"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ey Bir Devrin Kapısını Sessizce Kapatan Güzel Ağabey! Yolun açık olsun…

Şükrü BULUT
23 Nisan 2021, Cuma
Zamanı, içinde yuvarlandığımız şu kesretin labirentleri arasında okumak veya değerlendirmek o kadar zor ki.

Olağanüstü kabiliyet ve gayret gerekiyor. Her şeyden önce Allah’ın tevfiki… Fakat herkes, hayatının “Nisanından” başlayarak yaşadığı güne doğru gelebilir. Sükûneti yakaladığında, oradaki hadiseleri, manzaraları ve kahramanları kendince değerlendirebilir.

Bediüzzaman Hazretleri’nin vefatından sonra, onun ümmete miras bıraktığı Kur’ân ve iman dâvâsında koşuşturan talebelerinden çoklarının hayatlarını, mücahedelerini, şahsî renk ve sistemlerini çocukluğumdan bu yana takip edebilecek bir mevsimde, Rabbim dünyaya göndermiş. Safranbolu kahramanlarından Hıfzı Bayram’ın oğlu Hüsnü Ağabeyimizin de vefatıyla, çok da farkına varamadığımız bu mevsimin sona erdiğini artık yaşayarak görüyoruz. Çocukluğumuzda, Üstadımızın bölgemizde vazifelendirdiği Hulusi Yahyagil ile başlayarak, hayatlarının sonunda çokça mülâki olduğumuz Hüsnü Ağabey’e kadar.

Bir devrin kapanması veya bir devrin açılması... Ömürleri şehrin betondan labirentleri arasında geçenlerin, mevsim geçişlerinden haberdar olmamaları normaldir. Bediüzzaman’ın ardı sıra kabre doğru yürümüş kervanın, benim gibi “hay huylarına“ dalanlar da, bir devrin sonuna geldiğimizi, son çınarın yerinden ayrılmasıyla mı, anladık dersiniz… Hâlbuki; Hüsnü Bayram, Mehmet Kutlular, Mehmet Fırıncı, Mehmet Kırkıncı ve daha yüzlerce diğerleri, büyük ve gür bir ormanın semaya ser çeken ağaçlarıydılar. Labirentin çok üstüne çıkıp ormanı göremeyenler, ağaçlara ormanların asliyetinde olmayan hususiyetler izafe ettiler. Ve son çınar da gidince, ne ile karşı karşıya kaldığımızı bundan böyle daha iyi göreceğiz.

Üstadımız, hata tatbik-i nazardan doğar, diyorlar. Teoriyi bilmek ve hatta ezberlemek yetmiyor. Sıkıntılar icra ve tatbikatlarda ortaya çıkıyor. Kur’ân dâvâsına gönül vermiş milyonların okudukları hakikatler “bir” olduğu halde, ağabeyler “kadar telâkkiler” çıktı, ortaya. Hepsi güzeldi. Rablerinin verdiği istidat, kabiliyet ve imkânlara göre o ağabeyler “Nurlar’dan” istifade etmişlerdi. Kokular, renkler, tasvirler, çevreler ve imkânlar elbette farklı telâkkiler suretinde ortaya çıkacaktı. Bediüzzaman’ın “üç önemli Lâhikalar” kitaplarını incelediğimizde, bu farklı karakterlerin, duruşların ve sistemlerin ipuçlarını öyle rahatça hissedebiliyorsunuz ki… Bediüzzaman’ın tedbir, teşvik ve tasarrufuyla bir birinde farklı bu mizaçlar bir potada eritilip kalıplara dökülüyordu, ta 23 Mart 1960’a kadar. Daha sonra; “hayatım Zübeyir’in hayatıyla devam edecek” diyerek nazara verdiği Zübeyir Gündüzalp, teorideki sapmaları Risale-i Nur’daki prensiplerle tekrar düzeltecekti.

Zübeyir Ağabey, Nurlar’dan çıkardığı hizmet prensiplerini ortaya koyarak bütün ağabeylere; Üstadlarının zamanlarında olduğu gibi renklerinden, farklı üslûplarından ve hususî meşreplerinden feragat etmelerini; “Risale-i Nur’a” dönmelerini istemişti. Onlar da “lebbeyk“ diyerek onun ayrılışına kadar sadâkatle sözlerinde durmaya çalıştılar. Yani Risale-i Nur’un rengi, kokusu ve üslûbu meşveretlere hâkim olup ”muhteşem bir Şahs-ı manevî” ortaya çıkmıştı. Tam da Bediüzzaman’ın arzu ettiği gibi.

Peki sonra… Sonrasındaki her hadiseyi kendi şartlarında ve bilgileri dâhilinde konuşmayanlar hem gıybete girerler ve hem de zulüm etmiş olurlar. Zübeyir’in zamanındaki şahs-ı manevinin sonraki yıllarda aynı kuvvette kalmadığında hepsi müttefikti. Herkes şahs-ı manevî diyordu, yalnızca şahıslarının merkezde olduğu bir şahs-ı manevî sürecinin başladığını da itiraf etmeliyiz. Çoğu büyük çınarlar ellerindeki Nurlar’la direkt Üstadlarının manevî hayatı ve hatıralarıyla baş başa kalmışlardı. Bu “cemaat içi ferdiyet” dönemini de garipsememiz gerekiyor. Bin senelik tarihimizdeki “ferdiyet” geleneği, Risale-i Nur’a zahiren taraftar olanların kolaycılığı olarak fertlere yönelmek, okuyup anlama yerine vaaz ü nasihat suretinde Nurlar’ı dinlemek, hayat-ı ictimaiyyeye katılmış bazı talebelerin esas misyonlarından kaçınarak bir ferde sığınmaları, siyasetin bu büyük çınarların dallarına bez bağlamaları ve daha birçok ciddî sebebin; şahs-ı manevî yerine “ferdiyetin” yolunu açtığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca Türkiye’nin “devletçi” geleneğinin de bu ağabeylerin cüz-ü ihtiyarlarına mani olup onların “Nurculuğun şahs-ı manevisini” inşaaya imkân vermemesini de bu çerçeveye dâhil etmemiz gerekiyor. 

Bediüzzaman Hazretleri’nin talebelerine yazdığı mektupları dikkatlice incelediğimizde, dünya gözüyle bu dâvâya destek olanlara gösterdiği ihtimamı daha açıkça görüyorsunuz. Bize kalsa birçoğuna, Nur’a hizmet ettikleri çevre, üslûp ve şartlarında belki de “sahip çıkmayacağımız” o kahramanlara Said Nursî’nin büyük iltifatlarını lâhikalarda okuduğumuzda, dâvâya Üstadın gözüyle bakamadığımıza mutlaka hayıflanacağız. 

Bediüzzaman, Risale-i Nur mesleğinin temelini attığı Barla’da; talebelerine zamanın cemaat zamanı ve cemaatin şahs-ı manevisinin ancak Üstad olabileceğini yüzlerce defa yazmış ve söylemiş. Fakat bilhassa saff-ı evvellerinde; çok kuvvetli bir tarikat, ferdiyet ve tasavvuf kültürünün varlığını da hissediyoruz. Nakşibendi tarikatına mensup iken, dönüp Bediüzzaman’a talebe olmuş Hulusi Yahyagil’e hitaben yazdığı Mektubat’ın başındaki bahislere, bu zaviyeden bakabiliriz. Ve Isparta’ya döndüğünde kaleme aldığı, mesleğinin iç tüzüğü mesabesindeki “İhlâs Risalesi’ni” okuduğumuzda, şahs-ı manevinin, cemaatin, heyetlerin, şûrânın ve meşveretin; üstadlık makamına nasıl oturduğunu müşahhas örneklerle görüyoruz. 

Hüsnü Ağabeyimiz de, ondan önceki diğer ağabeylerimizde sohbetlerinde, mütemadiyen nazarlarımızı kendi şahıslarında keserek “Risale-i Nur’a” bağlamaya çalıştılar. Yukarıda arz ettiğimiz gibi; okumak, anlamak, düşünmek, cemaatin şahs-ı manevisine Nurlar’la dahil olmak nefsimize zor geldiğinden, kolayını seçtik ve ağabeylerin etrafında halelendik. 

İşte hepimizin gördüğü gibi, çıplak hakikat ortaya çıktı. Dünyamız hızlanarak mahall-i maksuduna koşarken bu gezegenimizden ebedî yurtlarına uçanlar, bizi “Risale-i Nurlar’la” baş başa bıraktılar. Rabbim imkân verirse, gelecekteki bir yazımızda, bu “YENİ DÖNEM” üzerinde azıcık hasbihal edelim, ne dersiniz…

Okunma Sayısı: 1939
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Recep Nuri Kaçmaz

    24.4.2021 21:49:07

    Allah razı olsun muhterem ağabeyim. Kaleminize sağlık ve kuvvet ihsan eylesin Cenabı Hak.Bu devrede ittihad-ı İslam'a zerre kadar olsun katkı sağlayabiliyorsak ne mutlu bize.

  • Nura

    24.4.2021 10:19:45

    Geçmişteki hiç bir tartışmayı tedai ettirmeyen şu yazınıza bütün ruhucanımızla amin diyoruz.

  • Zeliha

    24.4.2021 10:13:37

    Allah razı olsun. Kıyamete kadar devam edecek bir hizmetin(ki kökünün kazinmaya çalışıldığı) giderek artan bir enerji ile devamını düşündüğümüzde her hadise farklı bir anlam kazanıyor. Önden yolladiklari olmasa idi abilerin anlamamız mümkün olur muydu? İstikameti muhafaza ederek yürümeye çalışanlar ancak doğru okuyabilirler. Evet dediğiniz gibi geriye Risale-i Nur la anılmak kalıyorsa yine Risale-i Nur la devam edilecek inşaallah

  • Hikmet

    24.4.2021 05:02:03

    Nisan ayı rahmet ayı. İnşaallah Ağabeylerimizin bahar olan bu ayda vefatları, yüzlerce genç saidlerin gelmekte olduğuna işarettir..

  • Eddai

    24.4.2021 01:24:30

    3) فَنَادٰى فِى الظُّلُمَاتِ اَنْ لاَ اِلٰهَ اِلاَّۤ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِين     1 اِذْ نَادٰى رَبَّهُ اَنِّى مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ     2 فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللهُ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ     3 حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ 4    لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ 5    يَا بَاقِى أَنْتَ الْبَاقِى يَا بَاقِى أَنْتَ الْبَاقِى 6    لِلَّذِينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَۤاءٌ     ki sirri ehadiyetin nuru tevhid icindeki inkisafin sirrina nail olabilmek icin, Ahirzamanin dehsetinden emniyet icin, …. „Bu Kudsi davada hizmet edenler, Cennetin insaasina burada istihdam ediliyorlar“ Elhamdulillahi haza min fadli Rabbi

  • Eddai

    24.4.2021 01:23:40

    2) Risale-i Nur'un sahs-i manevisi, Kur'an'in sahsi manevisi, Ümmet-i Muhammed'in (s.a.v.) sahsi manevisi, (Ittihadi-)Islamin sahsi manevisi ve Insaniyeti Kübra, Esma-i Hüsnaya ayinedar olabilmek.... Bu birbri icine sarilmis gonca gül ile bizleri lezzetlendiren Allah'a c.c. ne kadar sükür etsek azdir, ki sükürden ziyade hamd (manevi sükür) etmeyi iktiza ettiginden dolyai, Risale-i Nur'larin esas ve düsturlarini yasayarak acz, fakr, kusur ve noksaniyetimizi deruhte edip Cenab-i Allah'in Inayetine mutlak sevfk ile Hz. Yunus a.s., Hz. Eyyüp a.s., …. vari münacat etmeliyiz;

  • Eddai

    24.4.2021 01:23:27

    1)Bismihi Sübhanehu, MasaAllah, cok güzel ve istifade ettim Elhamdullilah. Yorumlar hakeza istifadeye medar, MasaAllah. Bir yorumcu kardesimiz dikkati nazarimizi, "...artık her bir nur talebesinin bir hüsnü, bir kutlular ve bir kırkıncı olma zarureti ufukta beliriyor." cekmesi, sanirim yazarimizin "YENI DÖNEM" ile bu ciheti de kaleme alacagini ümid ediyoruz. Agabeylerimize sahib cikan Nur talebeleri agabey ve kardeslerimizden aile ve efradlarindan Cenab-I Hakk ebeden razi olsun.

  • ozanky

    24.4.2021 01:06:20

    Allah razı olsun. Çok güzel bir yazı.

  • Hüseyin Yıldırım

    23.4.2021 20:07:45

    Mücessem ihlas , sadakat ve sebat olan , nurun hamelesi ve hâdimi olmuş , nurların bütün sath-ı arza intişarına vesile olmuş , hizmeti imaniye için hayatlarını feda etmiş , ashab-ı kiram endamlı ağabeylerimiz. Allah onlara rahmet etlesin , bizleri de son nefesimize kadar bu hizmeti imaniyeden ayırmasın Hakta ittifak, ehakta ihtilaf olduğundan; bazan hak, ehaktan ehaktır; hasen, ahsenden ahsendir. Herkes kendi mesleğine "Hüve hak" demeli, "Hüve-l hak" dememeli. Veyahut "Hüve hasen" demeli, "Hüve-l hasen" dememeli. M. 475 Hizmet Düsturları - 114

  • SALİH

    23.4.2021 15:04:43

    Bir eliyle bir dönemi kapatırken Hüsnü Ağabey, sanki diğer eliyle de Yeni Dönemi açtı gibi. Bundan böyle, Nur Talebeleri eserlere bağlı kalarak ve hürriyet ortamını en güzel kullanarak dinsizlikle mücadele edeceklerdir. Ufuk açan ve bize ümit veren yazılara ihtiyacımız var, ağabey. Allah razı olsun.

  • Serap

    23.4.2021 14:41:55

    Evet, artık her bir nur talebesinin bir hüsnü, bir kutlular ve bir kırkıncı olma zarureti ufukta beliriyor.

  • Hüseyin

    23.4.2021 14:18:52

    (2)Sorumlulukları belli, söylenmesi kolay, yaşanması zor dünya hayatında ve imtihanında, asrın bediüzzamanın çizgisini, sorumluluk duygusunu ve  ulvi gayesini azim ve iradesini, her ahval ve şeraitte gösterenler, düsturlarını yaşayanlar dünya durdukça, her daim adları rahmetle ve muhabbetle anılacaktır..

  • Hüseyin

    23.4.2021 14:18:06

    (1)Doğumla başlayan ölümle nihayet bulan dünyevi hayat döngüsü, insana burada başıboş olmadığını, vazifedar birer yolcu olduklarını, dünyada kısa bir süreliğine   misafir olarak kalacaklarını , kısa, sınırlı ve limiti belli bir zaman için kendilerine tahsis edilmiş olan anların bitiminde, çekilip alınacaklarını yerlerine yenilerinin konulacağını, gün geçtikçe bahusus sevdiklerimiz birer birer kayboldukça, hayatı, imtihanı, gayeyi daha iyi anlıyor mu geride arkada kalanlar.. İnsanın yaşama süresinin, ömür mühletinin bilinmediği, kuralların ve sorumlulukların belli olduğu bir imtihan dünyasında yaşıyoruz.. insanın fiilleriyle ve davranışlarıyla sınandığını, ayrılıp kaybolanların ardında boşluklar ve sessiz feryatlar kopardığını, hayatın fani, insanın fena ve zavallı olduğunu defalarca görerek , göstererek ve kalıcı olarak en ücra hücrelerine kadar öğreniyor insan....

  • Osman

    23.4.2021 13:02:31

    Hz. Üstad zübeyir abi ve diğer abiler Hz. Üstad ölümüm RN lara büyük hizmet edecek dedi insanlar ölüm lü Davalar ölümsüz dür RN lar ve ona bağlananlar kıyamete kadar sürecektir Yeni dönem her doğan gün Yeni bir alemin kapısıdır hayırlı sı

  • Mustafa coban

    23.4.2021 11:17:49

    Ilk saf risale talebelerinin vefatlari gercekten aci bir olay.baş siz bir vucud.ondersiz bir kervan.motorsuz bir araba.ama bu yolun kaderi bu.onderimiz muhammed mustafa (as)vefat etmişse,bu ümmet yoluna devam etmişse,gerisi teferruat.yol onun gerisi angarya.bu kutlu yürüyüş devam edecektir.bu yol Allah yolu,yüruyüşe devam,kulluga devam.tren hareket halinde,sirasi gelen bir dahaki durskta iniyor

  • Şahin

    23.4.2021 10:22:16

    Cenab-ı Hakk'ın ihsan ve keremiyle sizlerle gayet kudsî ve gayet ehemmiyetli ve gayet kıymetdar ve her ehl-i imana menfaatli bir hizmette, taksim-ül mesaî kaidesiyle iştirak etmişiz. Tesanüdümüzden hasıl olan bir şahs-ı manevînin fevkalâde ehemmiyet ve kıymeti ve üstadlığı ve irşadı bize kâfidir. Kastamonu Lâhikası - 89 Risale-i Nur'un talimatı dairesinde ve bizlere bahşettiği hizmet noktasında feyizli makamlara kanaat etmeliyiz. Haddinden fazla fevkalâde hüsn-ü zan ve müfritane âlî makam vermek yerine, fevkalâde sadakat ve sebat ve müfritane irtibat ve ihlas lâzımdır. Onda terakki etmeliyiz. Kastamonu Lâhikası - 89

  • Bünyamin gerdan

    23.4.2021 10:13:32

    Sa. İhtiyaç hissettiğim bir değerlendirme çok güzel olmuş. İnşallah cemaatimizde makas bulur. Diğer yazarlarda geniş çerçevede hadiseleri tahlil edebilirler. Allah razı olsun. Selam ve dua ile

  • Halim

    23.4.2021 10:10:10

    Ferdiyet döneminin bittiğini nezih bir üslup ile anlatmışsınız. Maşallah güzel olmuş..

  • Sezai MUMCU

    23.4.2021 06:38:20

    Bir kardeşimiz ‘bir devrin kapanması’ konusunda benim özelime şu mesajı atmış: "1960 da Üstadlık, 2021 de Ağabeylik bitti" Bu, Risale-i Nur Külliyatını yeterince anlayamamaktır. Merhum ve muazzez Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ‘ben de sizin gibi Risale-i Nur Külliyatı’nın talebesiyim’ diyerek ÜSTADLIK ÜNVANININ MUTLAK OLARAK Risale-i Nur Külliyatında kalacağını belirtiyor. Bütün Lahikalara, Mektubata, Sualara ve sair Risalelere giren Saff-i evvellerin mesaili olmadan Risaleleri bizim anlamamız gayet zorlaşır. Dolayısıyla Risaleler hakkında ‘kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız Hadisinin tahakkukuna vesile olan zevat yine Saff-i evvel AĞABEYLERİMİZDİR. Risaleler onlarsız olamaz ve biz ancak onları hürmet ve takdirlerle yadedip kendilerine nihayetsiz medyun oldugumuzu belirtiriz.

  • Nihat

    23.4.2021 04:29:05

    Zaman şahıs zamanı değil, cemaat zamanı. Şahısların, hakim siyasi güçler tarafından kullanılmaya çalışıldığını görmekteyiz. Kaleminize sağlık

  • Abdullah Tunç

    23.4.2021 03:41:05

    Şahısçılık,şahsa bağlılık meseleinde,Yeni Asya Nur cemaati yazıda istisna tu tulmalıydı.Kutlular abenin tavizsiz hizmet, meslek ve meşrebe bağlılık nokta sında elbette çok önemli bir yeri ve ağırlığı vardı. Ama hiç bir zaman tabi olunan bir fert olmadı ve cemaatımız onu öyle tanı madı.Eğer öyle olsaydı on ca ayrılmalar olmayacaktı Hizmette ağırlığı olunan ve bu noktada hürmet edi len,cemaatın bir ferdiydi. 25 sene evvel gazetedeki bir durum için Rahmetli Kutlular abe telefon açtım.Sert bir şekilde ne yapıyorsunuz,bu fetvayı nereden alıyorsunuz diye bir çıkış yapmıştım.Kut kular abe gayet sakin bir şekilde beni dinledi ve itiraz ettiğim noktayı izah ederek beni ikna etti.Bu birebir yaşadığım bir ha tıradır.Onun için Yeni Asya Nur cemaatına hiç bir fert hakim olup,yönetmedi.İs tişare ile hep hareket edil di.Bundan sonrada hiç kimse cemaati kendisine tabi edemiyecek.Şuralar hakim olacak.İstişareler hükmedecek.

  • Sezai MUMCU

    23.4.2021 02:42:04

    Dessas Ingilizi'in LOZANda Türkiye'ye mecburen kabul ettirdigi ve fakat LOZAN da bulunan MURAHHAS HEYETIN tamaminin seve seve kabul ettigi GLADSTONE PLANI ve GETIRDIKLERI Genc Türkiye Cumhuriyetinin BULUSLARI VE YENILIKCILIK CAGDASLIK gibi lanse edildi. Iste tam bu ZAMANLARDA NURCULARA MÜSLÜMANLARA HAYAT ZEHIR EDILDI. Dessas Ingiliz bu durumdan FEVKALEDE MEMNUNDU statükonun korunmasi icin KEMALIZMI kurdu ve TSK i de EMIR ve GÖRÜSLERININ boyundurugunun altina aldi. 5816 gibi SAHSE ÖZEL HUKUK ACUBESINI dessas Ingilizin himayesinde ve emrinde Türkiye hayata gecirdi. MÜSLÜMANLAR TAM BIR ISTIBDAT ALTINDA YÖNETILDI. NURCULARIN gülmesi HÜRRIYET, ADALET ve DEMOKRASIYE baglidir. Nurcular bunlari kendi alemlerinde IHLAS, UHUVVET ve MESVERET ile desteklerler.Baska CIKAR YOL YOK!

  • burhan

    23.4.2021 01:49:30

    Ferdiyet makamı bittiğine göre,Aslına yani gerçek manada cemaat olma ya tüm risale-i nur talebeleri can siperhane çalışmalı.Allah muvaffak etsin selam ve dua ile.

  • Turan Karakurt

    23.4.2021 01:04:11

    Allah ahirete göçen abilerimize rahmet eylesin, herbirini üstada komşu eylesin. Geride kalanlara istikamet üzre vazifelerini layıkıyla yapmayı nasip etsin.(amin) Evet yeni döneme dair hasbihal hoş olur bekliyoruz inşaAllah.

  • idris Hatırnaz

    23.4.2021 00:52:14

    "Ömürlerini hizmete adamış bu ağabeylerin ve diğer hizmet erbabının, hepimizin başının üstünde yeri var. Hepsini hayırla yad ederken, onların safiyet ve samimiyetini siyasetleri için kullananları ise Rabbimize havale ediyoruz."

  • Bedreddin

    23.4.2021 00:37:43

    Bir devrin kapanması hakikati çok hüzünlü geliyor bizlere,bereket versin elimizde Risale-i Nur'lar var.Rabbimizden niyazımız bu tedirginlik ve ağırlığı yeni dönemde hayırlara,saadetlere tebdil eylesin.Amin.

  • Kerem

    23.4.2021 00:32:27

    Nisan yağmurlarıyla toprağa düşenler ve topraktan yükselenler. Ne garip bir zamanı yaşıyoruz, ya Rabbi..

  • Halil İbrahim Karahan

    23.4.2021 00:29:06

    Doğrudan doğruya Risale-i Nur alıp Nurları, hayatımızın her anını nurlandırmalıyız.

  • Mustafa Aydın

    23.4.2021 00:19:01

    Risale-iNurların etrafındaki surlar yıkıldı, şimdi Nurlar kendi kendini müdafaa ve muhafaza edecek, buda şahs-ı manevi ve cemaatle olacak inşallah.

  • Halil İbrahim Karahan

    23.4.2021 00:13:08

    Allah razı olsun abi, RABBİM rahmet eylesin mekanı cennet olsun Varsa Azabını kaldırsın Cennette ise Makamını yükseltsin Habibi Muhammed Mustafa Sallahüaleyhi vesselam hürmetine

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı