"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Başörtülülerin seçim imtihanı

Yasemin GÜLEÇYÜZ
26 Haziran 2019, Çarşamba 00:27
İstanbul’da genel seçim havasında gerçekleşen bir belediye başkanlığı seçimini yaşadık.

Sonucun ülkemiz ve İstanbulumuz için hayırlara vesile olmasını diliyoruz. 

Sadece bu seçimler değil, sıkça yaşadığımızdan diğerlerinde de müşahede ettiğimiz bir tablo hanımlarımızın hassaten mesture olanlarının ilginç yaklaşımları. Şehrin ana meydanlarında kendinden geçmiş bir şekilde müzik eşliğinde oy vereceği partiyi desteklemek için oynayan başörtülü genç kızlarımız, ablalarımız, teyzelerimiz ibretli sahneler oluşturdular. Medyadan takip ettiğimiz kadarıyla sadece İstanbul’da değil hemen her seçimde diğer şehirlerimizde de yaşanan tablolar farklı değildi... Başörtüsünün temsil ettiği ‘’ruh-u aslî’’ye münasip olmayan, âyette de hadiste de yer almayan, insana ‘’Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu’’ dedirten utanç verici sahnelerdi izlediklerimiz. 

Halk tabakasında başörtülü kadınların büyük kısmının siyasete yaklaşımı farklı değil. Peki toplumun üst katmanlarında tablo nasıl?

KADIN VE SİYASET

Yetişkin bir hanım olarak kadınların üniversiteye başörtüsünden dolayı giremediği yılları yaşadım. Vazifesinden alındığı günleri de.... Gün geldi başörtülü hanımlar siyaset arenasına dahil olup millet meclisine girdiler. 

Başörtülü milletvekillerimiz, bakanlarımız oldu. Bu sefer de Çankaya resepsiyonlarına alınmadılar. Köprülerin altından çok sular geçti. 

Başörtülü kadınlarımız mecliste de, resepsiyonlarda da, dış ülke ziyaretlerinde de ülkemizi temsil edecek düzeyde vazifeler aldılar. Açıkçası hemcinslerimizin bu başarılarıyla gurur duyuyor ve seviniyoruz.

Bununla birlikte yorumlamakta zorlandığımız tablolar da yok değil. Sözgelimi hapishanelerde şu anda mahpus olan yüzlerce bebek ve anneleriyle ilgili tek bir cümle etmemeleri, onları görmezden gelmeleri, çözüm üretmemeleri anlamakta zorlandığımız bir konu. (Bu meseleyi gündeme getirmek ve çözüm istemek din adına siyasete girmeyen bir partinin başı açık kadın temsilcisine nasip oldu.)

Aileye yönelik boşanmayı çok kolaylaştıran hükümleri kanunlaştırıp, ailesiz toplumu hedefleyen İstanbul Sözleşmesi’ni ‘’ölüm kalım meselesi’’ nitelendirmesiyle savunmaları, İslâmî feminizmdem dem vurmaları da anlamakta zorlandığımız bir diğer konu.

Peki çok daha önceleri kadın ve siyaset konusunda durum nasıldı?

FALİH RIFKI’ DAN HATIRALAR

Falih Rıfkı Atay Cumhuriyetin kuruluş yıllarında kadına bakış açısını ‘’Çankaya’’ isimli eserinde ‘’Değişen Hayat’’ bölümünde şöyle anlatıyor: 

‘’1923’de Ankara’ya gittiğimiz vakit, ora hayatını İstanbul’dan çok geri bulmuştuk. Ankara’da İstanbul alafrangalarından hemen hemen hiç bir aile yoktu. Çankaya’da oturan bir kaç uyanık milliyetçi kendi aralarında erkekli kadınlı buluşmakta idiler. Fakat sokak tamamıyla kadınsızdı.’’

Falih Rıfkı Atay, Atatürk’ün kadınsız Ankara’da kadına ait düşüncelerini de şöyle anlatıyor: ‘’ Kadını kurtaracaktı. Kurtarmak için önce açmalı idi. Haremi yıkmalı idi. İlk yapılan işlerden biri İstanbul tramvayları ile vapurlardaki perdelerin kaldırılması olmuştur... Kadın hareketi büyük bir hızla gelişti. Mustafa Kemal ve İsmet Paşa dâvetlerin kadınlı olmasına bilhassa dikkat ederlerdi. Nihayet hareket Medeni Kanuna, kadınla erkek arasındaki her türlü farkların kaldırılmasına gitti. Parola, ilerde hiçbir gerilemeye imkân vermeyecek kadar kadına her meslekte yer vermekti. Kadın milletvekilleri, belediye azası, hekim, avukat, herşey olmalı idi. Üniversitede erkeklerle beraber okumalı idi. Seçimlerde oy vermeli idi. Taassup şaşırıp kalmalı idi.’’

‘’Mustafa Kemal köy kadınını zorlamamıştır. Devrimlerinde evrimciliğe bıraktığı tek şey belki de budur. Köyde çok evliliğe dahi göz yummuştu. Köy kadınının kurtuluşu,  iktisad ve terbiye şartlarının tamamlanmasına bağlı kalmıştır. Tarlada çalışan kadın nihayet hür olur. Nihayet bütün haklarını alabilir. Kadın dâvâsında tehlike, harem dişiliğidir.’’

HÜLÂSA

Evet Falih Rıfkı 96 yıl öncesinin Ankara’sını, yeni kurulan Cumhuriyetin kadın politikasını  böyle anlatıyor. 96 yıl önce balolar için mumla kadın ararken, şimdi büyük şehirlerin ana meydanlarında seçim zamanlarında mesture hanımlar danslar yapmakta. 

Ahirzamanın bu acı tablosunu siz nasıl yorumluyorsunuz?

Okunma Sayısı: 2288
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Müjdat Bayar

    27.6.2019 00:03:37

    Nasıl yorumluyoruz?Tesettürün mahiyetiyle tamamen zıt tavırları hayatın alanında görüyoruz maalesef.Başörtüsü gibi yüce bir değeri her türlü menfiliğin bulunduğu siyaset arenasında harcamak içler acısı.

  • Mete

    26.6.2019 12:59:56

    Yorumlayacak bir şey yok herşey ortada. Allah sonumuzu hayretsin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı