"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cemaatler cemiyetçiliğe veda etmelidirler

Şükrü BULUT
05 Ekim 2020, Pazartesi

Cemaat ve Cemiyet Farkı…

Konuyu sosyolojinin ve siyaset tarihçilerinin ölçüleriyle ele almayacağımızı peşinen belirtelim. Sahamız olmadığından, bizi aşacağı muhakkaktır. Demokrasi ile istibdat arasında gidip gelen yüz senelik tarihimizdeki gelişmeleri, aktüel telakkileri, dini cemaatlerimizin günümüzde karşı karşıya kaldıkları problemleri ve idarecilerin bu husustaki endişeleri çerçevesinde düşüncelerimizi, Risale-i Nur’dan alabildiğimiz bilgilerle paylaşacağız.

Kuş ile deve arasındaki seçimini henüz yapamamış Türkiye’mizdeki “cemiyet-cemaat” pratiğini konuşurken, okuyucularımızın yanlışlarımıza şefkat ve müsamaha ile yaklaşıp tashihte bulunacaklarına inandığımızdan, rahat ifadeler kullanacağız.

Avrupalıların cemiyet ve cemaat kelimelerine yükledikleri mana ile, Türkiye pratiğindeki manaların farklı oluşu da, konuyu lokal düşünmemizi gerektiriyor. AB kriterlerine göre sosyal hayatımız dizayn edilseydi, kanun hâkimiyeti Almanya ve İskandinavya demokrasilerinde olduğu kadar esas olsaydı… Ülkenin en ücra yerinde alınmış bir mahkeme kararı, bütün fert ve kurumları bağlasaydı, belki mukayeselerle Batı normlarına yaklaşabilirdik. Antidemokratik siyasetin “cemiyetçilik” perdesinde cemaatlere mütemadiyen tuzak kurduğu 1908’lerden bu yana, dini cemaatlerimizin “cemiyetçilikten” mütemadiyen zarar gördüklerine tarih şahitlik yapıyor.

Hedefleri “dünya meseleleri” olan cemiyetler için böyle bir tehlikenin olmadığını söyleyebiliriz. Kuruluş gayesini, hedef ve ideallerini ve topluma vermeyi taahhüt ettiği faydaları senedlerine açıkça kaydettiren, devletin himayesi ve hatta yardımlarıyla çalışan binlerce cemiyeti bir tarafa bırakarak; semavi dinlerin gayelerini ve bilhassa İslâmiyet’in hedef ve maksadını tüzüğüne yazan cemiyetler için durum değişiyor. Yirmiye yakın kurucuları arasında; Osmanlı’nın en önde gelen ilim adamlarından Beyazıt dersiamı M. Emin Hayreti, Fatih Dersiamlarından Kadızade Abdullah Ziyaeddin, Ferik Rıza Paşa, Süheyl Paşa, Mehmet Sadık ile birlikte Bediüzzaman’ın da ismi geçen meşhur “İttihad-ı Muhammedi” cemiyeti etrafında meydana gelmiş tartışmalarla ilgili çokça yayının olduğunu biliyoruz. Bunların arasında, Bediüzzaman’ın 1909’da İstanbul gazetelerinde yazdığı açıklayıcı makaleler ve İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti üzerinden Müslümanlara hücuma kalkışanlara verilen cevaplar noktasında çok önemli bilgiler vardır. Bu makalelerde ve yine Said Nursi Hz.lerinin müsaadesiyle sonradan neşredilen Divan-ı Harbi-i Örfi eserindeki müdafaasında, İttihad-ı Muhammedi cemiyetinin, günümüzdeki “cemiyet tanımlarıyla” özdeşmediğini görüyoruz. (Geniş bilgi için bkz.: Divan-ı Harb-i Örfi, s. 27-28) Bütün ehl-i tevhidin üyeleri, Mekke’nin merkezi, cami, medrese ve tekyelerin şubeleri, bütün dinî gazete ve kitaplarının yayın organları ve Peygamberimizin de (asm) reisi olduğu telakki edilen bu yapının, cemiyetten ziyade cemaat kavramına dahil olduğunu düşünüyoruz.

İdarehanesinin Volkan Gazetesi binası olarak belirlenen bu cemiyetin akıbetine, Vahdeti’nin idamıyla başlarsak gerisini anlatmamıza lüzum kalmaz kanaatindeyiz. Osmanlı Devleti’nin şeklen devam ettiği, henüz kısmen şeriat ile yönetildiği ve Osmanlı Padişahının bütün Müslümanların halifesi olarak bilindiği bir zeminde, düşmanlarınca “cemiyet” olarak propaganda edilen bu yapıya, Osmanlı kamuoyunun sahip çıkması, ekseri Müslümanların burada olması ve inananlar arasında da siyasetle hiç alakası olmayan bir telakki ile karşılanmasından olacak ki, Bediüzzaman İttihad-ı Muhammedi’yi (asm) hem gazete yazılarında ve hem de darağacının gölgesine kurulmuş mahkemede müdafaa edecekti.

Tehlike süreçte mi, yoksa usulde mi sorusuna gerek var mı? Şeriatın hakim olduğu bir toplumda ihtilâlciler, cemiyetçilikle suçladıklarını irticaa ve şeriat ile de suçlayacaklardı. Osmanlı Devleti’nin bağımsızlığını tamamen yitirdiği bu olaydan sonra, Bediüzzaman’ın hizmet usûlünü değiştirerek “cemiyetçilikten” hızlıca uzaklaştığını, 1929’daki Barla Hayat’ında net bir şekilde görecektik. Hatta 1935 yılında, “cemiyet kurarak devletin rejimini değiştirmeye teşebbüs” iddiasıyla yargılandığı Eskişehir mahkemesinde, Risale-i Nur hareketinin cemiyetçilikle asla bir ilgisi olmadığı noktasını çokça vurgulayacaktı. Burada “cemiyet” kelimesinin örfi ve lügat manası üzerinde durmuyoruz. Bediüzzaman’ın ifadesiyle 1909’da bir araya gelen İslâmiyet ve hürriyet düşmanları (masonlar, komünist ve Kemalistler) ellerine geçirdikleri imkânlarla Müslümanları siyaseten rakip göstermek için “cemiyet” kelimesine farklı mana yüklemişlerdi. ”Katiyen size beyân ediyorum ki; hiçbir cemiyetçilik ve cemiyetler ile ve siyasî cereyanlarla hiçbir alâkası olmayan Nur Talebelerini cemiyetçilik ve siyasetçilikle itham etmek, doğrudan doğruya, kırk seneden beri (bu ifade 1948’de verilmiş) İslâmiyet ve îman aleyhinde çalışan gizli bir zındıka komitesi ve bu vatanda anarşîliği yetiştiren bir nevî Bolşevizm nâmına bilerek veya bilmeyerek bizimle bir mücâdeledir ki; üç mahkeme cemiyetçilik cihetinde bütün Nurcuların ve Nur Risâlelerinin berâetlerine karar vermişler.“ (Şuâlar, s. 343)

Bediüzzaman’ın yeni metodu karşısında mağlûp olan düşmanları, bu beraat kararlarını esas kabul edip, dindarların cemiyetçilik ve siyasetçilikle alakaları olmadıklarına kani olup susacaklar mıydı? Veya günümüzün şartları ve dinî cemaatlerinin bu metodlarla alâkasını inşallah bir başka yazıda ele alalım.

Okunma Sayısı: 1967
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sadik

    8.10.2020 18:02:12

    Proplemi çözmüş amma biz halen anlamamışız.

  • Nura

    6.10.2020 08:49:20

    Muhteşembir analiz. Üstadımız yüz sene önceden proplemi çözmüş.

  • Abdullah

    6.10.2020 00:22:09

    “Çok iyiler var ki iyilik zannıyla fenalık yapıyor” Dine hizmet edenlerin ekserisi iyidir. Çoğu Kemalizmden nefret eder. O yüzden güçlü olmak ister her bakımdan. Halbuki onlar İhlaslarına zarar veriyor her güçlü olmak istediklerinde. Esasen en kuvvetli güçleri ihlaslı hizmet etmek iken farkına varmadan güce/devlete/siyasete dayanıp ihlası kaybedip cemaat veya tarikatten ziyade dünyevi zümrelere benziyorlar. Ama bu hususta onlar bir suçluysa NUR TALEBELERİ yüz suçludur. Çünkü onlar ihlası zedeleyecek çok işlere temayül edince, Risale-i Nur’un şemsiyesi altındaki diğer dini gruplar da afallıyor. Biz kendimizi acilen nefsin,şeytanın rağmına düzeltmeniz gerekiyor. Şiddetli mesuliyetimiz var dindarların, milletin yalpalamasında.

  • Dr. Bahtiyar Aziz

    5.10.2020 22:37:44

    Hile ve nifak ile yürüyenler, her türlü teşkilata sızarlar. Cemaatte ruh ve kalp birliği olduğundan, orada yapamazlar..

  • Osman

    5.10.2020 21:18:54

    S. A. Abi Yazınız güzel di Fakat sorunun temeli Demokrasi ve hukuk Avrupa sadece kendine değil bütün insanlığa bu değerlerle bakmalı ve bütün devletlere demokrasi ve hukukun üstünlüğünü öncelemeli Yoksa dünyada sorun bitmez kendi de biter

  • Osman

    5.10.2020 19:52:10

    Cemaat lar cemiyetçiliği bırakmalı Yani dünya işlerini bırakmalı Ahiret işlerine bakmalı Fakat çok zor Dünya çok tatlı geliyor Dünya onların olsun

  • Demokrat Avrupa

    5.10.2020 19:10:26

    Cemaatlerin cemiyetçiliğe veda edebilmeleri için, önce cemaat ve cemiyetçilik nedir diye soruyu kendilerine sormaları kaçınılmazdır. Doğru soru doğru cevabın yarısı olması hasebiyle, hedef ve gayelerini tespit etmekle, tespit edilen hedef ve gayelere götüren yöntem ve üsluplarını da belirmeleri gerekir. Ancak bunları yaptıktan sonra cemaatler cemiyetçiliğe veda edebilirler...

  • Hüseyin İlhan

    5.10.2020 17:33:03

    Muhterem yazarımızı tebrik ediyor ve böylesine güzel,faideli yazılarının devamını diliyoruz.Rabbim cümlemizi sırat-ı müstakimden ayırmasın.

  • Bulut

    5.10.2020 15:53:50

    „Din düşmanlarının kelimeleri ve kavramları ne kadar maksatlı kullandıklarına delil olmuş bu yazı.“, bu manada, darbe girisiminden sonra da „cemmat“ kelimesini de ayni cerayan itibarsizlastirmaya calismis ve calisiyor diyebilirmiyiz?

  • Niyazi N.

    5.10.2020 12:54:15

    Dîni cemaatlerin ekserisinin siyasi ve içtimai meselelerde sağlam ve net prensiplere sahip olmaması, cazibedar ya da tehditkar siyasi ve dünyevi saiklere teslim olup dejenere olmalarına sebep oluyor. Bu da orta-uzun vadede hem kendilerine hem de dine zarar veriyor. Ve ne yazık ki intibahları da, büyük bir müsibet yaşamadan ya da yaşasalar bile bunu tevil etmeye meylettiklerinden pek mümkün veya kolay olamıyor. Evet, selam olsun Hz.Bediüzzaman’a ve hakîki talebelerine ve de samîmi dostlarına ki, ahirzamanın bu dehşetli tuzaklarına karşı elmas-kıymet sarsılmaz Nur hakikat ve prensipler kal’asında emniyet ve selametteler.. Siyasetli ve dünya malına müştak cemiyet olmuş ya da olmaya hevesli dini cemaatlere Nur’un siyasî ve içtimaî prensipleri mutlaka ulaştırılmalı. Hayati olan bu mevzuu tekrar gündeme taşıdığı için kıymetli yazarı ve umum Yeni Asya camiasını tebrik ederim. İyi ki varsın Yeni Asya ..!!

  • Hüseyin

    5.10.2020 12:18:53

    (2)Cemiyetleşme popülerleşme ve magazinleşme cemaatler için bir tuzaktır ; köklerinden, asli görev ve sorumluluklarından uzaklaşmadır. Cemiyetleri ayakta tutan manevi güçten daha çok maddi güçtür..maneviyat, burada dinden daha çok maddiyata hizmet eder.. Yaşanan zorlu süreç, gelinen aşama, demokratik teamüllerin ve tahammülün olmayışı, birçok kavramın içinin boşaltılması, içine türlü türlü çağrışımlar ve manalarla doldurulması sonucunda, yaşanan keşmekeşin neticesinde, aynı kavramlarla konuşan fakat birbirleriyle anlaşamayan diyalog kuramayan cemaat ve cemiyetler oluştu. Cemaatlerin büyümesi, cemiyete evrilmesi, siyasete ve magazine  konu ve malzeme yapılması  adım adım kaybolmadır...

  • Hüseyin

    5.10.2020 12:15:40

    (1)"Cemaatler cemiyetçiliğe veda etmelidir." Şükrü hocamın harikulade tesbitine katılmamak elde değil.. Cemaatler dünyevileştikçe servet ve güç sahibi oldukça popülaritesi arttıkça, magazin dünyasının konusu oldukça , cemiyete  yaklaşır cemaat olmaktan uzaklaşırlar.. Cemiyete dönüşen cemaatler maddi olarak büyük güç kazanırlar etki ve manevra sahaları genişler.cemiyet yada popüler tanımla camia olurlar ... Camia kelimesi dünyevileşmeyi ifade eder.. uhrevi olmaktan ziyade dünyevileşme ve modernleşme emareleri görülür ..

  • Veli Kul

    5.10.2020 11:19:43

    Cemiyetciligi söyle tarif edeyim. Istanbulun muhtesem salatin camilerinde ardarda Ezan-i Muhammedî okunmaya basladiginda ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER. Yani En büyük Allah'tir baska büyük YOK derken, ötede CÜHELA KAZANINDA BIR FUTBOL MÜSABAKASINDA EN BÜYÜK BILMEMNE BASKA BÜYÜK YOK diye CIGIRTKANLIK yapilmasi gibidir. CEM i YETCILIK CEHLIN CEM EDILDIGI MEKANLAR OLMUSTUR. Allah c.c acil SIFALAR VERSIN YA SAFI KAFASIZ KULLARINA AKIL VER MÜ' MIN KULLARINA AYAK BAGI OLMASINLAR.

  • Zübeyir

    5.10.2020 10:53:01

    Metod ve yol belirlemek için ince ince düşünüp uzun uzun planlar yapmalı. "Nereye gidiyorum, nasıl gidiyorum" sorusunu sorabilmek çok önemli. Kavramların bolca karmaşıklaştırıldığı ve karıştırıldığı böyle bir zamanda, kavramlar üzerinden hakikati anlatmak çok önemli. Tebrikler ve teşekkürler.

  • Süleyman F.

    5.10.2020 10:26:11

    Ahirzamanın şerirlerine karşı mücadele etmiş olan Bediüzzaman olduğuna göre, onu dinlemeliyiz. Ellerinize sağlık, Allah razı olsun

  • İhsan

    5.10.2020 10:11:14

    Zamanın sahibini dinlemeyen ve onun mesajlarını okuyamayan bu zamanın manevi harbini kazanamayacak. Yüz senelik mağlubiyetler ve sıkıntılar bunu göstermiş olmalıdır. Said Nursi, bu asrın ve gelecek asırların tüm müslümanlarının hatibidir.

  • Selim

    5.10.2020 10:02:20

    Cemaatlerin yönlerini asli vazifeleri olan ahirete çevir.elerine de vesile olacak güzel bir davet

  • Abdurrahman

    5.10.2020 09:31:22

    Yazının başlığı konuyu çok güzel özetlemiş.Cemaatler asli görevlerine dönmelidirler .Cemiyetlerin amacı maddi ve manevi iyilişmeler ve daha çok maddi kazanımlardır.Cemaatlerin amacı sadece manevidir ve öyle olmak zorundadır. Aksi takdirde sistem tarafından maddi tavizlerle manipule edileceker ve kullanışlı birer araç haline geleceklerdir. Yaşanılan süreç bunu açıkça göstermektedir.

  • sefer hoca

    5.10.2020 09:29:45

    İnce ve girift bir konu.Dilerim netlik kazanır bir sonraki yazınızı beklyeceğiz.Emeğinize sağlık

  • Zeliha

    5.10.2020 09:17:48

    Din düşmanlarının kelimeleri ve kavramları ne kadar maksatlı kullandıklarına delil olmuş bu yazı. Üstadın ısrarla cemaatiz demesi uzun uzun izah etmesi ne kadar manidar. Demekki bizim de bunları yeniden yeniye tahlil etmemiz ve iyice öğrenmemiz anlamamız gerekiyormuş. Şimdiye kadar cemaatlere yapılan saldıları tam susturacak cevaplar verememizde konuyu üstad kadar tahlil edememiş olmanızdan geliyor olabilir. İllaki uğraşmaları bitmeyecek ama zararlarından korunmuş olunacağından umitliyim. Allah razı olsun bu konuları daha çok anlamamıza yardımcı oluyorsunuz.

  • Fatma

    5.10.2020 08:27:03

    Ustad bedduzamanin dedigi gibi kiblemiz bir kitabimiz bir rabbimiz bir ama maalesef ki kendi icimizde bile henuz cemiyeti veya cemaati cozebilmis degilizki kaldiki dinle alakasi olmayanlari hic katmiyoruz ama allahim bizi insan eyeleye basiretimizi acsin oyunlara gelmeden kardesce yasabilsek keskee elinize saglik guzel bir yazi

  • Hayati

    5.10.2020 07:39:40

    Asrın mümessilini ve müceddidini, bütün ehl-i sünnet cemaatleri dinlemeliler. Veya daha güzel metotlar bulmalılar. Yoksa şu perişaniyetten kurtulamayacağız.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı