"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gıyabî kul hakkı ne olacak?

Süleyman KÖSMENE
05 Şubat 2021, Cuma

Volkan Arpacık: “Elimden geldiğince Risale-i Nur okumaya, Risale-i Nur sohbetleri dinlemeye gayret eden biriyim. İmanımı kuvvetlendirmek için az da olsa gayret içindeyim. Bilhassa ölüm üzerine olan Risaleler beni etkiledi ve artık ahireti merak etmeye başladım. Ancak ahirete tevbe ederek ve kul hakkı olmadan gitmek istiyorum. Bunun için bu yaşıma kadar üzerimde kul hakkı olanlar ile helâlleşmem lâzım. Fakat üzerimde kimlerin kul hakkı vardır veya isimleri nedir bilmiyorum? Bazen duâmda “Allah’ım üzerimde ismini bilmediğim insanların kul hakkı vardır onları Sen biliyorsun, ben beşerim unutuyorum. Ben Senin huzuruna kul hakkı ile gelmek istemiyorum bana yardım et, onlarla helâlleşmemi nasip et. Ayrıca yapacağım bu hayır hasenatı (meselâ Yeni Asya neşriyat adına nakdî yardım yapıyorum) da üzerimde kul hakkı olanlar için yapıyorum. Sen beni de onları da affet! Âmin.”  şeklinde duâ yapıyorum. Sizce bu kul hakkı meselesini nasıl halledebilirim? Üzerimde kul hakkı olanlar lehine Allah Rızası için hayır hasenat yapmam doğru mudur?”        

BÜYÜK KORKUMUZ    

Gıyabî kul hakları konusunda hangimiz kendimizi tam manasıyla arındırabiliriz? Maalesef bu konu bizim mahşere giderken büyük korkumuz! Kimleri gereksiz yere üzdük, kimlerin farkında olmadan hukukuna girdik, kimlerin gıybetini yaptık, kimleri haksız yere yargıladık? Bunlar zimmetimize aldığımız kul haklarının en masumları! 

 “O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından, çocuklarından kaçar.” 1 Âyetleri bu hakları hatırlatıyor olmalı. Başka türlü neden kaçacaksın en yakınlarından? Hukukuna giriyorsun, farkında değilsin; o yüzden. O gün hukukuna girdiğin kimselerin sırtı seninkinden güçlüdür.  

Oysa biz bunların birçoğunda kendimizi haklı sanıyorduk, hatamızı kabul etmiyorduk, işi onur meselesi yaparak içinden çıkılmaz hale getiriyorduk, bencilce davranıyorduk, öfkelenmiştik, affedememiştik…  Gururluyduk!

Dolayısıyla helâlleşmeyi ihmal etmiştik! Bakalım gurur bizi mahşerde kurtaracak mı?      

HESABI MAHŞERE GÖRE YAPMALIYIZ     

Belgeye dayalı olan veya iki tarafın mutabık kaldığı durumlarda kul hakkını ödemek pek zorluk ihtiva etmez. Çünkü borçlu olduğun şahıs da, adresi de, kul hakkının mahiyeti de biliniyor. Sen unutsan, o unutmuyor. Ödersin, biter. 

Ödemeyle bitiremeyebilirsin de tabiî ki. Adam hakkını helâl etmiyorsa, onu rızasıyla, zorlamadan hakkını helâle götüren çözümleri bulmak lâzımdır. Bazen bu çözüm, hakkın maddî değerinden daha pahalıya da mal olabilir. “Ben sana üç kuruşluk zarar verdim. Al üç kuruşunu; konuşma!” demekle helâllik gerçekleşmiş olmayabilir. Senin üç kuruşluk zararınla, adam beş liralık hasara uğramış olabilir. Onu dinlemek lâzım! Adamın kızgınlığını kaygısını anlamak lâzım! Onun yerine kendini koymak lazım! Onu pimpirik olmakla, konuyu uzatmakla suçlamayalım. Belki biz pimpiriğiz!   

Aslında bu gibi durumlarda şöyle düşünsek ne güzel olur: “Arkadaşım mahşerde hesabımın kolay olması için çabalıyor!” Öyle ya, burada bu hesabı haklı da olsan, kapatsan ve helâlleşsen, mahşerde bu hesap karşına çıkmıyor. İyi değil mi? 

İhtilâfın çözümlenmesi için üçüncü şahıslara da iş düşebilir. Nitekim Kur’ân, “Kardeşlerinizin arasını ıslah edin!”2 buyuruyor.     

HAK SAHİBİNİ BULAMAMIŞSAK      

İnsanlar aleyhine, üzerimizde gıyabî kul hakkı olabileceğini düşünüyorsak, zor durumdayız demektir. Ödemek istiyoruz, ama hak sahibini bulamıyoruz. Hakkın miktarını bilemiyoruz. Hakkın bizim elimizde olmasından, karşı tarafın gördüğü zararı bilemiyoruz. 

Bu gibi durumlarda şu yolları izleyebiliriz:

1- Bundan böyle daha duyarlı olmaya gayret etmeliyiz. İşi sonraya bırakmadan, zamanında helâlleşmeliyiz.  

2- Geçmiş dönemlere ait hak sahiplerine ulaştıkça mümkünse tazmin etmeyi ve helâlleşmeyi sürdürmeliyiz.    

3- Hiç izine rastlamadığımız hak ve hukuk meselelerinde ise –sizin de yazdığınız gibi- onun namı hesabına hayır hasenat yapmaktan, ona mağfiret dilemekten, bu mihnetten bizi kurtarması ve hak sahibini rahmetle memnun etmesi için Cenab-ı Allah’a duâ etmekten başka çaremiz kalmıyor. 

Dipnotlar:

1- Naziat Sûresi: 34-36. 2- Hucurat Sûresi. 

Okunma Sayısı: 3223
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı