"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tekfire cür’et edenler düşünsünler

Süleyman KÖSMENE
12 Haziran 2019, Çarşamba
Hasan Muharrem Bey: “Eski Said Dönemi Eserlerinde Sünûhat’ta Birinci Cümle’nin Tembih kısmını açıklar mısınız?

Risale-i Nur hadis ve tefsir usûlünden önemli kuralları hatırlatıyor ki, bu kaideler dikkate alınmadığında Kur’ân’ı ve hadisleri doğru yorumlamak mümkün olmuyor. Yanlış ve dar yorumlar çıkıyor. Deistlere ve İslâm’ı bilmeyenlere de gün doğmuş oluyor. Böyle birkaç dar yorum buluyorlar ve eleştiriyorlar da eleştiriyorlar. Oysa bilmiyorlar ki eleştirdikleri Kur’ân ve hadisler değil; eleştirdikleri yorumcunun dar görüşleridir. Dolayısıyla söz konusu kural ve kaideleri bilmeden Kur’ân’ı ve hadisleri yorumlamak doğru sonuca götürmez. Böyle teviller ve tefsirler yapanı da mesul eder. 

İstisnalar hükmün dışındadır 

Ezcümle, bahsettiğiniz yerde Bediüzzaman diyor ki:

“Bazı âyât ve ehadis vardır ki, mutlakadır; külliye telâkki edilmiş. Hem öyleler vardır ki, münteşire-i muvakkatadır; daime zannedilmiş. Hem mukayyet var; âmm hesap edilmiş.” 1 

Bazı genel ve kesin hükümler ihtiva eden âyet ve hadisler vardır ki, istisnasız herkesi hükmü içine aldığı zannedilmiştir. Oysa külliye değildir. Yani istisnaları vardır ve istisnaları hükmün dışındadır. Hem öyle âyet ve hadisler vardır ki, hükümleri belirli zamanlara ve durumlara bağlıdır. Oysa hükümleri daimî zannedilmiştir.    

Hem öyle âyet ve hadisler vardır ki, zaman veya bazı şartlar kayıt altına almıştır. Bunların da umumî ve herkesi mesul ettiği zannedilmiştir.  

Meselâ “Bu şey küfürdür” demek, “Bu şeyi yapan kâfirdir” demek değildir. “Bu şeyi yapan küfür olan bir davranış sergilemiştir” demektir. “O kişi küfür işledi” denilir, ama “O zat kâfir oldu” denilmez. Çünkü kâfir olmak kalpteki imanın yokluğudur. Küfür işlemek ise bir ameldir. Kişi küfür davranışını sergileyebilir. Günah işlemiş olur. Ama kalbinde iman kırıntısı varsa kâfir olmaz. 

Küfür kalbe ait bir sıfattır

Meselâ şapka secdeye mani olduğu için, zünnar rükûa mani olduğu için ve her ikisi de gayr-i Müslimlerin alâmet-i farikası olan giysiler oldukları için, Ebu-s’-Suud Efendi “şapka giymek ve zünnar bağlamak küfürdür” demiştir. Ama şapka giyen ve zünnar bağlayan kâfir olur dememiştir. Çünkü küfür kalbe ait bir sıfattır. 2   

Meselâ, Peygamber Efendimiz (asm): “Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiğinde sözünde durmaz. Kendisine bir şey emanet edilince hıyanet eder.” 3 buyurmuştur.

Bu gün bu üç alâmeti birden veya bir kısmını üzerinde taşıyan Müslüman çoktur. Onlara kalplerinde iman olmak kaydıyla günahkâr denir; ama münafık denmez. İnsanları, amelleri kötü de olsa barkodlamamak lâzım. Çünkü kalplerini bilmiyoruz. Savaşta yere düştükten sonra şehadet getiren bir müşriki, samimiyetine inanmayarak öldüren Halid bin Velid’i (ra) Resulullah Efendimiz (asm), “Kalbini açıp baktın mı?” 4 diyerek azarlamıştır. Bediüzzaman bu sebeple, “Tekfire çabuk cür’et edenler düşünsünler!” 5 diyor. 

Keza Kur’ân, “Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin.” 6 buyurmuştur. Bu âyette nehy-i Kur’ân mutlaktır, kesindir; bu, genel bir hükümdür. Ama istisnaları vardır. Âyet bütün dostlukları yasaklamıyor. Mutlak oluşu itibariyle kayıt konulabilir. Bu âyetteki kayıt, “Yahudiyet ve Nasraniyet olan ayineleri hasebiyle dost olunmamasıdır.” Yoksa onlarla komşuluk, iş arkadaşlığı, beşerî ve medenî ilişkiler ve ailevî ilişkiler kurulamayacağı manasında bir nehiy değildir. Meselâ aynı Kur’ân, “Ehl-i kitaptan iffetli kadınlarla, mehirlerini vermeniz kaydıyla evlenmek size helâldir.” 7 buyuruyor. 

Bediüzzaman buna binaen soruyor: “Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!” 8 

Kayıtları dikkate almayarak Kur’ân’ı bütün iletişim kapılarını kapatan bir kitap olarak sunmak, Kur’ân’ı anlamamaktır, Kur’ân’a haksızlık etmektir.

Dipnotlar:

1- Eski Said Dönemi Eserleri, s. 471.

2- İşaratü’l-İ’caz, s. 113.

3- Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 107-108; Tirmizî, Îmân 14.

4- Ebû Dâvud, Cihad, 95; Ibn Mâce, Fiten, 1.

5- Eski Said Dönemi Eserleri, s. 472.

6- Maide Sûresi: 51.

7- Maide Sûresi: 5.

8- Eski Said Dönemi Eserleri, s. 247.

Okunma Sayısı: 2144
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı