"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ateist felsefenin Yirmi İkinci Söz ile imtihanı

Süleyman KÖSMENE
15 Şubat 2021, Pazartesi 00:01
Manisa/Akhisar’dan Sabri Aksoy: “22. Sözün 1. Makamında “Bir zaman iki adam, bir havuzda yıkandılar. Fevkalâde bir tesir altında kendilerinden geçtiler. Gözlerini açtıkları vakit gördüler ki acib bir âleme götürülmüşler.” ifade edilen iki adam ve bir havuzdan ve buradan anlaşılması gerekenler nelerdir?”

Risale-i Nur’da Temsiller

Risale-i Nur iman hakikatlerini kolay ve anlaşılır temsillerle avama da anlatan bir üslûba sahiptir. Hakikatleri temsilatla anlatma tarzı, esasen Kur’ân’ın i’cazına ait bir özelliktir. Risale-i Nur’a Kur’ân’dan yansımış ve Risale-i Nur’un bir alâmet-i farikası olmuştur. Risale-i Nur’un kuvvetli ve tesirli oluşunun önemli bir sebebi budur.  

Temsiller Risale-i Nur’un tebliğde elidir ve dilidir. Risale-i Nur’un üslûbunu ağır bulanlara en susturucu cevaptır. Bir hocanın üstünkörü bakıp anlamıyorum dediği metinleri, bir köylü de, bir çoban da hocaya bu temsiller yoluyla anlatır.  

Evet, bizler dilimizde korkunç bir erozyon yaşadık, dilimize ve tarihimize yabancılaştık. Yüz yıl önceki metinleri ve kelimeleri anlamaktan aciz bir noktaya savrulduk. Şimdi kusuru kendimizde değil, metinlerde arıyoruz. 

Oysa böyle değil; bir İngiliz 1500’lü yıllarda yaşayan William Shakespeare’in eserine hiç dokunmaz, yabancılık da çekmez, olduğu gibi okur ve anlar. Eğer anlamıyorsa, Shakespeare’i yontmaz; kendisini onu anlayacak şekilde donatır.

Her Kim Olursan Ol, Bak, Gör!

Risale-i Nur, temsil sırrıyla hakikatler denizine bir gavvas gibi dalıyor; imanı kurtaracak nurları çıkarıyor. Mevcut imandan istifade cihetine gitmiyor. Çok deliller ile yepyeni bir iman-ı tahkikî kulesi inşa ediyor. Hızır gibi herkesin imdadına yetişiyor.

Risale-i Nur’da temsil sırrı bir dürbün gibi kullanılmış; uzak hakikatler yaklaştırılmış, dağınık meseleler toplanmış, yüksek nurlara çıkılmış, gaybî hakikatlere erişilmiş, derin imanî ve İslâmî esaslara şuhuda yakın bir iman hâsıl edilmiştir. 1 

Sırr-ı temsil yoluyla akıl başta olmak üzere, vehim, hayal, nefis, heva ve şeytan da teslim-i silâha mecbur kılınmıştır. Bir deist de okusa, bir ateist de okusa, yeter ki anlamaya niyetli olsun, yeter ki alıcılarını açsın; Risale-i Nur’u anlayacaktır. 

Eski evliyanın divanları belirli bir irfan seviyesine gelenlere feyiz veriyor, veli olanlara makamları gösteriyordu. Risale-i Nur ise herkese der ki: “Her kim olursan ol, bak, gör! Yalnız gözünü aç, hakikati müşahede et! Saadet-i ebediyenin anahtarı olan imanını kurtar!” 2

Yirmi İkinci Söz’ün Makamları

Yirmi İkinci Söz, iki makam olarak yazılmıştır. Birinci Makam temsiller bahçesi, İkinci Makam bu bahçe üzerine bina edilen Tevhid Sarayı hükmündedir. Allah’a iman gibi bir kutb-u azamı önce temsillerle, ardından burhanlarla insan zihnine adeta perçinliyor. 3  

Bu ders, ateist felsefeyi savunan birisi ile akıllıca düşünen birisinin münazarasıdır. Misalde geçen havuz ana rahminde dokuz ay kaldığımız ve her cismimizin sıfırdan yaratıldığı hilkat haznesine, kendimizden geçip götürüldüğümüz acaip âlem dünyaya işarettir. 

İki arkadaş bu acaip âlemde geziyorlar. Âlemin sahibini arıyorlar. Birisi inkârcıdır, bu âlemin bir sahibi, bir yaratıcısı olduğuna inanmıyor. Diğeri ona aklî deliller, mantıkî burhanlar sunuyor. 

Akıllı arkadaş, direnç gördükçe delillerini arttırıyor, inat gördükçe burhanlarını ziyadeleştiriyor. Her bir delil bir bomba gibidir, her bir burhan ateist felsefeyi paramparça edecek güçtedir. 

Öyle uzaklardan delil ve burhan getirmiyor. Yaşadığımız yerlerden, basıp çiğnediğimiz, görüp geçtiğimiz, ama tam bir körlükle göremediğimiz yapraktan, topraktan, taştan, meyveden, çiçekten, havadan, sudan örnekler sunuluyor. İnsan okudukça bu örnekleri daha önce neden göremediğine yanıyor, nasıl körleştiğine inanamıyor. Ve okudukça tevhid semasında uçuyor, imanı kuvvet buluyor.

Sözümüzü mübalâğalı bulanları, Yirmi İkinci Sözü bir defa okumaya dâvet ediyorum.  

Dipnotlar:

1- Mektubat, s. 445. 

2- Kastamonu Lâhikası, s. 34.

3- Sözler, s. 313.

Okunma Sayısı: 1972
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı