"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tarikat, cemaat ve mezhepler dinden soyutlanır mı?

Süleyman KÖSMENE
08 Nisan 2019, Pazartesi
Adana’dan Selma Ferli: “Tarikatsız olmaz mı? Cemaat gerekli mi? Mezheplere neden gerek var? Peygamberimiz (asm) zamanında böyle şeyler yoktu, ihtiyaç da yoktu. Sonradan neden çıktı bunlar?”

AHLÂKLI İNSAN YETİŞTİRMEK  

Tarikatlar ve cemaatler sivil yapılanmalardır, tüzel kişiliklerdir. Dernekler, vakıflar, sendikalar, cemiyetler de öyledir. Demokrasilerde sivil toplum örgütleri vardır ve bunlar toplumun menfaati için faaliyetler yaparlar. Kötü amaçlılar var diye kurulmasın denmez. Kötü amaçlı örgütler için devlet tedbir alabilir şüphesiz. Ama kötü amaçlı örgüt kurulur diye iyi amaçlı örgütlerin kurulmaması savunulamaz.

Sivil örgütleri toplum ve devlet denetler. Dinî amaçlı cemiyetler için ise bir üçüncü denetim mekanizması vardır: Bizzat dinin kendisi! Dinin emirleri ve yasakları kötü amaçlı her türlü faaliyetin en büyük engelidir.

Hiçbir tarikatın veya hiçbir cemaatin gayeleri içinde hiçbir şekilde devletin iş ve işleyişiyle çelişen, engelleyen veya karışan, toplumun ahenk ve asayişini bozan, siyasetin çarkları arasına girmesini gerektiren hiç bir madde yoktur. Var deniyorsa uydurmadır ve yamamadır! Tarikat ve cemaatlerin tek işi iyi ve ahlâklı adam yetiştirmektir.

SİLİK SÖZLERE İTİBAR EDİLMEMELİ  

Tarikatlar ve cemaatler insanları manevî olarak eğiten sivil okullardır. Terbiye merkezleridir. Mezhepler de dini ve sünneti doğru içtihatlarıyla yaşanan hayata adapte eden, dinî soru ve sorunları Kur’ân ve sünnet çerçevesinde çözen akademik kurullardır. Her üç disiplin de dinin tutan eli, yürüyen ayağıdır. Tarikatlar ve cemaatler ahlâkı ve imanı, mezhepler ameli yaşanan hayata mal etmişlerdir.

Tarikat da, cemaat de, mezhep de gereklidir. Hepsi de topluma pozitif değerler sunmuşlardır. Barış, kardeşlik, çalışkanlık, aşk, şevk, kanaat, sabır, şükür, fikir, zikir, tevekkül, diğerkâmlık, doğruluk, dürüstlük, samimiyet, ihlâs, takva, amelde salih ölçüler, şecaat, vatan sevgisi bunlardan sadece bir kaçıdır.

Bu değerlerin verilmemesi bir toplum için savunulamaz. Bu değerlerin hepsi İslâmiyet’in emridir. Tarikatler, cemaatler ve mezhepler bu emirlerin özümsenerek ve içselleştirilerek yaşanmasında çok etkin görevler üstlenmişlerdir.

Tarikatı, cemaati ve mezhebi dinden soyutlarsanız ortada din de kalmaz.

Son yıllarda bu konuda çok silik sözler tedavüle sürülüyor. Hatta bu kirli sözler Hazret-i Peygamber’e de (asm) el uzatıyor. Hadisleri ve sünneti de dışlayan bir kirli söylem, “bize Kur’ân yeter” iddiasıyla suret-i haktan da gözüküyor. 

Bunlara itibar edilmemelidir.

HAZRET-İ PEYGAMBER (ASM) ZAMANINDA İHTİYAÇ YOKTU  

Peygamber Efendimiz (asm) zamanında tarikat yoktu, mezhep de yoktur, ihtiyaç da yoktu. Çünkü ortada insanları irşad ve terbiye eden Hazret-i Peygamber (asm) vardı. İnsanlar bilmedikleri her konuda doğrudan ilk kaynaktan beslenirlerdi.

Ama kaynaktan uzaklaştıkça mürşit ve kılavuz imamlara ihtiyaç hâsıl oldu. Hemen her asırda maneviyat büyükleri, kutuplar, gavslar, şeyhler, mücedditler, âlimler çıktı ve insanları hayra, hakka, hakikate, dini doğru anlamaya çağırdı, yönlendirdi, rehber oldu. Dini o asrın anlayışına göre doğru olarak açıkladılar ve dine sokulmak istenen batıl fikirleri, bidat ve yanlışları ayıkladılar. İnsanların sorularını cevapladılar, ümmetin dinî ve manevî problemlerine çözümler getirdiler.

İşte bu kutupların ve âlimlerin her birisinin mesleği zamanla tarikat, mezhep veya cemaat olarak yapılandı ve kurucu imamının görüş ve direktifleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdürdü. Şimdi adına tarikat, cemaat veya mezhep denilen kurumlar, İslâm dininin doğru anlaşılması ve doğru yaşanması konusunda çok büyük görevler ifa ettiler.

Yanlışları yok mudur? Muhtemeldir! İnsanın olduğu yerde yanlış olur.

Ama yanlış olunca toplu bir refleksle hepsi silinip atılmaz. Yanlışlar düzeltilir ve herkes yoluna devam eder.

Okunma Sayısı: 1738
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı