"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vicdanın susturulması, bastırılması ve körelmesi

Yasemin YAŞAR
05 Mayıs 2026, Salı
Vicdan, doğru ile yanlışı ayırt eden içsel bir muhakeme ve pusula vazifesini gören bir mekanizmadır.

İnsanın fıtratına yerleştirilmiş olan bu ahlâkî mekanizma, insanın hem Rabbiyle bağını kurarak hakikate yönelten, hem de sorumluluk şuuru geliştiren çok önemli bir role sahiptir. Ancak vicdan miyarı, enaniyetle, kişisel çıkarlarla, tarafgirlik hissiyle istibdatla ve ideolojik algılarla bozulabilir. Bu bağlamda vicdanın susturulması, bastırılması ve körelmesi, ahlâkî yozlaşmanın üç aşamalı süreci olarak değerlendirilebilir.

Bu ahlâkî yozlaşmanın ilk aşaması, vicdanın susturulmasıdır ki, kişinin içsel uyarılarına rağmen bu uyarıları bilinçli olarak görmezden gelmesiyle başlar. Bu aşamada kişi, hakikati bilir; fakat menfaat, korku ve benzeri sebeplerle vicdanının sesini duymamayı tercih eder.  Kişi, kendi çıkarını merkeze aldığında, hakikatin sesini kısar, nefsinin sesini dinlemeye başlar.  Bu durumda vicdan hala aktiftir, konuşur, fakat dinleyen olmaz. Fakat bu hal sürekli devam ederse vicdan bir süre sonra işlevsiz hale gelir ve susar. Böyle bir kimse zamanla da daha az konuşur hale gelir. Bu aşamada dinlenen derslerin tesiri ve kişinin tevbe istiğfarı durumu düzeltebilir.

Ahlâkî çöküşün ikinci aşaması ise vicdanın bastırılmasıdır ki, vicdanın susturulmasından sonra ortaya çıkar. Bu durumdaki vicdan, artık, yavaş yavaş, etkisizleşmeye  başlar. Cerbezenin, su-i zannın, gıybetin bolca istimal edildiği kısım bu noktadır. Yanlışı doğru, doğruyu yanlış göstermeye çalışır. Nefsi temize çıkarma ve sorumluluğu başkasına atma  tam da bu aşamada belirir.

Bu durum aslında önceleri insanın iç dünyasında bir çatışmaya götürür iken sonra bu  da zayıflar ve kişi hakkı ve hakikati yavaş yavaş eğip büker.  Kendine göre bir gerçeklik algısı oluşturup, ona inanmaya ve savunmaya başlar. Bu durumdaki kişi için hakikati ifade eden sözler, artık bir anlam ifade etmez. Nefis, kendini avukat gibi savunur. Bu aşamada da belki bir kurtuluş olabilir. Şahs-ı manevî havuzuna dahil olup, enaniyeti eritmekle,  vicdan tekrar aktif hale gelebilir.

Ahlâkî çöküşün üçüncü ve en son aşaması ise vicdanın körelmesidir. Artık nerdeyse geri dönülmez bir sürece girilmiştir. Kişi, artık yanlış yaptığının farkında bile değildir. İyilik ve kötülük algısı bozulmuş, ahlâkî ölçüler ters yüz olmuştur. Bu aşamada zulmü normal görmek haksızlığa karşı vurdumduymazlık ve hatta meşru saymak, körelmiş vicdanın göstergeleridir. Empati kabiliyetinin artık tamamen yok olduğu bu nokta, toplum vicdanını da zedeler. Kişi, kendisi berbat olduğu gibi başkalarını da aynı akıbete sürüklemekten zevk alır.  Risale-i Nur da bu durum, “kalbin ölmemiş” veya “vicdanın sönmemiş ise” diyerek olarak ifade edilir. 

Hasılı; küçük tavizlerle başlayan ve küçük haksızlıklara susmayla devam eden süreç, toplumsal ahlâkî bir krize kadar gidebilir. Bu yüzden Bediüzzaman ısrarla “laakal her on beş günde bir” İhlâs Risalesi’nin okunması dersini verir. Çünkü Kur’ânî olan bu ilaçtan başka, bu çöküşün tedavisi pek mümkün görünmemektedir.

Okunma Sayısı: 2005
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    8.05.2026 12:02:53

    Arda YILDIZ kardeşim bu Kemalistler dedikleriniz içine şu an8/5/2026 tarihli gazetemizde beyanı çıkan AKP li bir bayan vekilin sözlarinizi de görmenizi istriham ederim.Asıl problem şu:Biz kimin ne olduğunu bilenlerdeniz amma lakin bizdenmiş gibi görünüp senin o dediği fikre,ceberrutluğa hizmet eden ve sağ gösterip sol vuran siyonist hizmetkarlarını rabbim görmek ve idrak etmenizi nasip etsin.

  • Güler Aslan

    5.05.2026 16:46:30

    Tarafgirlik marazıyla başlayıp , ihlas devasıyla son bulan yazınınızı üstadımızın şu ifadeleri özetliyor: “Risale-i Nur’un bu kadar muarızlarına mukabil en büyük kuvveti ihlâs olduğundan ve dünyanın hiçbir şeyine âlet olmadığı gibi, tarafgirlik hissiyatına bina edilen cereyanlara, hususan siyasete temas eden cereyanlarla alâkadar olmaz. Çünkü tarafgirlik damarı ihlâsı kırar, hakikati değiştirir. “ Allah razı olsun. Yazılarınızı daha sık okumak duasıyla …🤲

  • Arda Yıldız

    5.05.2026 11:49:40

    Kemalizm tam da bunları yapıyor. Çocuklarımızı bu zorba Kemalist sistemden kurtarmalıyız. Eğitim sistemi islamın kurallarına göre yeniden dizayn edilmedikçe vicdani körlüğü ortadan kaldıramayız. Her şeye rağmen bu ülkede en vicdanlı insanlar dindarlardır. Kemalizmden etkilenen dindarların vicdanları da körelmeye başlıyor.

  • Ömer

    5.05.2026 08:38:09

    Sizin gibi değerli kalemlerin yazılarının herdaim olması gerekiyor. Bu kadar ara neden? Hasılı; küçük tavizlerle başlayan ve küçük haksızlıklara susmayla devam eden süreç, toplumsal ahlâkî bir krize kadar gidebilir. Bu yüzden Bediüzzaman ısrarla “laakal her on beş günde bir” İhlâs Risalesi’nin okunması dersini verir. Çünkü Kur’ânî olan bu ilaçtan başka, bu çöküşün tedavisi pek mümkün görünmemektedir.Kaleminize sağlık hocam tebrikler 👏👏👏🌅

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı