi olduğunu hatıra getirdikten sonra bu seçimin; hem Almanya, hem Avrupa ve hem de İslâm Âlemi için önemli olduğunu anlayabiliyoruz.

Angela Merkel ile alâkalı en fazla yazan bir kardeşiniz olarak bir itirafta bulunayım. Efkârı ammedeki propagandalar ve dezenformasyonlar zaman zaman bizim okuyucumuzun da Merkel ve şahs-ı manevisine his olarak yakın durduklarını biliyoruz. Normal karşıladık. Zira Efkâr-ı ammeyi oluşturan hâkim medya ile neoliberallerin finanse ettiği bir kısım sosyal medya karşısında Yeni Asya ne yapabilirdi ki… 1980 sonrası AB için Avrupa’nın önde gelen ülkelerdeki siyasî projeleri de bu bütünlük içinde değerlendirmeliyiz. Hatta Özal’ı, Thatcher’i, Sarkozy, Merkel, Rassmussen, Berlusconi ve Tayyip Erdoğan’ı aynı çerçeveye dâhil ederek bütünü tahlil edemediğimiz zaman, bizi bazen komplo teoriliğiyle, bazen millilikle, bazen şeriatçılıkla ve hatta liberalizm karşıtıyla suçlayacaklardır. Nitekim Angela’nın temsil ettiği dönemin kapanmasıyla lehte ve aleyhte yazılanları hep birlikte takip edeceğiz. Meselâ meşhur Amerikalı feminist ve çok cinsiyetliliği savunan militanlardan Jana Hensel Joyce Mushaben’ın Merkel’in ardından yaktığı ağıtlar, bu politikacı hakkında on beş senedir yazdıklarımızı karşı taraftan isbat ediyor. ”Artık Alman kadını Üç K’ya (Bolşeviklerin meşhur sloganı… Kilise’ye, mutfağa ve çocuklara kadın yönelmeyecek… Hayatını hürriyet içinde yaşayacak…) girmeyecek” diyen Merkel kadın politikalarının arkasında iki gözü iki çeşme yazar ve aktivist akademisyenler, yoldaşlarının Angela’yı tam tanıyamadıklarına üzülüyorlar. Diğer taraftan Katolik Kilisesi ile gizlice savaşa tutuşan Merkel’in Papa Benedict ile müteveffa Köln Başpiskoposu Maisner’le olan maceralarını anlatarak, onun dinsizliğe ve ahlâksızlığa çalıştığını yazanlar da olacak… Armin Laschet de Merkel’in, Avrupa’nın en güçlü siyasî partisini yüzde kırk beşlerden yirmi dörtlere indirebilmiş on altı senelik Şansölyesinin başarılı politikalarının çetelesini tutacaktır. Bilhassa Neoliberallerin emrindeki üç-beş (Parti fark etmiyor. Hepsi Neoliberallerin kadrolarında siyaset yapıyorlar) militan kadın ile Alman ailesine verdiği zararı ayrıca belirtmemiz lâzım.

Neoliberallerin münafıkane bir şekilde altında çalıştıkları perdenin, AB’nin eski başkanlarından SPD politikacısı Martin Shulz tarafından kaldırıldığını daha önce de yazmıştık. Onun Merkel karşısında aday olması, Neoliberaller için bir felâket olmuştu. Merkel’in siyasetten ayrılma sinyalleri, Ursula’nın Macron’un yardımıyla Brüksel’e kaçışı, Savunma Bakanlığına getirilmiş zavallı Karrenbauer’in yetersizliği ve daha doğrusu bu ekibin Neoliberaller lehine AB’yi dağıtma istikametinde PEGİDA ile YEŞİLLER’e büyük destekleri, galip geldiği son seçimlerle ortaya çıkmaya başladı. Görüyorsunuz ki, yeni seçimden ziyade, geçmişte kaldığını temenni ettiğimiz bir felâketten bahsediyoruz. Alman asıllı seçmenlerin çöp kutularından bira şişeleri topladığı ve sosyal devletin de eyerle bir edildiği bir dönemin analizi yapılmadan, Almanya’da önümüze bakmanın zorluğunu sizler de biliyorsunuz.

Almanya’nın demokrasi tarihiyle paralel olarak gelen siyasî partileri, global dinsizlik/ahlâksızlığı program edinmiş belli bir sermayenin demokrasiyi devre dışı bırakmak için kurdurttuğu sun’î yapıları birbirinden ayırmadan da bu mesele anlaşılamaz. Bu istikamette “YEŞİL NİFAKA DAİR” manasına yakın üç-beş yazı da yazmıştık. Merak edenler arşivimizdeki bu ve şu seçimleri anlamamızı sağlayacak diğer yazıları gözden geçirebilirler.

Almanya siyasetinin bu seçim ile mecburen bir şeffaflığa yöneleceğini kimse inkâr edemez. AB’yi Brüksel’den değil de Davos’tan idare etmeyi programlarına koyanlarla Hıristiyan millî devletlerin savaşının işaret fişeği de olabilir, bu seçim. Hem CDU/CSU partileri, hem de SPD bundan sonra direk Neoliberallerle çalışıp çalışmayacaklarını zaman gösterecektir. Fakat öngörülerin müsbet olduğunu biliyorsunuz. Hem AB ülkelerinin ve hem de AB’nin global bağımsızlığının başlangıcı sayıla bilinecek bu seçimlerdeki partiler hakkındaki analizlerimizi, inşaallah gelecek yazıya bırakalım…

Okunma Sayısı: 1384
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Tuğrul

    1.10.2021 11:56:34

    Almanya, hem müslümanlar ve hem de hristiyanlar açısından çok önemli bir ülke. Devamını bekliyoruz..

  • zeliha

    1.10.2021 11:32:20

    Hasta osmanlı dedikleri andan itibaren aynı kaderi paylaşmaya başladığımız alman milletinin 30-40 yıllık siyasi geçmişi sorgulamasını ümit ediyoruz tabi ki. Hem ülkemizde hem dünya genelinde bilhassa AB ülkelerinde 1980 sonra yapılan tahribatlar ortaya konmadan tamire geçilebilir mi bilmiyorum. Siyaset bilimciler bu soruya cevap verebilir. Ama tarihte de biliyoruz ki hataları ile yüzleşen, tamir cihetine yönelen ülkeler medenileşebilmiş. Alman milletinin bunu yapacağını ümit ediyoruz inşaallah. Bizim içinde ......

  • Muharrem

    1.10.2021 11:23:07

    Dünyadaki dengelerin hürriyet ve demokrasiye yönelmesi istikametinde bir Almanya istiyoruz.

  • Hasan

    1.10.2021 10:15:28

    Gayet doğru tesbitler. Siyaset analizleri de bilimsel olmalı. Dünya şartları duygusallığa müsaade etmiyor. Tebrikler.

  • Hüseyin

    1.10.2021 10:03:26

    (2)Almanyadaki seçimleri ya da  iktidarları değerlendirirken  bakmamız gereken temel ölçü şu olmalıdır : kâmil anlamda  bütün  kural ve kurumlarıyla işleyen bir  demokrasi var mı? şaşmaz bir hukuk ve güçlü bir adalet sistemi sağlıklı çalışıyor mu? canlıların yaşama ve ömürleri tamamlanana kadar ortam imkan ve şerait tanınıyor mu? İnançlar özgürce yaşanıyor mu? Bunlar sağlanıyor olduktan sonra başa gelenlerin renkleri genleri fikirleri teferruattan öteye geçmez.

  • Hüseyin

    1.10.2021 10:02:52

    (1)Her şeyden önce demokrasi ile yönetilen devletlerde iktidarlarda kan değişimi iyidir sağlıklı bir devlet sistemini işaret eder. Her devrin  belli bir yaşama süresi ve geçerli bir raf ömrü var...Kısa vadede ve yakın hedefte belli bir fikir ideoloji ya da inanç kendine taraftar toplayabilir neşvü nema bulabilir..ideolojileri ya da inançları yaşatan pratik hayatın bizatihi kendisidir..Günümüz dünyasında fertler arasında olduğu gibi devletler arasında da  asıl belirleyici olan çıkar ilişkileridir..ideolojiler fikirler ya da inançlar iktidar olmak ya da iktidarda kalmak için  yöntem ve araç olarak kullanılıyor..

  • H.ibrahim Karahan

    1.10.2021 05:29:00

    Allah razı olsun

  • Demokrat Avrupa

    1.10.2021 00:50:06

    Münafıkane hareket ederek Hristiyan Demokrat Parti’nin, Almanya’nın ve AB’nin içini boşaltmak isteyen neconların ve neoliberallerin elemanı Merkel tahribat görevini bire bir yerine getirerek siyasi hayatına son veriyor. Bıraktığı enkazı tamir etmek yılları alacak. Aynı arkadaşı Erdoğan’ın Türkiye’ye verdiği zararı onarmak yılları alacağı gibi….

  • R.Kalyoncu

    1.10.2021 00:22:17

    "AB’nin Hz. Mesih’in barış ve demokrasi projesi olduğu" ? Enteresna!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı