"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Körlük

Yasemin YAŞAR
07 Mayıs 2022, Cumartesi
İdeolojik anlamda birçok körlük çeşidi vardır. Irk, inanç körlüğü, cinsel körlük, romantik körlük ve politik körlük.

Bunlardan politik veya siyasi körlük meselesi hali hazırda ciddi bir problem gibi durmaktadır. En azından dine hizmet eden ve bu iddiayla yola çıkan cemaatler arasında.

Öncelikle, ideolojik körlüğü şöyle tanımlamak mümkündür. “Bireylerin, kişi, kurum, olay ve dünyayı değerlendirirken nesnel gerçekliği aramak yerine kimliklerinin, önyargılarının, duygularının, psikolojik ve sosyal benliklerinin etkisi ile doğruluğu kanıtlanmamış verilerle ve ait oldukları sosyal, siyasal, kültürel ve ideolojik grupların, öğretilerin, inançların etkisi ile hareket etmelerine ideolojik körlük” denir.

Bugün özellikle cemaatlerde, ideolojik körlüğün bir çeşidi olan siyasi körlüğün had safhada olması, üstelik Kur’an namına diyerek hali hazırdaki siyasi partiye nokta-i istinat olma kararları ve duruşları, siyasi körlükle kendi davadaşlarını ötekileştiren bir dil kullanmaları, geldiğimiz süreci ciddi sorgulamak gerektiğini söylemektedir.

Partiye duyulan aşırı sevgi ya da diğer partilere duyulan nefret üzerinden sosyal ve politik olguları değerlendirmede nesnelliğin yitirilmesi ile oluşan çarpıtma ve filtrelemelerle oluşan “politik körlüğe” Kur’an ve onun tefsiri olan Risale-i Nur’dan referans getirmek, öncelikle, Bediüzzaman ve davasını, onun duruşunu anlamamaktan ileri gelmektedir.

Bediüzzaman’ın tarihi süreçteki duruşunu kavrayamayanlar, onun siyasete karşı duruşundaki ölçüyü idrak edemeyenler, bir talebesine siyasi bir partinin yerel teşkilatını kurma izni verirken bundan yıllar önce söylediği “Euzu billahi mineşşeytan vessiyase“ söylemini unutarak mı buna izin verdiğini sanmaktadır.

Bediüzzaman, şeytan ve siyaseti yan yana anarak, şeytan ve siyasetin izlediği ortak bir yönteme ve benzer bir sapmaya dikkatleri çekmiştir. Bu hükmün dayandırıldığı muhakeme içerisinde taassup, tarafgirlik, inat, cerbeze, garaz gibi nefis hesabına şeytani yaklaşımların siyaset potasında meşrulaştırılma tehlikesinin derslerini vermektedir. “Bir zaman, bu garazkarane, tarafgirlik neticesi olarak [siyasi körlük/Y.Y.] gördüm ki: Mütedeyyin bir eh-i İlim, fikr-i siyasisine muhalif bir alim-i salihi tekfir derecesinde tezyif etti. Ve kendi fikrinde olan bir münafığı hürmetkarane methetti.” 22. Mektup.

Dolayısıyla siyasi körlüğü doğuran tarafgirlik ve garaz ile siyasetli cemaatler siyasi yakınlıklarının, yargılarını veya davranışlarını etkilediğinden habersiz bir şekilde farkında olmadan kendi siyasi grubunu veya görüşlerini destekleyen bilgileri seçici olarak hatırlayıp, siyasi rakip olarak gördüğü parti, lider ve kişilerin yargılarını ve davranışlarını kendisi gibi düşünenlere göre daha olumsuz biçimde karşılamaktadır. İşte Bediüzzaman’ın şeytandan sığındığı siyaset, tam da budur.

Özellikle siyasi argüman ve kanıtları değerlendirirken mevcut siyasi görüşlerini pekiştirenleri desteklemek ve görüşlerine aykırı olanları küçümsemek önyargılı olmak, ötekileştirmek, hedef göstermek tam da şeytanla beraber olan siyasi bir nazarın işidir.

Aklın ve istikametin gereği cemaatlerin siyasetle muhatabiyeti, normal şartlarda desteklediği parti, iktidara gelir ve vaatlerini yerine getiremezse bireylerin partileri ile aralarındaki destek bağını yeniden değerlendirmesidir. Siyasetin doğası bunu gerektirir.

Hareketlerini ve duruşlarını siyasi güce göre belirleyen partici kimliği ağır basan cemaatler, yani siyasi olarak körleşmiş olanlar, yanlış politikaları eleştirmek yerine o politikaları haklı gösterecek meşrulaştıracak nedenler üzerinden olaylara yaklaşma eğilimi göstermektedirler.

Bazen taraftarlık çoğu zaman partisini ve destekçilerini her yönü ile beğendiği ve kabul ettiği için değil, hiç beklenmedik şekilde rakip partileri destekleyen grupları sevmediği hatta nefret ettiği için de gerçekleşebilmektedir. Üstelik şeytani siyaset son zamanlarda bir başka manevra ile “negatif partizanlık” kavramını gündeme getirerek, bazı insanlarda, politik olarak desteklediği ya da sevdiği parti ya da liderden çok sevmediği gruplar, partiler ve liderler üzerinden harekete geçmeyi amaçlamıştır. Siyasetli cemaatlerin bir kısmı da bu şeytani planın içerisine düşmüş görünmektedir.

Hasılı; halihazırda şeytani bir argüman olan siyaseti Kur’an namına alkışlamak, nokta-i istinat olmak söylemleri ile körleşip, kainatı, küreleri birbirine bağlayan “bine kadar bir birleri göremeyenlerin” vay haline. Şeytani bir zeminde oluşturulan “Biz” duygusu ile bunun dışında kalanlar için “öteki” tanımlaması yapıp “İyi, güzel, doğru” olan tüm özellikleri “biz”in içinde, “kötü, yanlış, çirkin” olan tüm özellikleri “öteki”yle özdeşleştirme körlüğü bir an evvel referans alınan satırlarla hemen tedavi edilmelidir.

İnsanlar partileri ile bağlarını duyguları ile değil, mantık ya da akılları ile kursalar, vaat ettiklerini gerçekleştiremeyen partilerine bakışlarını tekrar gözden geçirerek körlükten kurtulabilirler. Hattizatında bu o partiler için de bir gerekliliktir.

Nitekim toplumda akıl, muhakeme kavramı, ne kadar zayıflarsa, ideolojik manipülasyona, hatta en kaba yalanlara kapılma o ölçüde artar. Dolayısıyla gittikçe kendi gibi düşünenlerin seslerini duyduğu yankı odalarına hapsolan Türkiye’de hem sade vatandaşların hem de siyasetli cemaatlerin bu körlükten kurtularak, insanlık için ortak çıkarların hesabını yapan, sorgulayan, karşılaştırabilen yetkinliğe gelmesi gerekir. Tabi bunu yapabilmesinin ortamı da kaygı ve korkuların olmadığı demokrasi ortamlarıdır.

Okunma Sayısı: 2024
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    8.5.2022 00:12:06

    Evet zaman birlik,beraberlik ve ittihad ZAMANI. Risale-i NUR' un iman ve ibadelerle ilgili derslerini devamlı mütaala ettiğimiz gibi, SOHBET ve DERS  mekan ve zeminlerinde LAHİKALARA ve Ictimai ve de  siyasi konuları da hiç bir endişe ve sebebe takılmadan icra ederek tamamlamak bunun yegane çaresidir. Bunu layıkı vechi ile yapamadığiımız için bütün bu sıkıntılar maalesef. İTTİHAD-I İSLAM in ve SULH-U  UMUMİNİN yolu, RİSALE-İ NUR CAMIASININ ve diğer CEMAATLERİN HER MESELEDE İTTİHAD ETMELERİNDEN geçer. Yoksa daha çoook oyalarlar ve boyalarlar müslümanları ve İNSANLIĞI!?.. Allah c.c yar ve yardımcımız olsun inşaallah.

  • Abdullah

    7.5.2022 15:30:10

    Allah razı olsun. Yararlı bir tahlil..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı